<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Köşe Yazıları arşivleri - Tuzla Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://tuzlagazetesi.com.tr/kose-yazilari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/kose-yazilari/</link>
	<description>Tuzla Gazetesi - Tuzla&#039;nın Güncel Haber ve Yaşam Portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 22 May 2025 18:47:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2024/01/cropped-Tuzla-Gazetesi-512-32x32.png</url>
	<title>Köşe Yazıları arşivleri - Tuzla Gazetesi</title>
	<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/kose-yazilari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hayatta Mutlu Olmanın Yolları Nelerdir?</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/hayatta-mutlu-olmanin-yollari-nelerdir/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/hayatta-mutlu-olmanin-yollari-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2022 15:43:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatta Mutlu Olmanın Yolları Nelerdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuzlagazetesi.com.tr/?p=147</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/Hayatta-Mutlu-Olmanin-Yollari-Nelerdir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Hayatta Mutlu Olmanın Yolları Nelerdir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/Hayatta-Mutlu-Olmanin-Yollari-Nelerdir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/Hayatta-Mutlu-Olmanin-Yollari-Nelerdir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/Hayatta-Mutlu-Olmanin-Yollari-Nelerdir-400x240.jpg 400w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/Hayatta-Mutlu-Olmanin-Yollari-Nelerdir-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Hayatta Mutlu Olmanın Yolları Nelerdir" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/Hayatta-Mutlu-Olmanin-Yollari-Nelerdir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/Hayatta-Mutlu-Olmanin-Yollari-Nelerdir-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/Hayatta-Mutlu-Olmanin-Yollari-Nelerdir.jpg 700w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Hayatta Mutlu Olmanın Yolları Nelerdir? Hayatta Mutlu Olmanın Yolları Nelerdir? Günlük konuşmalarımızda; gerek mesafe gerek iş yoğunluğu gerekse hayatın stresi altında, yüzeyleşen ilişkilerimizde kullandığımız kelime sayısı o kadar azaldı ki… Bazen sakin, enerji ve bilgi birikimi korkunç yoğun arkadaşlarımla bile, birbirimize –hatta kendimize bile- yeteri kadar zaman ayıramadığımızı fark ettim. Hayatta Mutlu Olmanın Yolları Nelerdir?&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/Hayatta-Mutlu-Olmanin-Yollari-Nelerdir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Hayatta Mutlu Olmanın Yolları Nelerdir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/Hayatta-Mutlu-Olmanin-Yollari-Nelerdir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/Hayatta-Mutlu-Olmanin-Yollari-Nelerdir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/Hayatta-Mutlu-Olmanin-Yollari-Nelerdir-400x240.jpg 400w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1>Hayatta Mutlu Olmanın Yolları Nelerdir?</h1>
<p>Hayatta Mutlu Olmanın Yolları Nelerdir? Günlük konuşmalarımızda; gerek mesafe gerek iş yoğunluğu gerekse hayatın stresi altında, yüzeyleşen ilişkilerimizde kullandığımız kelime sayısı o kadar azaldı ki…</p>
<p>Bazen sakin, enerji ve bilgi birikimi korkunç yoğun arkadaşlarımla bile, birbirimize –hatta kendimize bile- yeteri kadar zaman ayıramadığımızı fark ettim.</p>
<h2>Hayatta Mutlu Olmanın Yolları Nelerdir? Türkiye’de kadın olmak ve mutluluk</h2>
<p>Evet konunun biraz dışındayız şu anda belki ama Türkiye’de kadın olmak gerçekten çok zor. Mutlu kadınların arkasında hep bir şeyler aranıyor ve kadının en büyük düşmanı yine başka bir kadın oluyor. Bu yüzden sadece çevresiyle birlikte değil kendi başına da mutlu olabilen bireyler daha kaliteli bir hayat sürdürüyor.</p>
<h3>Mutlu olmak size çok da uzak değil</h3>
<p>Ben sadece bizleri yozlaştıran teknolojiyi kullanarak bunu yenmeye çalışıyorum. Vodafone reklamındaki Hakkı amcanın görüntülü telefonu kullanmaktan mutlu olması gibi ben de arkadaşlarımın yorumlarından, yazdıkları birkaç satırdan, telefondaki birkaç kelimeden mutlu oluyorum.</p>
<p>İnsan bazı şeylerin değerini kaybettikten sonra anlıyor. Bir arkadaşım ile başına gelen talihsiz bir olaydan dolayı bir süredir görüşemiyorum. Keşke bahçede beraber oturup bir somunu paylaşabilseydim diye hayıflanıyorum. Hatta ne anlama geldiğini bilmediğim 4G’ye bile razıyım.</p>
<h4>Hayatımızı yönlendiren değişkenler</h4>
<p>Zaman zaman hepimiz umutsuzluğa düşüyoruz. Çünkü <strong><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/hayata-dair-dort-altin-kural/">hayata dair</a></strong> düşündüğümüz ve planladığımız gibi olmasını istiyoruz. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, sürekli karşımıza çıkan ve hayatımızı renklendiren değişkenler bizi yönlendirir.</p>
<p>Karşımıza çıkan derelerden, dağlardan, uçurumlardan, vahşi doğadan etkilenerek yön değiştiriyoruz. Böylece hayatımızın akışı birden değişiyor ve bizde başka bir yöne doğru koşmaya başlıyoruz.</p>
<p>Tabii bizim bu atlardan en önemli farkımız düşüncelerimiz ve düş gücümüzdür. Eğer düş gücünüz yok ise hayatınız değersiz ve anlamsız olur. Hem kendimizin hem dost, ailemizin hem de toplumuzun düş gücü bizi bir arada tutan ve hayata bağlayan güçlü köklerdir. Küçük bir ceviz tanesinden on beşer metrelik devasa dalları olan bir ceviz ağacını hayal edin… İşte o dev ağacın yeryüzündeki dalları kadar yer altında köklerinin olduğunu da unutmayın.</p>
<h5>Hayatta mutlu ve huzurlu Olmanın Yolları</h5>
<p>Rüzgarlar ağaçları yatırabilir. Ama düş gücü olanlar bir başka değişle toprağa en sıkı tutunanlar yeniden ayağa kalkarlar. Sizce de en önemlisi bu değil mi? Yine dönüp dolaşıp cevize bağladık işi.</p>
<p>Ben de bu sefer bir sütlü tatlı ile ‘‘Sütlü Nuriye ’’ sözümü bağlayayım diye düşündüm. <a href="https://g.co/kgs/jJPxwu" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sütlü Nuriye</a>, İzmit’te doğmuş, büyümüş ama tatlı piyasasında adını yeteri kadar duyuramamış bir tatlıdır. Aslında sütlü tatlı dedim ama hamuru, şerbeti, fındık, fıstığı ile koç gibi bir hamur tatlısıdır. Eh biraz süt ilave edilerek sütlü tatlı grubuna sokulmaya çalışılsa da deli gibi kalori içerir. Bu yüzden Sütlü Nuriye’yi tadın ama alışkanlık yapmasına müsaade etmeyin. Sevmek serbest ama aşık olmak yok ama&#8230;</p>
<p><em>Sağlıcakla Kalın&#8230;</em></p>
<p>Dikkatinizi çekebilir; <em><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/kendinizi-gelistirmenin-yollari/">Kendinizi geliştirmenin yolları</a></em></p>
<h4>Tuzla Gazetesi</h4>
</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/hayatta-mutlu-olmanin-yollari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşili koruyalım</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/yesili-koruyalim/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/yesili-koruyalim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2022 13:19:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Tuzla' nın yeşilini koruyalım]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşili koruyalım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=3291</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Yesili-koruyalim.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Yeşili koruyalım" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Yesili-koruyalim.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Yesili-koruyalim-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Yesili-koruyalim-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Yesili-koruyalim-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Yeşili koruyalım" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Yesili-koruyalim-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Yesili-koruyalim-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Yesili-koruyalim.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Yeşili koruyalım Yeşili koruyalım; Günümüzde yapılan inşaatlar barajlar, kanallar ve bir çok yapıt doğayı incitmektedir. Peki  dünyanın varoluşundan beri yaşamını sürdüren yeşil doğayı korumak için ne yapmalıyız? Bu soruyu gerçekçi bir şekilde sorulması mevcut farkındalığımızı arttıracaktır. Evrende sadece insanoğlu yoktur. Çiçekler akan, çağlayan pınarlar, hayvanlar ve birçok mikro sistem bulunmaktadır. Ama bize en yakın toprak&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Yesili-koruyalim.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Yeşili koruyalım" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Yesili-koruyalim.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Yesili-koruyalim-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Yesili-koruyalim-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1>Yeşili koruyalım</h1>
<p>Yeşili koruyalım; Günümüzde yapılan inşaatlar barajlar, kanallar ve bir çok yapıt doğayı incitmektedir. Peki  dünyanın varoluşundan beri yaşamını sürdüren yeşil doğayı korumak için ne yapmalıyız? Bu soruyu gerçekçi bir şekilde sorulması mevcut farkındalığımızı arttıracaktır. Evrende sadece insanoğlu yoktur. Çiçekler akan, çağlayan pınarlar, hayvanlar ve birçok mikro sistem bulunmaktadır. Ama bize en yakın toprak anayı koruyamıyoruz. 2000 yılından beri yaşanan orman yangınları o kadar fazla ki mevcut evlerinde yanan hayvanlar azımsanmayacak kadar fazla bu konuya dikkat çekmekteki temel amacım varlığımızı borçlu olduğumuz doğaya karşı neler yapabiliriz?</p>
<p>Bu konuda hangi faaliyetlerde bulunabiliriz? Düşünüldüğü zaman <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/covid-19-nedir/">Covid-19</a> virüsü ile dışarıya çıkmayan insan oğlu doğanın canlanmasını ve bir nebze kabinin attığını İstanbul sahilindeki Yunusları görmüş oldu, İnsan doğaya zarar veriyor demek değil bu sakın yanlış anlaşılmasın, bu bizim farkındalığımız dünya sorunu hepimizin sorunu bu konu kesinlikle vatan, millet, din, mezhep ayırmamaktadır.</p>
<p>Barajlardaki su seviyesi azaldı. Su kaynağımız yıllara oranla azalmakta, mevcut sahiller denizin rengi değil Özellikle Karşıyaka Sahilinden örnek vermek gerekirse sahilden bakıldığında denizin renginin mavi değil kirlilikten dolayı yeşil olduğu fark edilmekte, Bizi içerisinde barındıran doğaya neden nankörlük ediyoruz? <span style="text-decoration: underline;"><strong><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/doga-demek-insan-demek/">Doğa Demek İnsan Demek</a></strong></span>. Bu soruya cevap aramak bile bir farkındalıktır. Peki sevgili yazar bunları bize neden anlatıyorsun diyorsunuzdur içinizden, bunları siz okurlarımızla paylaşmayı vicdani bir sorumluluk olarak görmekteyim, Aşağıdaki maddeler ile doğa çevremizin korunması konusunda sizlerin neler yapacağını anlatacağım.</p>
<h4><strong>Çevreci Vakıfların Düzenlemiş Olduğu Etkinliklere Katılım Sağlayın,</strong></h4>
