<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tedavisi arşivleri - Tuzla Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://tuzlagazetesi.com.tr/tag/tedavisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Tuzla Gazetesi - Tuzla&#039;nın Güncel Haber ve Yaşam Portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 22 May 2025 18:49:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2024/01/cropped-Tuzla-Gazetesi-512-32x32.png</url>
	<title>tedavisi arşivleri - Tuzla Gazetesi</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uyuz Hastalığı Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/uyuz-hastaligi-belirtileri-nedenleri-ve-tedavisi/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/uyuz-hastaligi-belirtileri-nedenleri-ve-tedavisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jul 2023 11:44:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuz Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuz Hastalığı Belirtileri Nedenleri ve Tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=23662</guid>

					<description><![CDATA[<img width="750" height="380" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/Uyuz-Hastaligi-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Uyuz Hastalığı Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" fetchpriority="high" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/Uyuz-Hastaligi-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi.jpg 750w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/Uyuz-Hastaligi-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi-300x152.jpg 300w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /><div><img width="300" height="152" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/Uyuz-Hastaligi-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi-300x152.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Uyuz Hastalığı Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/Uyuz-Hastaligi-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi-300x152.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/Uyuz-Hastaligi-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi.jpg 750w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Uyuz Hastalığı Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi Uyuz Hastalığı Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi nedir? Uyuz, insanlarda kaşıntılı bir deri enfeksiyonu olan bir hastalıktır. Uyuz hastalığı, ciltte kaşıntı, kızarıklık ve kabarcıklara neden olur ve genellikle cilt temasıyla kolayca yayılır. Bu makalede, uyuz hastalığının belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında daha fazla bilgi edineceksiniz. Uyuz Hastalığının Belirtileri: Uyuz&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="750" height="380" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/Uyuz-Hastaligi-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Uyuz Hastalığı Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/Uyuz-Hastaligi-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi.jpg 750w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/Uyuz-Hastaligi-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi-300x152.jpg 300w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /><h1>Uyuz Hastalığı Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi</h1>
<p>Uyuz Hastalığı Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi nedir? Uyuz, insanlarda kaşıntılı bir deri enfeksiyonu olan bir hastalıktır. Uyuz hastalığı, ciltte kaşıntı, kızarıklık ve kabarcıklara neden olur ve genellikle <strong><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/cilt-neden-solgun-gorunur/">cilt</a></strong> temasıyla kolayca yayılır. Bu makalede, uyuz hastalığının belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında daha fazla bilgi edineceksiniz.</p>
<h4>Uyuz Hastalığının Belirtileri:</h4>
<p>Uyuz hastalığının belirtileri genellikle ciltte ortaya çıkar. İşte uyuz hastalığının belirtileri:</p>
<ol>
<li><strong>Yoğun Kaşıntı</strong>: Uyuz hastalığından etkilenen kişilerde en belirgin belirti yoğun kaşıntıdır. Kaşıntı genellikle geceleri artar ve kişinin uyku düzenini bozabilir. Kaşıntı, uyuz parazitleri ve larvalarının cildin altındaki tünellerde hareket etmesiyle ilgili bir reaksiyondur.</li>
<li><strong>Kabarcık ve Lezyonlar</strong>: Uyuz parazitleri cildin üst tabakalarında tüneller açarak ve burada yumurtalarını bırakarak yaşar. Bu tünellerin etrafında küçük kabarcıklar, kırmızı lekeler veya küçük kabuklanmalar ortaya çıkabilir. Bu lezyonlar genellikle parmak araları, bilekler, dirsekler, kalça, meme uçları, cinsel organlar ve bel çevresi gibi cildin ince deri bölgelerinde görülür.</li>
<li><strong>İzler ve Kabuklanma</strong>: Uyuz hastalığı tedavi edilmediğinde veya geç teşhis edildiğinde, ciltte izler ve kabuklanma görülebilir. Kaşıntı nedeniyle sürekli olarak cildi tahriş etmek, ciltte yaraların oluşmasına ve bu yaraların kabuk bağlamasına yol açabilir.</li>
<li><strong>Cinsel Organlarda Kaşıntı</strong>: Uyuz hastalığı cinsel temas yoluyla bulaşabileceği için, genital bölgede kaşıntı ve döküntüler de görülebilir. Bu durum, cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtileriyle karıştırılabileceğinden, uyuz düşünülmeli ve uygun şekilde teşhis edilmelidir.</li>