<p>Çevreci vakıflar ülkemizde kurulan temel amaç olarak mevcut doğanın korunması ve ağaçlandırma faaliyetlerinin yapılmasını sağlayarak evimiz olan doğanın gücünü toplamasını sağlamaktadır. Samimi ve içten kadrosuyla çalışma fırsatım oldu, doğaya olan bakış açınızın değişmesini arzu ediyorsanız, Bu vakıf size doğa sevgisini aşılayacaktır. Ve kendinizi  fidan dikerken bulacaksınız, Bu vakıfa kayıt ücreti bir fidan karşılığı ve sizin gönüllü olmanız işte bu kadar basit T.C vatandaşlarını kabul ettiği gibi gönüllü yabancı uyruklu kardeş vatandaşlarımızı da mevcut faaliyetlerde görev alarak vakfın ve doğanın gelişmesini sağlayabiliyor, daha ne bekliyorsunuz, online kayıt formu iki tık uzağınızda…</p>
<h4><strong>Yeşili Koruyun Asla Zarar Vermeyin</strong></h4>
<p>Evet, günümüzde maalesef deniz manzarasını kapatan ağacı kesme zihniyeti var. Bu ise doğallığı azaltıp deniz manzarasının ağacın faydasından fazla görülmesi gibi bir yanlış algıya kapılmasını sağlıyor insanın, oysaki o ağacın insanların oksijenini arttıran ve havayı temizleyen bir yapısının olduğu unutuluyor, İnsan hiç akciğerlerini keser mi? İşte maalesef bilinçli veya bilinçsiz kesmiş bulunuyorlar. Ağaçlarında bir canlı olduğu unutulmamalıdır. Bilinçli budama işlemi yapılabilir ama arabanın park edilmesi için ağaç kesilmesi kesinlikle olmamalı bu doğaya ve insanın kendisine yapacağı en büyük kötülüktür.</p>
<h4><strong>Doğayı aynı evladınız kardeşiniz gibi sevin, incitmeyin,</strong></h4>
<p>Evet, bu madde altın değerinde evladınızı düşünün veya size en yakın birini işte ona verdiğiniz değeri doğaya vermeniz daha fazla sağlıklı yaşamanızı sağlayacaktır. Tıpkı 30-40 sene sonra size bakacağı umuduyla yetiştirdiğiniz biricik evladınız gibi, gün gelecek o ağacın gövdesinde dinleneceksiniz, gövdesini size açan bu ağacın sizden tek beklediği sevgi ve merhamet bunu da gösterebileceğinize inancım sonsuz. Bunu yapmanızın yolu doğayı incitmemek birliğini ve varlığını bozmamaktan geçer.</p>
<h4><strong>Gereksiz inşaat alanlarının devlet kararınca azaltılması gerek,</strong></h4>
<p>Bu durum maalesef bir çok Milletvekili onayı ile meclise taşınsa bile yapılan çalışmalar yetersiz kalmakta, umarım Covid-19 Devletimize ve bize doğanın ne kadar kıymetli olduğunu anlatmaya yeterli gelmiştir. Can kaybının çok fazla olduğu bu hastalığa iyi gelen Çam ağacı havasıdır. Çam ağacının ciğerleri ferahlatıcı etkisi yüzyıllardan beri bilinen bir gerçektir. Devletimizin makro düzeyde İnşaat yerine Doğal çevre yatırımı yapması sağlıklı aktif bireylerin artmasını sağlayacaktır. Dilerim ki Devlet ve özgür iradeli bireyler olan bizler üzerimize düşen duyarlılığı yerine getiririz.</p>
<h4><strong>Çöpünüzü Piknik Yerinde Bırakmayın ve Yeşili koruyalım</strong></h4>
<p>Bu madde önemli bir çevre sorunudur.  Ve yazımın son maddesini oluşturmaktadır, Bu maddeyi ele almamın en büyük sebebi ülkemizde çıkan orman yangınlarını sebep olarak göstermek doğru olacaktır. Piknik yapıyorsanız doğaya karşı sorumluluklarınız vardır. Gerekli eğlence faaliyetiniz olan pikniğinizi tamamladıktan sonra çevre temizliğini ihmal etmemelisiniz, Temizliği ihmal etmemeniz arkanızda kalan bir cam şişenin orman yangını çıkarmasının önüne geçebilir, Unutmayın bizi var eden doğadır.</p>
<h4>Doğayı Sevmek ve Sürdürülebilirlik İçin Adımlar Atmak</h4>
<p>Doğa, yaşamımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Yeşil alanlar, ormanlar, su kaynakları ve biyolojik çeşitlilik gibi doğal kaynaklar, hem insanların sağlığı hem de gezegenimizin dengesi için büyük önem taşır. Ancak, günümüzde çevresel sorunlar ve insan etkinlikleri doğanın dengesini tehdit etmektedir. Bu nedenle, &#8220;Yeşili Koruyalım&#8221; sloganı, doğayı sevmek ve sürdürülebilirlik için adımlar atmamız gerektiğini vurgular.</p>
<p><strong>I. Doğanın Önemi:</strong></p>
<p>Doğa, insan sağlığı üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Yeşil alanlar, stresi azaltır, zihinsel sağlığı iyileştirir ve genel refahı artırır. Ayrıca, doğal kaynaklar, temiz hava ve su sağlar, gıda üretimine katkıda bulunur ve biyolojik çeşitlilik aracılığıyla ekosistemlerin sağlıklı işleyişini destekler. İnsanlar olarak, doğayı korumak ve sürdürülebilirliği sağlamak, kendi sağlığımızı ve gelecek nesillerin refahını güvence altına almamızı sağlar.</p>
<h4><strong>II. Çevresel Sorunlar:</strong></h4>
<p>Günümüzde çevresel sorunlar, doğanın dengesini bozmaktadır. İklim değişikliği, habitat tahribi, su kirliliği, hava kirliliği ve ormansızlaşma gibi sorunlar, doğal kaynakların azalmasına ve biyolojik çeşitlilik kaybına yol açar. Bu sorunlar, insan faaliyetlerinin sonucu olarak ortaya çıkar ve gezegenimizin geleceğini tehdit eder.</p>
<p><strong>III. Yeşili Korumanın Önemi:</strong></p>
<p>Yeşili korumak, doğanın sağlığını ve sürdürülebilirliği sağlamak için hayati öneme sahiptir. İşte yeşili korumanın bazı önemli nedenleri:</p>
<ol>
<li>Biyolojik Çeşitlilik: Doğanın çeşitliliği, türlerin hayatta kalması ve ekosistemlerin denge içinde işlemesi için önemlidir. Yeşili korumak, biyolojik çeşitliliği sürdürmek ve türlerin soyunun tükenmesini önlemek için gereklidir.</li>
<li>İklim Değişikliği: Yeşil alanlar, karbondioksit emer ve atmosferdeki sera gazı miktarını azaltır. Ormanların yok olması ve yeşil alanların azalması, iklim değişikliğini hızlandırır. Yeşili korumak, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adımdır.</li>
<li>Su Kaynakları: Ormanlar, su kaynaklarının korunmasında kritik bir rol oynar. Ağaçlar, yer altı suyu seviyelerini dengeleyerek su kaynaklarının yeniden doldurulmasını sağlar. Yeşil alanların korunması, su kaynaklarının sürdürülebilirliği için elzemdir.</li>
<li>Sağlık ve Refah: Doğa ile etkileşim, insan sağlığını ve refahını olumlu yönde etkiler. Yeşil alanlarda vakit geçirmek, stresi azaltır, bağışıklık sistemini güçlendirir ve fiziksel aktivite imkanı sunar. Yeşili korumak, toplum sağlığını ve bireysel refahı destekler.</li>
</ol>
<h4>IV. Yeşili Koruma Adımları:</h4>
<p>Yeşili korumak için her birimizin harekete geçmesi önemlidir. İşte yeşili koruma adımları:</p>
<ol>
<li>Geri Dönüşüm: Atıkların geri dönüştürülmesi, doğal kaynakların tükenmesini engeller ve enerji tasarrufu sağlar. Geri dönüşüm alışkanlığını benimsemek, çevresel etkimizi azaltmamızı sağlar.</li>
<li>Sürdürülebilir Ulaşım: Araç paylaşımı, bisiklete binme, toplu taşıma kullanımı gibi sürdürülebilir ulaşım seçeneklerini tercih etmek, hava kirliliğini azaltır ve enerji tasarrufu sağlar.</li>
<li>Enerji Verimliliği: Evlerde enerji verimli cihazlar kullanmak, enerji tüketimini azaltır ve çevreye olan etkimizi azaltır. Işıklandırma ve ısıtma sistemlerinde enerji tasarrufu yapmak da önemlidir.</li>
<li>Doğal Kaynak Tasarrufu: Su tasarrufu yapmak, doğal kaynakların korunmasına yardımcı olur. Su akıntılarını kontrol etmek, bahçe sulamada yağmurlama sistemleri kullanmak gibi adımlar almak önemlidir.</li>
<li>Orman ve Yeşil Alanların Korunması: Ormanlara zarar vermeden, orman yangınlarına karşı tedbirler almak ve ağaçlandırma projelerine katılmak, yeşil alanları korumak için etkili adımlardır.</li>
</ol>
<p>&#8220;Yeşili Koruyalım&#8221; düşüncesi, doğanın sağlığını ve sürdürülebilirliğini sağlamak için önemlidir. Yeşili korumak, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, su kaynaklarını korumak, sağlık ve refahı desteklemek gibi bir dizi faydayı beraberinde getirir. Geri dönüşüm, sürdürülebilir ulaşım, enerji verimliliği, doğal kaynak tasarrufu ve orman ve yeşil alanların korunması gibi adımlar, yeşili korumak için atılabilecek etkili adımlardır. Her birimiz bu adımları uygulayarak doğanın değerini ve önemini anlamalı ve gelecek nesillere temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir dünya bırakmalıyız.</p>
<p>Doğanın kalbi durduğu zaman insanında kalbi duracaktır. Her birey bu bilinçte kendini yetiştirirse doğanın güzelliklerini tadarak yaşayacaktır. Eğer üzerimize düşen görevi layığınla yerine getirirsek bizden sonraki doğayı torunlarımıza anlatmak yerine, torunlarımızın direkt doğayı deneyimlemesini sağlayabiliriz, Doğanın korunduğu ve sevildiği sağlık dolu günlere…</p>
<p>iLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/yesil-bursa-gezilecek-15-yer/"><strong>Yeşil Bursa&#8217; da gezilecek 15 yer</strong></a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/yesili-koruyalim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal medya&#8217; nın kamuoyuna oluşumuna etkisi </title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Oct 2022 09:46:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağlar]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medyalarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal medyanın kamuoyuna oluşumuna etkisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=1908</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi-.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Sosyal medya&#039; nın kamuoyuna oluşumuna etkisi " style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi-.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi--300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi--400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi--300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Sosyal medya&#039; nın kamuoyuna oluşumuna etkisi " style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi--300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi--400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi-.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Sosyal medya&#8217; nın kamuoyuna oluşumuna etkisi Sosyal medya&#8217; nın kamuoyuna oluşumuna etkisi ; Yeni iletişim teknolojilerinin gelişimi sayesinde iletişim ortamları ve iletişim mecralarının yapısı her geçen gün değişip, dönüşmektedir. Kullanıcılarına yönelik paylaşım yapma olanakları sayesinde tercih edilebilirliği en üst sıralara yükselen belli iletişim mecraları söz konusu olmaktadır. Bunlardan en önemlisi sosyal medyadır. Kullanıcı tabanlı olmasının&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi-.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Sosyal medya&#039; nın kamuoyuna oluşumuna etkisi " style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi-.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi--300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi--400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1>Sosyal medya&#8217; nın kamuoyuna oluşumuna etkisi</h1>
<p>Sosyal medya&#8217; nın kamuoyuna oluşumuna etkisi ; Yeni iletişim teknolojilerinin gelişimi sayesinde iletişim ortamları ve iletişim mecralarının yapısı her geçen gün değişip, dönüşmektedir. Kullanıcılarına yönelik paylaşım yapma olanakları sayesinde tercih edilebilirliği en üst sıralara yükselen belli iletişim mecraları söz konusu olmaktadır. Bunlardan en önemlisi <strong>sosyal medya</strong>dır.</p>
<p>Kullanıcı tabanlı olmasının yanı sıra, kitleleri buluşturan, etkileyen, yönlendiren ve harekete geçiren bir <strong>kitle ileti</strong><strong>şim aracı</strong> olması nedeniyle sosyal medya, neredeyse bireylerin, kurumların, sivil toplum kuruluşlarının varlıklarını ortaya koyabilme, varlıklarını sürdürebilme ve ayakta kalabilmeleri için gerekli olan bir iletişim mecrası haline gelmiştir. Günümüzde pek çok araştırmaya bakıldığında sosyal medya, haber alma kaynağı olarak resmi haber kanallarının önüne geçmiştir. İnsanlar artık son dakika haberlerini resmi haber kaynakları yerine sosyal medya araçları üzerinden almaktadır. Öyle ki internet haberciliğinin reklam gelirleri yazılı basını geçmiştir. Bu durum hem kitle iletişimi, hem de pazarlama iletişimi açısından ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Sosyal Medyan</strong><strong>ın Sundukları</strong></p>
<p>Yeni medya iletişim mecralarının etkileşim gücünün yüksek olmasının altında kullanıcı açısından bazı avantajlar ve kolaylıklar sunması olmaktadır. Bu iletişim mecralarının sürekli güncellenmesi, sadece yazılı değil, görsel açıdan fotoğraf ve video paylaşımlarını içermesi, çoklu kullanıma açık olması; aynı anda karşılıklı iletişime olanak tanıması, sanal paylaşıma olanak tanıması, çok hızlı geribildirim almaya uygun olması, diğer insanların davranışlarını ve düşüncelerini etkilemede bir takım avantajlara sahip olmasıdır. Maliyetsiz, erişim kolaylığı ve mesajın üzerinde yapılacak değişikliklerin kolay olması nedeniyle avantajlıdır. Tek yönlü yayma tabanlı değil, çift yönlü bir iletişime olanak tanıdığından daha hızlı etkileşim içerir.</p>
<h2>Sosyal medyanın kamuoyuna oluşumuna etkisi nelerdir?</h2>
<p><strong>Sosyal Medya </strong><strong>İnsanları Nasıl Etkiliyor? </strong>Sosyal Medya dediğimizde bu kavramı oluşturanların sosyal ağ siteleri olduğunu belirtmek de fayda var. Bu siteler kitlelerle iletişimi mümkün kılması için kişinin kendi profilinin paylaşılmasını zorunlu tutması sonucunda kullanıcıların birbirlerine ait profillerini eklemesine olanak tanır. Bu sitelerde sistemdeki her kişi birbirlerinin profillerini, paylaşımlarını görmektedir. Bir takım web tabanlı hizmetler olarak nitelendireceğimiz bu mecralarda kişiler özel hayatlarını sözel ya da görsel dosyalar aracılığıyla birbirlerine gönüllü olarak sunmaktadır. Gerçek duygu ve düşünceler sanal ortama taşınır. Sanal gerçeklik içinde insanlar gerçek ihtiyaçlarını gidermeye çalışarak kendilerine yeni bir dünya oluşturur. Zaman ve mekan sınırlaması olmadığı için kullanıcıları daha rahat bir şekilde iletişim kurmaya teşvik eder. Kişilerin kendi etkileşim alanını oluşturmasına ve herkesin görebileceği bir ortam oluşturmalarına olanak tanır.</p>
<p><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/arama-motorlari/">Arama motorları</a>nda Sosyal ağ sitelerinde yaş, din, politik görüş, meslek grupları ve hobi gibi ilgi alanlarına yönelik sınıflandırmalar oluşturulur. Bu nedenle sunulan görüş, düşünce ve mesajlarla kanı önderliği oluşturma, bir düşünce hareketini savunma ve başlatma, belirli kişi ve grupları etkileme imkanları sunmaktadır. Sosyal medya hayatımıza girdiğinden bu yana devrimlere, protestolara taraftar kazandırmış, kitle hareketlerine neden olmuş, otokratik rejimlerin korktuğu bir mecra haline gelmiştir.</p>
<p>Sosyal medya iletişim araçları kamusal alanı ve sivil toplumu güçlendirmiştir. Belirli düşünce ve görüşleri ilerletmek ve uygulamaya geçirmek için sivil toplumun ve kamuoyunun sosyal medyaya ihtiyacı vardır. Son yıllarda baktığımızda dünyadaki önemli siyasi olaylarda sosyal medyanın gücü etkisini göstermiştir. <strong>Sosyal medyan</strong><strong>ın kamuoyuna etkisi </strong>dünya çapında ses getiren olaylar ile somut bir şekilde anlaşılmaktadır.</p>
<h3>Sosyal Medyanın Kamuoyu oluşumuna Etkisine Bir Örnek: Arap Baharı</h3>
<p>Arap baharı ilk kez 17 Aralık, 2010 tarihinde Tunus ’da başlamıştır. Seyyar satıcılık işini yapan üniversite mezunu ama işsiz Tunuslu bir genç Muhammed Bouazizi&#8217;nin satış tezgâhına el konulması sonucu Bouazizi kendisini ateşe vermiş ve ardından ülkede hükümeti devirecek isyanın fitilini ateşlemiştir. Ülkedeki sosyal adaletsizlik, işsizlikten bezmiş olan halk sokağa dökülmüş ve 16 Ocak 2011’de Tunus başbakanı Zine al-Abidine Ben Ali ülkeden dışarı kaçmış ve halk zafer ilan etmiştir. Tunus&#8217;ta başlayan isyan başka Arap ülkelerine da örnek olmuş ve kısa süre içinde kuzey Afrika ve orta doğuya kadar etkisi olmuştur. Cezayir, Tunus, Bahreyn, Libya, Mısır, Yemen ve Ürdün Arap baharının en çok etkilendiği ülkeler olurken Umman, Suudi Arabistan, Moritanya, Lübnan, Fas, Suriye ve Irak‟ ta ise küçük çaplarda etkili olmayı başarmıştır.</p>
<p>Arap isyanlarının ses getirmesinin en önemli nedenlerinden biri de sosyal medya araçlarının isyanın yaygınlaşmasında ve halkın örgütlenmesinde gösterdiği büyük roldür. O yüzden bu isyanlar, sosyal medya devrimleri, facebook devrimi ya da (<a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/twitterda-mavi-tik-nasil-alinir-yeni-donem-basliyor/">twitter mavi tik nasıl alınır?</a>) twitter devrimi olarak da nitelendirilmiştir. Kısa süre içerisinde tüm Kuzey Afrika ve Orta doğuya yayılan isyan hareketi Tunus, Mısır ve Libya da hükümetleri devirmiştir. 3 milyondan fazla sayıda tweet analiz edilerek, sosyal medyanın “Arap Baharı” isyanında etkisi araştırma konusu olmuştur.</p>
<p>Daha önceleri iletişim mecraları dendiği zaman radyo, gazete ve televizyon aklımıza gelirdi. Fakat bugün internet medyası, YouTube, <a href="https://www.facebook.com/Tuzla-Gazetesi-104730538095844" target="_blank" rel="noopener">Tuzla Gazetesi Facebook sayfası</a>, İnstagram ve Twitter gibi <strong>sosyal payla</strong><strong>şım siteleri</strong> akla gelmektedir. Yeni medya ve iletişim araçları siyasi birtakım hedeflerin oluşmasında da Arap baharında olduğu gibi aktif bir şekilde kullanılmaktadır. Yeni iletişim araçları toplumsal olayların ortaya çıkışında sadece bir vesiledir, bir sebep değildir. O yüzden toplumsal hareketlerin arkasında toplumsal, siyasi ve iktisadi birçok neden vardır.</p>
<h4>Tuzla Gazetesi</h4>
</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/sosyal-medya-nin-kamuoyuna-olusumuna-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ilk Sevgi</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/ilk-sevgi/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/ilk-sevgi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Sep 2022 04:42:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ilk Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilk Sevgi önemi]]></category>
		<category><![CDATA[ilk Sevgi sözleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuzlagazetesi.com.tr/?p=205</guid>

					<description><![CDATA[<img width="750" height="421" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/ilk-Sevgi.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="ilk Sevgi nedir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/ilk-Sevgi.jpg 885w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/ilk-Sevgi-300x168.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/ilk-Sevgi-768x431.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /><div><img width="300" height="168" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/ilk-Sevgi-300x168.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="ilk Sevgi nedir" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/ilk-Sevgi-300x168.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/ilk-Sevgi-768x431.jpg 768w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/ilk-Sevgi.jpg 885w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>ilk Sevgi ilk Sevgi başlıklı makalemizde bugün insanoğlu kendi içerisinde bir çok farklı duygunun bulunduğu ve bu değişik duyguları içinde barındırdığı karmaşık bir mekanizmadan bahsedeceğiz. Yaşamımıza anne karnından merhaba deyip, bedenimiz  bu dünyaya gelene kadar ki geçen süre zarfında, bu karmaşık duyguların oluşumu çok daha net bir biçimde insanın doğumuyla ve büyümesiyle birlikte git gide&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="750" height="421" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/ilk-Sevgi.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="ilk Sevgi nedir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/ilk-Sevgi.jpg 885w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/ilk-Sevgi-300x168.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/ilk-Sevgi-768x431.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /><h1>ilk Sevgi</h1>
<p><strong>ilk Sevgi</strong> başlıklı makalemizde bugün insanoğlu kendi içerisinde bir çok farklı duygunun bulunduğu ve bu değişik duyguları içinde barındırdığı karmaşık bir mekanizmadan bahsedeceğiz.</p>
<p>Yaşamımıza anne karnından merhaba deyip, bedenimiz  bu dünyaya gelene kadar ki geçen süre zarfında, bu karmaşık duyguların oluşumu çok daha net bir biçimde insanın doğumuyla ve büyümesiyle birlikte git gide şekillenip, daha çok gelişir.</p>
<p>Duygularımızın bu denli büyüyüp şekillenmesindeki en büyük etkenlerden birisi de ailemizdir. Ailemizde görülen, yaşadığımız olaylar, ailelerin çocuklara olan davranış ve tutumları, çocuklarının duygularını gözle görülür bir şekilde etkiler. Sevme ve sevilme duygusu, değer verme ve empati duygusu, çocuk daha anne rahmindeyken, çocuk ile annesi arasında oluşan müthiş bir duygudur.</p>
<h2>Anne ile ilk sevgi bağımız</h2>
<p>Sevmeyi ve sevilmeyi, birine bağlanmayı ilk kez anneden öğrenir insan. Bu sevgi karşılıksız verilen ve de hiçbir yerde bulunamayacak olan bir sevgidir. Karşısındaki insandan herhangi bir çıkar, beklenti ve karşılık beklemeden seven yalnızca kişinin anne ve babasıdır.</p>
<p>İnsanlar anne ve babaya duyulan sevginin yanı sıra birbirlerine karşı da duygusal hisler besleyebilirler. İki kalp arasında olan aşk ya da sevgi bu duygulardan belki de en güzel olanlarıdır.  İnsanlar birbirine karşı ansızın duygusal hisler besleyebilirler.</p>
<p>Bu duygular kimi zaman karşı tarafın dış görünüşünden duygusal anlamda etkilendikleri için olur kimi zamansa o kişiyi kendilerine yakın gördükleri için kimi zaman ise kendi içlerindeki duygusal çıkmazlarındayken olur.</p>
<p>Mutsuz, üzgün ve yaşadıkları hayattan tat alamayacak kadar karamsar günler içinde olan ve bu duygularla yaşayan insanlar, kendi yalnızlıklarını, kendi <a href="https://g.co/kgs/6Y65y5" target="_blank" rel="noopener">ruh</a> hallerindeki mutsuzluklarını, dışarıda gözlerine aniden çarpan bir insan sayesinde yaşadığı sorunlarla çok daha iyi mücadele edebileceklerini düşünürler. Bundan sonra o kişiyle meşgul olur beyni sürekli. Sırf onun varlığıyla bile kurulan hayaller zihindeki bütün olumsuz düşünceleri bir bir alır götürür. Bir nevi ruhsal ve duygusal bir terapi gibidir aşık olmak. Tabi ki terapinin gidişatını belirleyecek olan da bu duygusal bağın kişiler arasında ne kadar sürdüğüdür.</p>
<h3>Karşılıksız sevgi mümkün müdür?</h3>
<p>Ne yazık ki aşkın insan üzerinde iyileştirici ve mutlu edici özelliği olduğu gibi tam tersi olan yıkıcı etkileri de söz konusudur. O duygu yani karşımızdaki insanı delicesine sevme duygusu olduğu zaman karşımızdaki insan bizim için neredeyse kusursuzdur.</p>
<p>Sanki yeryüzüne gönderilmiş olan bir melektir. Onun sadece varlığı bile insanın içini kıpır kıpır eder. Bundan sonra artık neredeyse her şey delicesine aşık olduğumuz kişiye göre kendini evrimleştirmeye başlar. Kendi düşüncelerimizden, bakış açımızdan ve normalde olaylara vereceğimiz tepkilerden ödün vermeye başlarız.</p>
<p>Eğer ki bu verilen ödünler karşılıklıysa o zaman kişiler çok daha mutlu olurlar. Çünkü gerçek aşk , karşılıklı olarak verilen, bir nevi tavizler yumağıdır. Eğer ki o yumağın ucunu sıkı bir şekilde yakalayıp çekersek devamının da çok güzel bir biçimde geleceğini biliriz. Bir ilişkide aşık olunan kişinin söylediği ve yaptığı her şey kendisine aşık olan kişi için istisnasız doğrudur ve de oldukça güzeldir.</p>
<p><strong>Dikkatinizi çekebilir; </strong><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/aglayan-sinirli-cocugu-sakinlestirmenin-puf-noktalari/"><em>Ağlayan sinirli çocuğu sakinleştirmenin püf noktaları</em></a></p>
<p>[wpseo_map max_number=&#8221;undefined&#8221; width=&#8221;400&#8243; height=&#8221;300&#8243; zoom=&#8221;-1&#8243; map_style=&#8221;roadmap&#8221; scrollable=&#8221;1&#8243; draggable=&#8221;1&#8243; show_route=&#8221;0&#8243; show_state=&#8221;0&#8243; show_phone=&#8221;1&#8243; show_phone_2=&#8221;1&#8243; show_fax=&#8221;1&#8243;][wpseo_address show_state=&#8221;1&#8243; show_country=&#8221;1&#8243; show_phone=&#8221;1&#8243; show_phone_2=&#8221;1&#8243; show_fax=&#8221;1&#8243; show_email=&#8221;1&#8243; show_logo=&#8221;0&#8243;][wpseo_opening_hours show_days=&#8221;sunday,monday,tuesday,wednesday,thursday,friday,saturday&#8221;]</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/ilk-sevgi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası İlişkiler Teorileri Nelerdir?</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/uluslararasi-iliskiler-teorileri-nelerdir/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/uluslararasi-iliskiler-teorileri-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jul 2022 08:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler Teorileri nelerdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası ilişkilerde Feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası ilişkilerde Liberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası ilişkilerde realizm]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkilerde temel yaklaşımlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=2624</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Uluslararasi-Iliskiler-Teorileri-Nelerdir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Uluslararası İlişkiler kuramları nelerdir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Uluslararasi-Iliskiler-Teorileri-Nelerdir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Uluslararasi-Iliskiler-Teorileri-Nelerdir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Uluslararasi-Iliskiler-Teorileri-Nelerdir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Uluslararasi-Iliskiler-Teorileri-Nelerdir-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Uluslararası İlişkiler kuramları nelerdir" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Uluslararasi-Iliskiler-Teorileri-Nelerdir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Uluslararasi-Iliskiler-Teorileri-Nelerdir-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Uluslararasi-Iliskiler-Teorileri-Nelerdir.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Uluslararası İlişkiler Teorileri Nelerdir? Uluslararası İlişkiler Teorileri Nelerdir? Günümüz devletleri arasındaki ilişkileri anlayabilmek, analiz edebilmek ve bu analiz sonuçları üzerinden çeşitli yargılara varabilmemizi sağlayan Uluslararası İlişkiler disiplini, bir çok teoriyi bünyesinde barındırmaktadır. Bu teoriler sayesinde araştırmacılar ve devlet yöneticileri devletler sistemi ilişkilerini analiz edebilir ve teoriler yardımı ile ilişkilerini yürütebilmektedirler. Bu teorilerden ilki uluslararası ilişkilerin ilk&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Uluslararasi-Iliskiler-Teorileri-Nelerdir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Uluslararası İlişkiler kuramları nelerdir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Uluslararasi-Iliskiler-Teorileri-Nelerdir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Uluslararasi-Iliskiler-Teorileri-Nelerdir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/Uluslararasi-Iliskiler-Teorileri-Nelerdir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1><strong>Uluslararası İlişkiler Teorileri Nelerdir?</strong></h1>
<p>Uluslararası İlişkiler Teorileri Nelerdir? Günümüz devletleri arasındaki ilişkileri anlayabilmek, analiz edebilmek ve bu analiz sonuçları üzerinden çeşitli yargılara varabilmemizi sağlayan <strong>Uluslararası İlişkiler</strong> disiplini, bir çok teoriyi bünyesinde barındırmaktadır. Bu teoriler sayesinde araştırmacılar ve devlet yöneticileri devletler sistemi ilişkilerini analiz edebilir ve teoriler yardımı ile ilişkilerini yürütebilmektedirler. Bu teorilerden ilki uluslararası ilişkilerin ilk teorilerinden olan “realizm” teorisidir.</p>
<h4>Uluslararası ilişkilerde realizm</h4>
<p><strong>Realizm</strong> teorisine göre, devletler anarşik bir sistem içinde yer almaktadırlar. Bu anarşik sistemde en önemli unsur güç ve askeri kapasite olmakta olup devletler bu sert güç unsurlarına öncelik vermek zorundadırlar. Teorinin kurucu babası on yedinci yüzyıl Fransa’sında <a href="https://g.co/kgs/p3x2f4" target="_blank" rel="noopener">kardinallik</a> ve devlet adamlığı yürütmekte olan Kardinal Richeliu olarak bilinmektedir. Realizme göre uluslararası düzende aktörler devletlerdir. <strong>Realizm</strong> sistemdeki uluslararası şirketleri veya sivil toplum kuruluşlarını birer aktör olarak kabul etmemektedir.</p>
<p>Teoriye göre devletler yalnızca kendi çıkarlarını takip etmektedirler ve bu ulusal çıkarlarını hayata geçirebilmek için bütün ahlak kurallarını yok sayabilmektedirler, yani devletin çıkarı en önemli unsurdur. Realistlere göre devletler doğası gereği çıkarcı ve bencildir, iyiliğe ve devletler sisteminde ortak çıkarlar çevresinde birleşme düşüncesine uygun değillerdir. Devletler rasyonel karar alma eğilimindedir ve bu kararlarını güç kapasiteleri ile orantılı düzeyde alabilmektedirler. Realizme göre bir devletin diğerlerinden daha güçlü bir konuma gelmesi ile daha az güçlü olan devletler bir uluslararası ittifak grubu oluşturur ve <a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/838013" target="_blank" rel="noopener">hegemon</a> gücü dengelerler.</p>
<h2>Uluslararası İlişkiler Teorileri Nelerdir?</h2>
<p>Uluslararası sistem de böyle oluşmakta ve bu döngüde devam etmektedir. Realizm teorisi temel olarak saldırgan ve savunmacı realizm olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Saldırgan realizm, devletlerden birinin hegamon güç olma yönünde adımlar attığı teori türüdür. Bu devletler topraklarını genişletme amacı güdebilir ve bu yolla mevcut gücünü arttırma yoluna gidebilir. Savunmacı realizm de ise devletler mevcut sistemde daha temkinli dikkatli adım atmaktadırlar. Güvenlik kaygıları ön plandadır. Bu teoride devletler çeşitli ittifaklar üreterek denge politikası güder ve güvende kalmaya çalışırlar. Savunmacı realizm de devletler makul düzeyde gücün yeterli olacağını savunur ve fazlasını elde etmeye çalışmaz.</p>
<h4>Uluslararası ilişkilerde <strong>Liberalizm</strong></h4>
<p>Bir diğer uluslararası ilişkiler teorisi “<strong>Liberalizm</strong>”dir. Liberalizme göre uluslararası sistemde devlet dışı aktörler de bulunmaktadır. Bu aktörler çok uluslu şirketler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları olabilmektedir. Bu aktörlerin en büyük özelliği ortak çıkarlar çerçevesinde birleşebilmeleridir. Bu özelliği bakımından <strong>liberalizm</strong> kazan – kazan mantığı çevresinde oluşmaktadır. Liberalizme göre devletler, realizmin aksine üniter aktörler olarak görülmezler. Bu varsayıma göre devlet onu oluşturan kurumlar, kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve liderlerin kişisel özelliklerinden oluşmaktadır<strong>. Liberalizm</strong> devletleri üniter kabul etmediği için aldıkları kararları da rasyonel olarak kabul etmez çünkü devleti yöneten kişiler kendi çıkarları doğrultusunda karar alabilmektedirler.</p>
<p>Uluslararası ilişkilerde güç kullanımını değil yumuşak güç adı verilen sosyal politikalar, kültürel unsurlar, ekonomik ilişkilerden oluşmaktadır. Realizmin iddia ettiği gibi uluslararası sistem anarşik değil, kurallar ve normlara bağlıdır. Bu teoriye göre sistemin ana unsuru devlet değil birey olmaktadır. Devletin, hukukun ve normların oluşma sebebi bireydir. Bireyler kendi seçimlerini yapmakta özgür ve devletin çıkarlarına göre hareket etmek zorunda değildir. Teori akıla ve inanca göre hareket etmeyi devlet çıkarlarına bağlı olmanın üzerinde konumlandırmaktadır.  Ekonomik düzen görünmez bir el tarafından kendiliğinden dengelenmekte ve bu dengeye devlet müdahalesi olmamalarıdır.</p>
<h4><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/uluslararasi-iliskiler-disiplini-nedir">Uluslararası İlişkiler Disiplini Nedir?</a></h4>
<p>Devletin yerine getirmesi gereken sorumluluk bireyleri dış tehlikelere karşı korumaktır. Bu teorinin temsilcileri John Locke, Adam Smith ve John Stuart Mill olmaktadır. Liberaliz teorisinde genel olarak devlet müdahalesi oldukça sınırlı tutulmaktadır. Bireylerin temel hak ve özgürlükleri teori için çok mühimdir ve devlet müdahalesine kapalıdır. Devletin ilk ve temel görevi bireylerin çıkarlarını ve haklarını korumak ve bireylere hizmet edebilecek kurumlar oluşturmak ve bireyleri diğer bireylerden gelebilecek baskı ve kötülüklere karşı koruyacak bir adalet sistemi oluşturmaktır.</p>
<h4>Uluslararası İlişkilerde temel yaklaşımlar</h4>
<p>Bir diğer uluslararası ilişkiler teorisi ise sosyal inşacılıktır. Bu teori genel olarak kimlik kavramı çerçevesinde gelişmektedir. Buna göre uluslararası sistemde ilişkiler devletlerin ya da aktörlerin kimliğine karşı gelişmektedir<strong>. Sosyal İnşacılık</strong> özellikle 1980 yılı sonrasında ortaya çıkmış yeni bir teoridir. Toplumsal yapı en önemli unsurlardan biridir. Teorinin çıkış noktası insanların ve dolayısı ile devletlerin sosyal birer varlık olduğu noktasıdır.<strong> İnşacılık</strong> bir bütünü oluşturan unsurların irdelenmesine değil unsurlar arası ilişkilerin incelenmesine önem vermektedir. Bu teoriye nesneler ve maddeler bizim onlara yüklediğimiz anlamlar ile varolurlar yani dünya bizim inşa ettiğimiz bir sistemden ibarettir. Teori kimlikleri anlama ve yorumlama üzerine çalışmaktadır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri açısından Rusya ve İsrail birer devlet olmakla birlikte, Amerika Rusya’dan tehdit alırken İsrail’den neden tehdit algılamamaktadır sorusuna cevap vermeye çalışmaktadır. Sosyal İnşacılık realizmin devlet çıkarlarının değişmezliği ilkesine karşı çıkar ve devlet çıkarlarının zamana ve olaylara göre değişebileceğini varsayar. Teoriye göre örneğin uluslararsı insan hakları konusunda anlaşmaya imza atan bir devlet lideri imza attığı anlaşma ile çelişecek şekilde kendi ülkesinin vatandaşlarının haklarını çiğneyebilmektedir. Fakat bu durumda uluslararası devletlerden baskı görecek ve davranışlarında değişime gidecektir<strong>. Sosyal İnşacı kuram</strong> devlet meydana getiren kültür, tarih, din ve dil gibi unsurları inceleyerek bir sonuca ulaşmaya çalışır.</p>
<h4>Uluslararası ilişkilerde <strong>Feminizm</strong></h4>
<p>Diğer bir Uluslararası İlişkiler teorisi feminizm’dir. <strong>Feminizm</strong> toplumsal cinsiyet kavramı çerçevesine odaklanmaktadır. Bu toplumsal <strong>feminizm</strong> kavramı toplumdan topluma ve zamandan zamana değişmekte olup sadece kadım ve erkek cinsiyeti ile sınırlı değildir. Teori uluslararası ilişkilerin kurucu metinleri olan “Prince”, “Leviathan” ve “The State and War” gibi kitapları incelemiş olup bu metinlerde güçlü unsurların eril ve sorunlu unsurların dişil karakterler ile eşleştirilmiş olmasına eleştiri getirmektedir. Kadın rolünün sınırlı kaldığını, gelişmediğini ve geliştirilmediğini savunurlar. Teori 1980 ve 90 yıllarında ortaya çıkmaya başlamıştır. Teoriyi savunanlara eşitsiz güç ilişkileri çeşitli zamanda ve her toplumda görülebilmektedir. Feministler, en çok <strong>realizm </strong>teorisini eleştirirler bunun sebebi realistlerin güç odaklı inanışlarının erkek ögeleri temsil etmesidir.</p>
<h4>Uluslararası İlişkiler Teorileri nelerdir?</h4>
<p>Disiplinin bir diğer teorisi <strong>sosyalizm</strong> olmaktadır. Teorinin başlangıcı antik düşünce tarihine kadar gidebilse de tam bir teori olarak ortaya çıkışı on dokuzuncu yüzyıla dayanmaktadır. <strong>Sosyalizm</strong> kapitalizme karşıt bir teori olarak ortaya çıkmıştır. İşçilerin ve hakkı yenen esnaf ve sanatkârların şikâyetlerini dile getirmek amacı ile ortaya çıkmıştır. Teorinin odak noktası bireyleri bir araya getiren toplum kavramıdır. Bireysel kimlik sahip olunan toplum ilişkisi sonucu şekillenmektedir. Merkezi değerlerden bir diğeri de eşitliktir. Sosyalistler toplumsal sınıfları eşitsizlik yaratan bir sorun alanı olarak görmektedirler. Sosyal inşacılar bireyler arasında kollektifvizmi destekler çünkü onlara göre bireylerin rekabeti toplum için olumlu bir öge olmamaktadır. Sosyalizm toplumsal ve uluslararası devrim olabilmesi için işçi sınıfını bir numaralı aktör olarak görmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak uluslararası ilişkiler disiplini içerinde yer alan bu teoriler ortaya çıkış tarihleri itibari ile devlet arası ilişkileri analiz etmede kullanıştır. Teorilerin analizleri devletten devlete ve toplumdan topluma değişmekte ve farklı sonuçlar vermektedir. Ek olarak günümüz şartlarında yeni mevcut teorilere ek olarak yeni teorilerin üretilmesi de gelecek yıllarda mümkün olabilmektedir.</p>
<p><strong><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/ekonomi/" target="_blank" rel="noopener">Tuzla Gazetesi Ekonomi Köşesi blog 2023.</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/uluslararasi-iliskiler-teorileri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Su Tasarrufunun hayatımızdaki önemi</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/su-tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/su-tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2021 05:04:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[2021 su tasarrufu]]></category>
		<category><![CDATA[japonların su tasarrufu]]></category>
		<category><![CDATA[kişi başına su tüketimi hesaplama]]></category>
		<category><![CDATA[su 2021]]></category>
		<category><![CDATA[su nedir]]></category>
		<category><![CDATA[su tasarrufu istatistikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Su Tasarrufunun hayatımızdaki önemi]]></category>
		<category><![CDATA[suyun insanlar için önemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=4354</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Su-Tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Su Tasarrufunun hayatımızdaki önemi nedir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Su-Tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Su-Tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Su-Tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Su-Tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Su Tasarrufunun hayatımızdaki önemi nedir" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Su-Tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Su-Tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Su-Tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Su Tasarrufunun hayatımızdaki önemi Su Tasarrufunun hayatımızdaki önemi; Su nedir? Su tüm canlıların yaşamı için ihtiyaç duyduğu kimyasal bir bileşiktir. Ve ayrıca su; bilinen en iyi çözücüdür. Dünya da canlı yaşamının kullandığı su kaynakları tatlı su kaynaklarıdır. Su insanların yaşam ihtiyacını karşılaması yanı sıra hayatın her noktasında yer alan su, endüstri, tarım ve hidro güç&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Su-Tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Su Tasarrufunun hayatımızdaki önemi nedir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Su-Tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Su-Tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Su-Tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1>Su Tasarrufunun hayatımızdaki önemi</h1>
<p>Su Tasarrufunun hayatımızdaki önemi; Su nedir? Su tüm canlıların yaşamı için ihtiyaç duyduğu kimyasal bir bileşiktir. Ve ayrıca su; bilinen en iyi çözücüdür. Dünya da canlı yaşamının kullandığı su kaynakları tatlı su kaynaklarıdır. Su insanların yaşam ihtiyacını karşılaması yanı sıra hayatın her noktasında yer alan su, endüstri, tarım ve hidro güç santralleri kullanımında da büyük önem taşır. Yani kısacası susuz bir hayat, hayat olmaktan çıkmaktadır.</p>
<h4>SUSUZLUĞUN OLUŞMA NEDENLERİ NELERDİR?</h4>
<p>İnsanların suyu bilinçsiz kullanımı, çevre kirliliği, nüfusun hızlı bir şekilde arması, küresel ısınma ve endüstriyel atıkların artımı yapılmadan direkt olarak su kaynağına karıştırılması sonucu gibi nedenlerle temiz tatlı su kaynakları yok olarak dünyayı susuzluğa doğru iten büyük bir tehlike oluşturur. Tüm dünya halkını etkileyen bu <em><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Sorun" target="_blank" rel="noopener">sorun</a></em> karşında güçlü devletlerin kaynakların korunması için yeni politikalar üreterek suyun yok olma tehlikesine karşı önlemler almadı gerekmektedir. Alınmayan her önlem neticesinde tüm insan halkını ve diğer canlı yaşananı etkileyen bir felaket habercisidir.</p>
<h4>SUYUN YERYÜZÜNDEKİ DAĞILIMI</h4>
<p>Tatlı su sorununu anlamlandırmak için suyun yeryüzündeki dağılımını bilmek gerekir. Dünyanın dörtte üçünü sular kaplamaktadır. Bunların %2,5’initatlı su kaynakları oluştururken, %97,5’ini de tuzlu su kaynakları oluşturmaktadır. Tatlı suyun %30,8’ini yer altı suları, %68,9’unu buzullar, %0,3’nü yüzey suları (nehirlerde akarsular gibi) oluştururken %0,3’lük kısmı da atmosferde buhar halinde bulunmaktadır. Tuzlu su kaynağı ise okyanuslarda olan tuzlu sulardan oluşur. Dünyada Kuzey Amerika, Orta ve Güney Amerika, Kanada, Asya’nın güneyinde ekvatoral yağış alan bölgeler ve kuzeyi, Avrupa’nın kuzeyi tatlı su kaynakları açısından zengin ülkeler olarak görülürken, Afrika, Güneydoğu Asya’nın belirli bir kısmı ve Ortadoğu tatlı su kaynakları açısından fakir bölgelerdir.</p>
<h4>SUSUZLUK ÜZERİNDEKİ ETKENLER NELERDİR?</h4>
<p>Yakın gelecekte tüm dünya un karşılaşacağı susuzluk, küresel ısınmanın etkisi ve hızla bir şekilde artan nüfus ile karşımıza çıkar. İklim değişiklikleri dünya genelinde çeşitli etkilere sahiptir. Küresel ısınma sonucu buzulların eriyerek deniz suyuna karışmadı bu etkilerden biridir. Sıcaklığın ani artış ile tatlı suyun atmosferde birikmesi ve ani soğuma ile de aşırı yağış oluşması durumda da sellere neden olmaktadır.</p>
<p>Bu durum karşında yağış olduğunda yer altı ve yer üstü su kaynaklarına katkı sağlıyor gibi gözükse de, yoğun yağış sonucunda su direkt olarak okyanus ve deniz sularına karışmaktadır. Ayrı olarak nüfus hızının artması ve bundan ötürü tarımsal ürünlere duyulan fazla ihtiyaç neticesi su tüketiminde su kaynaklarının azalmasına yol açan önemli etkenlerden biridir.</p>
<h4>SUSUZLUKTA DÜNYA’YI BEKLEYEN TEHLİKELER NELERDİR?</h4>
<p>Dünya nüfusunun üçte biri günümüz şartlarında suya erişimde sıkıntılar çekmektedir. Bu duruma tedbir alınmaması durumunda 2030 yılında şu an ki durumun üçte ikisine yükseleceği tahminleri söz konusudur. İlerleyen zamanlarda suyun çok değerli, bulunmaz bir kaynak olup petrolün yerine geçip ve bu durum karşında devletlerin su kaynaklarını özelleştirmeye gitmesine yol açacaktır.</p>
<p>Ortammışız dağılıma sahip olan tatlı su kaynakları, ilerleyen zamanlarda geri kalmış veya gelişmekte olan ülkelerin suya erişimi konusunda sıkıntılar yaşanmasına neden olacaktır. Su sıkıntısı yaşayan ülkelerde salgın ve bulaşıcı hastalıkların insanlar üzerinde etkisi olacak ve bu durumda insanların önüne geçemeyeceği büyük bir sorun olacaktır. En önemli beklenen tehlikelerden biri de yaşanması beklenen su savaşlarının. Dünya üzerinde birçok ülkenin paylaştığı nehir sularının fazla tüketimi sonucu yetmemesi, bu durumu daha olası hale getirmektedir.</p>
<h4>SU TASARRUFU NEDİR?</h4>
<p>Su tasarrufu; bilinçsizce kullanılan fazla su tüketimine engel olmak adına insanların su kullanımını azaltmasına yönelik yaptığı hareketlerdir. Su tasarrufu için yapılacak birçok şey vardır. Bunun için duyarlı ve bilgili olmak gerekmektedir. Gerek evlerde, gerekse iş yerlerinde yapılacak olan su tasarrufu küçük dahi gözükse de büyük bir su tasarrufu yapılmasına neden olur.</p>
<ul>
<li>Farklı bir iş ile meşgulken musluk kapalı tutulmalı</li>
<li>Bulaşıkları elde yıkamak yerine doğrudan bulaşık makinasını kullanın</li>
<li>Kısa süreli çamaşır makinası programlarını kullanın</li>
<li>Duş başlığını düşük akışlı duş başlığı ile değiştirin</li>
<li>Su sızdıran muslukların tamirini yapın</li>
<li>Duşta gereksiz su kullanımından kaçının</li>
<li>Tuvaletlerinizi düşük sifon ayarında kullanın</li>
<li>Gereksiz su kullanımına karşı su sayacının kontrolünü sağlayın</li>
<li>Bahçe sulama yaparken gerçeğinden fazla su harcamayın</li>
<li>Araçlarınızı hortum ile bol su kullanarak yıkamaktan kaçının</li>
<li>Arkadaş ve ailenize suyun daha az tüketimi için bilinçlendirin</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dikkatinizi Çekebilir</strong>; <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/evdeki-balik-kokusu-nasil-giderilir/"><em>Evdeki balık kokusu nasıl giderilir</em></a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/su-tasarrufunun-hayatimizdaki-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zaman ve Gençlik</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/zaman-ve-genclik/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/zaman-ve-genclik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2021 04:42:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman ve Gençlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=3553</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Zaman-ve-Genclik.png" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Zaman ve Gençlik" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Zaman-ve-Genclik.png 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Zaman-ve-Genclik-300x180.png 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Zaman-ve-Genclik-400x240.png 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Zaman-ve-Genclik-300x180.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Zaman ve Gençlik" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Zaman-ve-Genclik-300x180.png 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Zaman-ve-Genclik-400x240.png 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Zaman-ve-Genclik.png 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Zaman ve Gençlik Zaman ve Gençlik; Ünlü Çek-Fransız asıllı yazar Milan Kundera, “ hatırlanan geçmiş, zamandan yoksundur. Bir aşkı, bir kitabı yeni baştan okur ya da filmi tekrar seyreder gibi yeniden yaşayamazsınız” diyerek anlatmıştı aslında her şeyi. Gerçekten de, varlığımızı değerli kılan, yaşamımızı derinleştiren ne varsa, hepsi zamanın akışı içerisinde cazibesini kaybeder ve sanki bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Zaman-ve-Genclik.png" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Zaman ve Gençlik" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Zaman-ve-Genclik.png 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Zaman-ve-Genclik-300x180.png 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Zaman-ve-Genclik-400x240.png 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1>Zaman ve Gençlik</h1>
<p>Zaman ve Gençlik; Ünlü <strong>Çek-Fransız asıllı yazar Milan Kundera</strong>, <em>“ hatırlanan geçmiş, zamandan yoksundur. Bir aşkı, bir kitabı yeni baştan okur ya da filmi tekrar seyreder gibi yeniden yaşayamazsınız”</em> diyerek anlatmıştı aslında her şeyi. Gerçekten de, varlığımızı değerli kılan, yaşamımızı derinleştiren ne varsa, hepsi zamanın akışı içerisinde cazibesini kaybeder ve sanki bir çiçek gibi solmaya mahkumdur. Şu andaki hali nasıl olursa olsun, üzerinde her zaman bir fanilik yani geçicilik damgası taşır.</p>
<p>Buna göre, aslında hiç kimse dünyanın sahibi gibi böbürlenmemelidir. Zengin bir anda fakir olabilir. Genç bir insan zamanı geldiğinde yaşlanacaktır. Hep eskisi gibi genç kalmayacaktır. Bugünün genci yarının ihtiyarıdır. Doğanın dengesi bu değil midir zaten. Öyleyse ne gençliğinizle gurur duyun, ne de ihtiyarladım diye üzülün. Sadece zamanın size ayrılan köşesindeki yeriniz bu! Şimdilik! Sadece şimdilik! Gençlik de gidecek bir gün, yaşlılık da geçecek elbette! Zaman bazen sizi hiç bırakmayacak gibi olur. Askerdesiniz mesela. Altı ay bir sene neyse artık zaman sizi hapsetmiş gibi hissedersiniz. Hiç geçmeyecek gibi. Ama bir bakmışsınız ki aradan yirmi yıl geçmiş arkadaşlarınıza o anıları anlatırken bulursunuz kendinizi. Bazen birine aşık olursunuz onu çok seversiniz.</p>
<h4>Zaman ve Gençlik kavramı</h4>
<p>Hani hayat neyse o da odur sizin için. Varlığınızın anlamı onunla ortaya çıkar. O olmasa her şey bitecekmiş gibi. Yanınızda olsa sanki kıyamet kopsa güvendeymiş gibi hissedersiniz kendinizi. Sonra bir bakarsınız ki eski bir anı olarak kalmış kalbinizde. Her şeye rağmen yaşanılan onlarca zorluğa rağmen maalesef hayat devam ediyor. Teker teker eksilmemize rağmen hayat bizi sınıyor sanki. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/S%C4%B1nav" target="_blank" rel="noopener">Sınav</a>ı geçemeyen kalacakmış gibi.</p>
<p>Hayat da bir sınav değil mi zaten. Siz siz olun sevdiklerinizin kıymetini bilin. Akşam yemeğinde olmayacakmış gibi sahip çıkın onlara. <em>Zamanın telafisi yok</em>. Acı bir gerçek bu. Gençliğinizi de doya doya yaşayın ki yaşlandığınızda sadece onlar kalıyor size. Her zaman yanınızda olan insanları unutmayın. Onlar size karşılıksız bağlıdır. Zaman içerisinde para da kazanılır ev de alınır araba da! <strong><em>Mutluluğun ve sizi mutlu etmeye çalışan insanların değerini bilin. </em></strong></p>
<p><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/"><strong>Tuzla Gazetesi</strong></a></p>
<p><strong><em>Sağlıcakla kalın&#8230;</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/zaman-ve-genclik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amerikada Neler Oluyor?</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/amerikada-neler-oluyor/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/amerikada-neler-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2021 22:29:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika’da Neler Oluyor?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=3023</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Amerikada-Neler-Oluyor.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Amerikada Neler Oluyor" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Amerikada-Neler-Oluyor.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Amerikada-Neler-Oluyor-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Amerikada-Neler-Oluyor-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Amerikada-Neler-Oluyor-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Amerikada Neler Oluyor" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Amerikada-Neler-Oluyor-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Amerikada-Neler-Oluyor-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Amerikada-Neler-Oluyor.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Amerikada Neler Oluyor? Amerikada Neler Oluyor? Amerika Birleşik Devletleri’nde 3 Kasım 2020 seçimleri sonrası sonuçların netleştirilmesi adına yapılan kongre oturumuna mevcut başkan Donald Trump destekçileri damga vurdu. Trump’ın beyaz saray yakınlarındaki Ellipse’de yaptığı konuşmanın ardından destekçileri kongreye yürüdü. Olaylar tüm dünyada şok etkisi yaratırken Abd ulusal basını ve uluslararası kamuoyu tarafından dikkate değer bir şekilde takip&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Amerikada-Neler-Oluyor.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Amerikada Neler Oluyor" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Amerikada-Neler-Oluyor.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Amerikada-Neler-Oluyor-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Amerikada-Neler-Oluyor-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1><strong>Amerikada Neler Oluyor?</strong></h1>
<p>Amerikada Neler Oluyor? Amerika Birleşik Devletleri’nde 3 Kasım 2020 seçimleri sonrası sonuçların netleştirilmesi adına yapılan kongre oturumuna mevcut başkan Donald Trump destekçileri damga vurdu. Trump’ın beyaz saray yakınlarındaki Ellipse’de yaptığı konuşmanın ardından destekçileri kongreye yürüdü. Olaylar tüm dünyada şok etkisi yaratırken <strong>Abd </strong>ulusal basını ve uluslararası kamuoyu tarafından dikkate değer bir şekilde takip edildi. Pek çok ülke ve uluslararası kuruluş olayların endişe verici olduğu ve demokrasinin gereklerinin bir an önce yerine getirilmesi gibi çağrılarda bulunmuş ve olaylara ilişkin görüş beyan etmiştir.</p>
<p><strong>Donald Trump</strong> konuşması sırasında seçimlerde usülsüzlük yapıldığını, sonuçları kabul etmeyeceğini ve demokratlara karşı pes etmeyeceğini ifade etmiştir. Bunun üzerine göstericilerin kongre binasını basması üzerine yaşanan olaylarda pek çok kişi yaralanmış ve hayatını kaybeden vatandaşlar bile olmuştur. Arizona eyaletine ait seçim sonuçları üzerine toplanmış olan kongre ve senato bu olaylar neticesinde oturumlarına güvenlik gerekçesi ile ara vermiştir. Başkan yardımcısı <strong>Mike Pence</strong> güvenlik önlemleri çerçevesinde kongreden uzaklaştırılmıştır. Pence, gösterilerin bir an önce sonlanması gibi çağrılarda bulunurken, polis göstericilere biber gazı dahil olmak üzere çeşitli müdahalelerde bulunmuştur. Pence ayrıca göstericilerin güvenlik güçlerine saygı duyması paylaşımlarında bulundu ve bu olaylara karışan herkesin kanun önünde hesap vereceğini hatırlattı.</p>
<h4><strong>Amerikada Neler Oluyor?</strong></h4>
<p>Washington D.C Belediye Başkanı Muriel Bowser olayları izleyen dakikalarda sokağa çıkma yasağı ilan etmiştir. Pensilvanya valisi durumu darbe girişimi olarak tanımlarken Joe Biden ise bu durum için kalkışma tabirini kullanmıştır. Kongrede yaşanan olaylar neticesinde Twitter platformu Başkan Donald Trump’a paylaşım kısıtlaması getirmiştir. Bunun yanında kongre üyelerinden bazı isimlerin başkan için azil çağrısında bulunması dikkat çekmiştir.</p>
<p><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/joe-biden-kimdir/"><strong>Joe Biden</strong></a> yaşanan krizin <strong>ABD</strong> demokrasisini yansıtmadığını ve olaylara bir an önce son verilmesini istediğini belirtir iken Donald Trump’a yemin ettiği gibi anayasayı savunması çağrısında bulunmuştur. Biden demokrasinin kırılganlığının gözler önüne serildiğini ve ABD halkının pek çok krizin üstesinden geldiğini bu krizinde aşılabileceğini ifade etti.</p>
<p>Yapılan çağrılar üzerine <strong>Donald <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/trump-destekcileri-senotoyu-basti-darbe-soylentileri-geliyor/">Trump</a></strong> göstericilere eve dönmeleri ve hileli bir seçim olmasına rağmen demokratlara bir gerekçe verilmemesi gerektiğini belirtti. Trump bu konuşması sırasında seçimin ellerinden alındığını ve tarihte daha önce böyle bir durum olmadığını söyledi. Göstericilere huzurla eve dönmeleri çağrılarını yineledi. Buna ek olarak ulusal muhafızlara duruma müdahale etmeleri çağrısında bulundu.</p>
<p>Olaylar 6 saat süre ile devam ederken, içeriden ölüm haberleri gelmeye devam etti. Pek çok kişinin kongre üyelerinin odalarını yağmaladığı tespit edildi. Hayatını kaybedenler arasında bir bayanın hava kuvvetleri mensubu olduğu açıklandı.</p>
<h4>2020 ABD Seçimleri ve Türkiye ilişkilerine olası etkileri</h4>
<p>Olaylara uluslararası kamu oyundan da tepkiler gecikmedi. Türkiye <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/disisleri-bakanligi/">Dışişleri Bakanlığı</a>, temsicliler meclisini Trump destekçisi göstericilerin basmasından endişe duyduklarını belirtti. Nato Genel Sekreteri Jens Stoltenberg olayların şoke edici olduğunu belirtir iken bir tepki de Fransa’dan gelmiş ve Fransa Dışişleri Bakanı olayların Amerikan demokrasisine bir saldırı olduğunu belirtmiştir. İngiltere Başkanı Boris Johnson iktidarın güvenli bir şekilde devrinin hayati öneme sahip olduğu yorumunu yaptı.</p>
<p>Güvenlik güçlerinin müdahalesini izleyen 4 saat sonunda polis güçleri olayların kontrol altına alındığını ve gösterici grubun kongre binasından uzaklaştırıldığını ilan etti. Olaylar neticesinde twitter Trump’ın başkanlık hesabının başkanlık devrine kadar erişilmez olduğunu duyurdu. Trump destekçilerinin twitter ve facebook gibi uygulamalar üzerinde sansür olduğu için parler isimli bir uygulama üzerinden toplandıkları bilinmektedir. Bu uygulama üzerinden herhangi bir sansüre uğramadan aşırı sağcı söylemlerde bulunabilmekteydiler. Kongre binasının basılması olaylarını takip eden süreçte Google şirketi <a href="https://g.co/kgs/zPjbkj" target="_blank" rel="noopener"><strong>parler</strong></a> adlı uygulamayı mağazasından kaldırdığını duyurmuştur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/amerikada-neler-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarih ilmi&#8217;nden Ders Almak</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/tarih-ilminden-ders-almak/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/tarih-ilminden-ders-almak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2021 09:32:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ilmi'nden Ders Almak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=3006</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Tarih-ilminden-Ders-Almak.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Tarih ilminden Ders Almak" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Tarih-ilminden-Ders-Almak.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Tarih-ilminden-Ders-Almak-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Tarih-ilminden-Ders-Almak-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Tarih-ilminden-Ders-Almak-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Tarih ilminden Ders Almak" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Tarih-ilminden-Ders-Almak-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Tarih-ilminden-Ders-Almak-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Tarih-ilminden-Ders-Almak.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Tarih ilmi&#8217;nden Ders Almak Tarih ilmi&#8217;nden Ders Almak; Yazıma milli şairimiz Mehmet Akif’in tarih hakkında ki ibret alınası güzel bir sözüyle başlamayı uygun gördüm. &#8221;Tarih tekerrürden ibarettir derler, Hiç ibret  alınsa  eder mi idi tekerrür&#8221;. M.AKİF ERSOY Geçmişte yaşanmış gelişmeler eğer güzel bir şekilde değerlendirilir ve analiz edilirse günümüzü anlamaya ve geleceğimizi imar etmemize yardımcı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Tarih-ilminden-Ders-Almak.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Tarih ilminden Ders Almak" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Tarih-ilminden-Ders-Almak.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Tarih-ilminden-Ders-Almak-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Tarih-ilminden-Ders-Almak-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1>Tarih ilmi&#8217;nden Ders Almak</h1>
<p>Tarih ilmi&#8217;nden Ders Almak; Yazıma milli şairimiz Mehmet Akif’in tarih hakkında ki ibret alınası güzel bir sözüyle başlamayı uygun gördüm. &#8221;<strong>Tarih tekerrürden ibarettir derler, Hiç ibret  alınsa  eder mi idi tekerrür</strong>&#8221;. <em><strong>M.AKİF ERSOY</strong></em></p>
<p>Geçmişte yaşanmış gelişmeler eğer güzel bir şekilde değerlendirilir ve analiz edilirse günümüzü anlamaya ve geleceğimizi imar etmemize yardımcı olur.</p>
<p>Günümüzde gerek ülkemizde ve gerekse dünyada gelişen  olaylar, geçmişte meydana gelen olaylar ile değerlendirildiğinde bir takım ufuk açıcı fikirlere ulaşılabilir. Bu güzel düşüncelerde bizlere ülkemiz için daha güzel işler yapma imkanı verir. Tarih ilmi&#8217;nden Ders Almak, Günümüzün dünyasına baktığımızda özellikle devletler arası münasebetlerde meydana gelen bir takım gelişmeler geçmişin aynasında değerlendirildiğinde daha iyi anlaşılabilir. Dünya’nın en güçlü devletlerinden biri olan A.B.D’nin yakın zamanda gerçekleştirdiği bazı faaliyetler 20.yüzyılın ilk yarısında  dünyada meydana gelen bir takım siyasi gelişmeler ile örtüşmesi açısından gayet derecede manidar gelişmelerdir.</p>
<p>20.yüzyılda iki büyük Dünya savaşı çıkmıştı. Yeniden olmasını istemediğimiz bu askeri ve siyasi gelişmeler temelde büyük devletlerin dünyayı paylaşamamasından kaynaklanmıştı. Bütün insanlığa büyük acılar yaşatan bu gelişmelerin bir daha yaşanmaması dileğimizle iki savaş arasında ki o her açıdan bunalımlı dönemi kısaca değerlendirdiğimizde günümüzde yaşanan bazı gelişmelerin o zamanda da yaşandığını ibretle müşahede edeceğiz.</p>
<h4>Tefsirde Tarih ilminden Faydalanmak</h4>
<p>Japonya 20.yüzyılın başlarında sanayi inkılabını gerçekleştiren uzak doğu’nun güçlü devleti idi. Bu yüzyılın başında elde ettiği askeri ve siyasi başarılar ile ilk cihan harbinde Almanya’nın uzak doğudaki sömürgelerini elde etmesi onu sadece uzak doğuda değil Dünyada hatırı sayılır bir devlet haline getirmişti. Bu durumdan endişelenen Avrupalı devletler Japonya’nın uzak doğuda hızını kesmek ve Pasifikteki yayılmasını engelleyebilmek amacı ile 1922’de” Washington Deniz Silahsızlanması Konferansını” tertip ederek bu amaçlarına ulaşmaya çalıştılar.1930’lu yılların başına kadar Pasifikte düzen bu şekilde devam etti.</p>
<p>Fakat sanayisi için hammaddeye ihtiyaç duyan Japonya Asya’daki faaliyetlerinde serbest kalmak amacı ile 1933’te Milletler Cemiyetinden;1934’te Washington Deniz Silahsızlanması Antlaşmasından çekildi. Böylece uluslar arası antlaşmalardan doğan kısıtlamalardan kurtulan Japonya Pasifikte rahat bir şekilde sömürge avına çıkabilecekti.</p>
<h4>Versay Antlaşması</h4>
<p>Almanya büyük umutlarla girdiği ilk büyük savaşı kaybetmiş sömürge elde edeceği yerde hali hazırda elinde bulunanları da kaybetmişti. Büyük devletler Avrupa’nın bu ihtiraslı ve yaramaz evladını kısıtlamak ve bir daha askeri bir teşebbüse girişmesini engellemek amacı ile <strong>Versay antlaşması</strong>nı yaparak Alman devletini ve vatandaşlarını çok zor bir yapılanmaya mecbur bıraktılar.</p>
<p>Yapılan  <strong>Versay Antlaşması</strong> ile Almanya da ekonomik  düzen bozuldu. Özellikle savaş tazminatının ödenmesi  maddesi Alman ekonomisini yıkıma uğrattı. Ülke yirmili yıllar boyunca hiper enflasyon ile uğraşmak zorunda kaldı. Bu durumu düzeltmek maksadı ile bu dönemde birçok hükümet iş başına gelmiş fakat yaşanan sıkıntılara çözüm bulunamamıştı. İşte bütün bu gelişmeler kimsenin dikkatini çekmeyen Nazi Partisinin ve onun ihtiraslı lideri  Adolf Hitlerin giderek güçlenmesine yol açtı.30’lu yılların başlarında Naziler Almanya da iktidarı ele geçirdiler.</p>
<p>Naziler Almanya’ yı  gizlice silahlandırmaya başladılar. Ülke içinde iktidarını güçlendiren Nazi partisi ülke dışında ise Almanya&#8217;nın  Versay antlaşmasından kurtulması yolundaki faaliyetlerine devam etti. Bu durum Versay antlaşması ile kurulan devletler başta olmak üzere birçok devleti endişelendirdi.1 Mart 1935’te Versay antlaşması ile Fransa’ya bırakılan Saar Bölgesi halk oylaması sonucunda Alman yönetimine geçti. Versay’ın getirdiği askeri kısıtlamalardan  kurtulmak isteyen Almanya gizlice silahlanmaya devam ederken bir yandan da siyasi yönden elini bağlayan kurumlardan çekilmeye başladı. Ekim 1933’te silahsızlanma konferansından çekilen Almanya yine Ekim 1933’te Dünya barışının sağlanması için kurulan Milletler Cemiyetinden de çekildi.</p>
<h4>Versay Barış Antlaşması</h4>
<p>Versay Barış Antlaşması’nı tamamen ortadan kaldırmaya kararlı olan Almanya, 7 Mart 1936’da askerden arındırılan Ren Bölgesi’ne asker gönderdi. Fransa bu gelişmeyi kabullenmek zorunda kaldı.</p>
<p>Almanya,13 Mart 1938’de Avusturya ile birleştiğini ilan ederek burayı ilhak etti.Böylece Versay Antlaşması’nın son kalıntısından da kurtuldu.</p>
<p>1.Dünya Savaşı’ndan istediği menfaati sağlayamayan İtalya Avrupa denkleminin bir diğer problemli yanını oluşturuyordu. Savaştan sonra ekonomik ve siyasi çalkantılar içine giren İtalya’da 1922’de Benito  Mussolini ve Faşist Partisi iktidara geldi. Gariptir ki Mussolini’nin ilk dış gezisi İsviçre’ye olmuştu. Lozan konferansına katılan Mussolini’nin tavır ve hareketleri konferansta bulunan delegeler tarafından hoş karşılanmamıştı. İtalya’nın bu kibirli ve ihtiraslı idarecisinin ülkeyi nereye götüreceğine dair Lozan’a katılan delegelere önemli öngörüler vermişti.</p>
<p>İtalya’nın “ İl Duce”si Benito Mussolini ‘nin  1924’te Yugoslavya’ya ait serbest şehir statüsünde ki Fiume’yi baskılar sonucunda ülkesine katması, Arnavutluk’u nüfuzu altına alması,1936 da hammadde yönüyle önemli bir bölge olan Afrika ülkesi Habeşistan’ı işgal etmesi askeri ve siyasi dengeleri değiştirir nitelikteydi.</p>
<p>Bahse konu gelişmeler 1929 ekonomik krizinin de etkisiyle büyük bir hız kazandı. Dünyanın belli başlı bölgelerinde bu türden emperyal faaliyetlerin meydana gelmesi ve bunun önlenememesi Dünyada kartların yeniden karılacağı büyük bir savaşın çıkabileceği endişesini güçlendirdi.</p>
<h2>Tarih ilmi&#8217;nden Ders Almak</h2>
<p>1 Eylül 1939’da Almanya’nın Polonya’yı işgaliyle beraber 2. Dünya savaşı başladı. Önceleri fırtına gibi esen Almanya ve müttefikleri   ilk Dünya savaşında olduğu gibi ABD’nin savaşa girmesi ile  savaşma potansiyellerini kaybettiler .Uzun süren mücadelelerde Mihver devletleri çok gayret göstermelerine rağmen  başarılı olamadılar ve  teslim olmak zorunda kaldılar. ABD savaştan sonra kendi menfaatlerine uygun bir dünya düzeni  oluşturmak amacı ile çok uğraştı ve bunda başarılıda oldu.</p>
<p>2.Dünya savaşı devam ederken 1944’te savaşın sonucu hemen hemen belli olmuştu. Bu durumdan istifadeyle  A.B.D savaştan sonra kendi menfaatlerine uygun bir dünya düzenini oluşturmak</p>
<p>amacıyla harekete geçerek  “ BRETTON  WOODS “ konferansını topladı. Buradaki amaç A.B.D’nin çıkarlarını gözetecek Dünya çapında bir ekonomik sistem oluşturmaktı. Konferansa katılan devletler milli paralarını A.B.D dolarına endekslemeyi kabul ediyorlardı. A.B.D ise kendi parasını altına endekslemişti.1 ons altın =35 A.B.D doları olacaktı. Bu sistem 1971’e gelince tıkandı. Bunun üzerine A.B.D , kurduğu sistemin kendi aleyhine sonuçlar doğurmaya başladığını görünce 18 Aralık 1971’de hem ekonomisini korumak hem de Dünya çapındaki A.B.D menfaatlerini korumak amacı ile smithsonian kararları çerçevesinde radikal uygulamalar gerçekleştirdi.</p>
<p>Örneğin A.B.D doları devalüe edilerek  1ons altın=38 dolara yükseltildi. Böylece A.B.D ekonomisi -en azından bir süre için-rahat bir nefes alırken diğer devletlerin ekonomilerinde sıkıntılar baş gösterdi.1973’te sistem yeniden tıkandı. Böyle olunca A.B.D doları yeniden devalüe ederek  1ons altın=42,5 dolar oldu. Ayrıca endeksleme sisteminden vazgeçildi.</p>
<h4>Tarih ilminin önemi</h4>
<p>A.B.D ‘de doksanlı yıllar ekonomik yönden büyüme ve refah dönemi olarak geçti. Buna bağlı olarak konut sektöründe müthiş bir büyüme gerçekleşti. Fakat bir süre sonra konut sektöründe arz fazlası ortaya çıktı. İhtiyaç fazlası konutlar artık eskisi gibi satılamıyordu. Konut sektöründe büyük bir balon oluşmuştu.2000’li yılların başlarında konut sektörü iyice tıkanınca bu pastadan pay kapmak isteyen ve önceleri büyük paralar kazanan bankalar çok ciddi likidite sıkıntısı çekmeye başladılar. Müşterilere verilen krediler geri dönmüyordu. Kriz gittikçe derinleşti ve başta finans sektörü olmak üzere ekonominin bir çok dalında kendisini gösterdi.2008 tarihinde ise başta A.B.D olmak üzere bütün Dünyayı etkileyen ve 1929 ekonomik krizinden çok daha derin bir kriz olduğu ifade edilen ekonomik kriz ortaya çıktı.</p>
<p>Bütün gelişmiş ülkeler kendi çaplarında meseleye çözüm ararken A.B.D için mesele gayet basitti. Dolar bütün Dünya da rezerv para olma özelliğini koruyordu. Dolayısıyla A.B.D merkez bankası  FED  içerdeki finans krizini çözebilmek amacı ile bol miktarda dolar bastı. Böylece finans sektörü güçlendirilirken ekonomik kriz Dünya’ya ihraç edilmiş olunuyordu. Anlaşılıyor ki büyük abi’nin kurmuş olduğu sistemde sorun çıkarsa sıkıntı büyük abi’nin eliyle çözülür bu bir. Problem çözülürken öncelikle büyük abi’nin menfaatleri düşünülür bu iki meseleler çözülürken diğer ülkeler ekonomik ve siyasi yönden zarar görürse dert değildir buna eğitim zayiatı denir buda üç.</p>
<p>A.B.D başkanlarından Obama’ nın yıllar süren gayretlerinden sonra herhangi bir askeri müdahaleye mahal vermeden kimsenin canı yanmadan İran ile başarılı olduğu ifade edilen bir nükleer antlaşma yapıldı. Böylece A.B.D  Ortadoğu da kan dökmeden İran’ı dize getiriyor  bu durum bütün dünyada takdir topluyordu. Bu diplomatik zaferle A.B.D prestijini artırırken  Ortadoğu ülkeleri  rahat bir nefes alıyor diplomatik faaliyetler sonucunda gelen barışın tadını çıkarıyordu. Fakat yeni başkan Trump’ın akil olmayan faaliyetleri sonucunda başta Ortadoğu olmak üzere bütün Dünyanın tepkisini çekme pahasına  A.B.D, İran ile yaptığı antlaşmadan tek taraflı olarak çekildi. Yapılan bu diplomatik manevra 1969’da imza edilen “Viyana Uluslar arası Antlaşmalar” sözleşmesine aykırı idi.</p>
<h4>Mahali Tarih Nedemek</h4>
<p>A.B.D yine Trump döneminde uluslar arası antlaşmalara aykırı olarak başta <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87in" target="_blank" rel="noopener">Çin Halk Cumhuriyeti</a> olmak üzere bazı ülkelere dış ticarette ithal mallarına   normalin çok üzerinde vergi uygulamaya başladı. Böylece kendi dış ticaret açığını bir yönüyle kapatmaya çalışırken Çin gibi  gelecekte her alanda sıkıntı yaşayabileceği ülkeleri kontrol altına almaya çalışıyor.</p>
<p>AB.D <strong><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/trump-destekcileri-senotoyu-basti-darbe-soylentileri-geliyor/">Trump</a></strong> döneminde yine efsane bir dönüş yaparak yakın zamanda imzaladığı “Paris İklim Antlaşması”ndan da çekildi. Bütün Dünya için büyük önem taşıyan bu antlaşma atmosfere salınan sanayii gazlarının belli bir seviye ye çekilmesini böylece fosil yakıtların küresel ısınma üzerindeki etkilerinin en aza indirilmesi  öngörüyordu. A.B.D  başkanı Trump ülkesinin  Paris İklim Antlaşmasından çekilmesini izah ederken bu antlaşmanın ülkesinin ekonomik rekabet gücünü zayıflattığını ifade etti. Şimdi böyle bir “U dönüşü”nü  Patagonyadaki bir devlet yapsa pek umurumuzda olmazdı. Fakat Dünyadaki üretimin hemen hemen 4/1’ini gerçekleştiren bir ülke yapıyorsa elbette işin rengi değişiyor.</p>
<h5>ilmi Tarihcilik nedir?</h5>
<p>Netice-i kelam; 2.Dünya savaşından sonra A.B.D kendi menfaatlerine uygun bir dünya sistemi kurdu. Fakat bir süre sonra A.B.D’nin hasım olarak gördüğü devletlerde bu sistemden istifade edip palazlanınca ve her alanda büyük abiyle rekabet eder hale gelince dünya egemenliği tehlikeye giren A.B.D, kendi kurmuş olduğu sistemi  bütün uluslar arası antlaşmaları hiçe sayarak bozmaya ve sakatlamaya başlamıştır. Bugün Dünya bir önce ki başkan olan Barack Obama döneminden  daha güvenli bir yer değildir. A.B.D’nin bugünkü idarecileri tehlikeli olan bu yoldan dönmedikleri müddetçe de Dünya daha  güvenli bir yer  olmayacaktır.</p>
<p>Tarihten ders almanın gerekliliği bugün bir defa daha güçlü bir şekilde kendini hissettirmektedir. Zira 20.yüzyılın ilk yarısında yapılan hatalar Dünya’yı sıkıntıya  düşürecek  ve büyük acıların yaşanmasına vesile olacak büyük bir savaşın çıkmasına neden olmuştu. Buna benzer hataların günümüzde hem de kurucu aktör tarafından pervasızca sergilenmesi elbette ki akil insanları düşündürmelidir. Samimi bir şekilde düşünerek, ortak akla danışarak, barışçıl çabalar ile Dünya’yı daha yaşanabilir bir hale getirebiliriz. A.B.D’li muhalif  yönetmen  Oliver Stone’un  ülkesinin dünya üzerindeki olumsuz faaliyetlerini eleştirdiği  bir tarihi belgeselinde  ifade ettiği gibi “çok büyük hatalar yapılmış fakat geç değil bu hatalardan dönme şansımız hala mevcut “ dediği gibi  tarihten ders alarak bu hatalardan dönme şansımız hala mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/tarih-ilminden-ders-almak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevginin insanoğlunda ki Önemi</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/sevginin-insanoglunda-ki-onemi/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/sevginin-insanoglunda-ki-onemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2021 23:19:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sevginin insanoğlunda ki Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Sevginin önemi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sevginin önemini anlatan yazı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://tuzlagazetesi.com.tr/?p=293</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Sevginin-insanoglunda-ki-Onemi.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Sevginin insanoğlunda ki Önemi" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Sevginin-insanoglunda-ki-Onemi.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Sevginin-insanoglunda-ki-Onemi-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Sevginin-insanoglunda-ki-Onemi-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Sevginin-insanoglunda-ki-Onemi-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Sevginin insanoğlunda ki Önemi" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Sevginin-insanoglunda-ki-Onemi-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Sevginin-insanoglunda-ki-Onemi-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Sevginin-insanoglunda-ki-Onemi.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Sevginin insanoğlunda ki Önemi Sevginin insanoğlunda ki Önemi; Yaşamış olduğumuz çağın en büyük hastalığı ve yeryüzündeki bütün haksızlıkların zulümlerin, savaşların ve de şiddetin altındaki en büyük neden sevgisizliktir. Sevgisizliğin şu anda yaşamış olduğumuz tüm dünyayı sardığı ve insanların günden güne birbirinden uzaklaştığı ve birbirine yabancılaştığı, maalesef ki acı bir gerçek. İnsanlar günlük hayatlarında, iş yerlerinde,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Sevginin-insanoglunda-ki-Onemi.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Sevginin insanoğlunda ki Önemi" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Sevginin-insanoglunda-ki-Onemi.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Sevginin-insanoglunda-ki-Onemi-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/01/Sevginin-insanoglunda-ki-Onemi-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1>Sevginin insanoğlunda ki Önemi</h1>
<p>Sevginin insanoğlunda ki Önemi; Yaşamış olduğumuz çağın en büyük hastalığı ve yeryüzündeki bütün haksızlıkların zulümlerin, savaşların ve de şiddetin altındaki en büyük neden sevgisizliktir.</p>
<p>Sevgisizliğin şu anda yaşamış olduğumuz tüm dünyayı sardığı ve insanların günden güne birbirinden uzaklaştığı ve birbirine yabancılaştığı, maalesef ki acı bir gerçek. İnsanlar günlük hayatlarında, iş yerlerinde, okullarında, ya da cadde ve sokaklarda artık göz göze gelmiyor hatta ve hatta birbirlerinin  suratlarına dahi bakmıyorlar. Bu durum içten gelen ve karşılıksız sevginin toplumda yok olması durumuna geldiğini  ve insanoğlunun ruhunun kararmış olduğunu gösteriyor. Çünkü insanoğlu sevgiyi tamamı ile yitirdiğinde adeta içi bomboş kalır ve manevi anlamda da tükenmiş olur.</p>
<h2>Sevginin insanoğlunda ki Önemi nedir</h2>
<p>Günlük hayatımızda sürekli olarak oldukça soğuk ve donuk yüzlere rastlıyoruz. Gerçek anlamda sevgi maalesef ki yok olmuş durumda. Oysa sevginin ve aşkın kendisi başlı başına bu yaşadığımız hayatın gerçekleridir. Şu anda gençler de hiç mutlu değiller. Çoğu mutluymuş gibi taklit yapıyor ya da  bilinçaltlarında kendi kendilerini kandırıyorlar. İş yerinde, evde, okulda sürekli birtakım sorunlar yaşıyorlar. Ve de birçoğu bu sevgisizlik ortamından yılmış durumda. Maalesef ki gençler şükredemiyorlar.</p>
<p>Mesela kendi çevrelerindeki olan şeylere karşı tamamı ile duyarsız kalan genç, yanında ki arkadaşında bulunan, kendisininkinden biraz daha gelişmiş olan bilgisayarı ya da kendi telefonunun bir üst modelini gördüğü zaman ıstırap çekiyor. Ya da aynı şekilde yanındaki arkadaşında gördüğü yeni bir giysi, hiç olmadığı kadar onun canını yakıyor. Mutsuzluğu için bu kadar küçük bir neden yeterli oluyor.</p>
<h3>Sevginin insan hayatındaki önemi nedir</h3>
<p>Günümüzde bir çok genç, sürekli olarak sıkıntılı, kendini hiçbir ortamda rahat hissedemeyen, hiçbir ortama uyum sağlayamayan, oldukça karamsar ve en küçük şeyden bile şikayet edebilen bir ruh haline sahip olup çıkıyor. Maalesef ki hayatında olan hiçbir şeyi beğenmeyip, başta en yakınındaki insanlar olan ailesi olmak üzere toplumdaki herkeste bir kusur buluyor. Yakınındaki arkadaşlarıyla dışarı bir yere çıktığında , en ufak bir kıvılcımla dahi aralarında büyük gerginlikler yaşanabiliyor.</p>
<p>Yediklerinden ve içtiklerinden hiçbir şekilde zevk alamıyor ve genç yaşında eğlenmek yerinde sürekli kendi içerisinde acılar yaşıyor. Bir an olsun mutlu olmak amacıyla gitmiş olduğu mekanlarda  hem parasını hem de malını tükettiği gibi aynı zamanda içindeki mutluluğunu da tüketiyor. Eve geri döndüğünde ise nedensizce ailesiyle tartışıyor.</p>
<p>“ACABA BEN NEDEN BÖYLEYİM ? NİÇİN BÖYLE HUZURSUZUM ? NEDEN BU KADAR ACI ÇEKİYORUM ?” diye düşünmüyor düşünmek istemiyor. Kendi içerisinde yaşamış olduğu ve sürekli kötü hissetmesine neden olan bu acının kaynağını maalesef ki sorgulamıyor. Halbuki o yaşamış olduğu mutsuzluğun ve acının kaynağı; Allah’tan uzak yaşamak …</p>
<h4>Sevginin insan hayatındaki önemini unutmamalıyız&#8230;</h4>
<p>İnsan imanlı yaşamadığı takdirde para, yiyecek-içecek, kariyer ve geri kalan her şeye sahip olsa dahi mutlu olamaz. Bu zamana kadar elde etmiş olduğu her şeyi günün birinde yitirebileceği korkusu içinde tamamı ile huzursuz bir hayat sürer.</p>
<p>İçindeki sevgiyi yitirdiği taktirde , insanın  içinde asla dolduramayacağı çok büyük bir boşluk ortaya çıkar. Ve artık yitirmiş olduklarının yerini azap, korku ve panik alır. Bu acıdan kurtulmak içinse insan kendine zarar verecek bir çok şey dener. Ve de bu yaptıklarının sonucunda da durum gittikçe daha kötü bir hal alır. Yaşamış oldukları hayatlarını Allah’a kulluk yapmaktan uzak geçirmiş olan, amacı sadece dünyevi zevkleri yaşamayı bir amaç haline getiren insanların aksine inananlar, korkularından, endişelerinden ve güvensizlikten uzaktırlar.</p>
<p>İnsanların en büyük destekçisi Allah’tır. İnsan içindeki korkuyu, paniği ve geri kalan dünyevi korkulardan uzak tutacak olan ve kalbine şifa verecek olan yegane şey, <a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/allah">Allah</a>’a sarılmaktır.</p>
<p><strong><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/kose-yazilari/">Tuzla Gazetesi Köşe Yazıları</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/sevginin-insanoglunda-ki-onemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