<li><strong>Yayılma</strong>: Uyuz hastalığı, yakın temasla kolayca bulaşabilir. Bu nedenle, aynı evde yaşayan veya sık sık temas halinde olan kişilerde de benzer belirtiler görülebilir. Ayrıca, uyuz parazitleri kıyafetler, yatak çarşafları ve diğer kişisel eşyalar aracılığıyla da yayılabilir.</li>
</ol>
<p>Uyuz hastalığının belirtileri genellikle kaşıntı ve ciltte görülen döküntülerle ilişkilidir. Ancak, belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterebilir ve hastalığın şiddeti değişebilir. Uyuz şüphesi durumunda bir sağlık uzmanına danışmak ve uygun teşhis ve tedavi için yardım almak önemlidir.</p>
<p>Uyuz hastalığının belirtileri genellikle ciltte ortaya çıkar. Bunlar arasında şunlar bulunur:</p>
<ul>
<li>Yoğun kaşıntı, özellikle geceleri artabilir.</li>
<li>Küçük, kabarcık şeklinde döküntüler veya kırmızı lekeler.</li>
<li>Kızarıklık ve kabarcıkların sıklıkla görüldüğü bölgeler: parmak araları, bilekler, dirsekler, kalça ve cinsel organlar.</li>
<li>Ciltte izler, yara kabukları veya kabuklanma.</li>
</ul>
<h4>Uyuz Hastalığının Nedenleri:</h4>
<p>Uyuz, Sarcoptes scabiei adlı bir parazitin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Bu parazit, derinin üst tabakalarında tüneller açarak ve yumurtalarını bırakarak yaşar. Uyuz genellikle cilt temasıyla bulaşır, bu nedenle yakın temas halinde olan kişilerde yaygın olarak görülür. Uyuz paraziti, hijyenik koşullardan bağımsız olarak herkesi etkileyebilir.</p>
<p>Uyuz hastalığı, Sarcoptes scabiei adlı bir parazitin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. İşte uyuz hastalığının nedenleri:</p>
<ol>
<li><strong>Uyuz Paraziti</strong>: Uyuz hastalığının ana nedeni, uyuz parazitidir. Bu mikroskopik parazit, insan derisinin üst tabakalarında yaşar ve burada tüneller açar. Uyuz paraziti dişi ve erkek olmak üzere farklı cinsiyetlere sahiptir. Dişi parazitler, deri altında tüneller açarak ve burada yumurtalarını bırakarak yaşar. Yumurtalar zamanla larvalara dönüşür ve bu larvalar da ciltte tüneller açarak yayılır.</li>
<li><strong>Bulaşma Yolları</strong>: Uyuz hastalığı, genellikle cilt temasıyla bulaşır. Bu, enfekte bir kişiyle doğrudan temas veya enfekte bir kişinin giysileri, yatak çarşafları, havlular gibi kişisel eşyalarıyla temas yoluyla gerçekleşebilir. Cinsel temas da uyuzun bulaşma yollarından biridir. Uyuz paraziti, temasla geçtikten sonra hızla deriye girer ve çoğalmaya başlar.</li>
<li><strong>Ortam ve Hijyen</strong>: Uyuz paraziti, hijyenik koşullardan bağımsız olarak herkesi etkileyebilir. Temiz veya kirli bir ortamda, zengin veya fakir bir yaşam sürdüren insanlarda görülebilir. Ancak, yoğun yaşam alanları, kalabalık yerler, askeri birlikler, hapishaneler gibi insanların bir arada olduğu ortamlar uyuzun yayılmasını kolaylaştırabilir.</li>
<li><strong>Risk Faktörleri</strong>: Bazı faktörler, uyuz hastalığına yakalanma riskini artırabilir. Bunlar arasında şunlar bulunur:
<ul>
<li>Yakın temas halinde bulunma: Enfekte bir kişiyle yakın temas, uyuz hastalığının bulaşma riskini artırır.</li>
<li>Zayıflamış bağışıklık sistemi: Bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, uyuz hastalığına daha duyarlı olabilirler.</li>
<li>Yaş: Uyuz, her yaş grubunda görülebilir, ancak çocuklar ve yaşlı yetişkinlerde daha yaygın görülme eğilimindedir.</li>
</ul>
</li>
</ol>
<p>Uyuz hastalığının nedenleri, uyuz parazitinin bulaşması ve cilt temasıyla yayılmasıyla ilgilidir. Uyuzdan korunmak için hijyenik önlemler almak, enfekte kişilerle yakın teması sınırlamak ve bulaşmış eşyaları paylaşmaktan kaçınmak önemlidir. Uyuz şüphesi durumunda bir sağlık uzmanına başvurmak ve uygun teşhis ve tedavi için yardım almak önemlidir.</p>
<h4>Uyuz Hastalığının Tedavisi:</h4>
<p>Uyuz hastalığının tedavisi, uyuz parazitini öldürmek ve semptomları hafifletmek için belirli ilaçlar ve önlemler gerektirir. İşte uyuz hastalığının tedavi yöntemleri:</p>
<ol>
<li><strong>İlaç Tedavisi</strong>: Uyuz hastalığının etkin bir şekilde tedavi edilmesi için reçeteyle satılan uyuz ilaçları kullanılmalıdır. Bu ilaçlar genellikle deriye sürülen krem, losyon veya merhem formunda gelir. Uyuz ilaçlarının aktif bileşeni, uyuz parazitini öldüren bir madde içerir. Tedavi süresi ve uygulama talimatları, doktor tarafından belirlenen yönergeleri takip etmek önemlidir.</li>
<li><strong>Tüm Vücut Temizliği</strong>: Uyuz ilacı genellikle tüm vücuda uygulanmalıdır. Bu, baş, yüz, boyun, kulaklar, eller, ayaklar ve tırnaklar da dahil olmak üzere tüm cilt bölgelerine yayılmalıdır. Uyuz paraziti cildin herhangi bir yerinde yaşayabilir, bu yüzden tüm vücuda tedavi uygulanması önemlidir.</li>
<li><strong>Giysilerin ve Eşyaların Temizlenmesi</strong>: Uyuz hastalığından etkilenen kişinin giysileri, yatak çarşafları, havlular ve diğer kişisel eşyalar, uyuz ilacı uygulamasından önce temizlenmelidir. Bu eşyalar yüksek sıcaklıkta yıkanmalı veya kuru temizlemeye verilmelidir. Ayrıca, uyuz parazitinden etkilenen eşyaları veya tekstilleri ayrı tutmak önemlidir.</li>
<li><strong>Yakın Temas Halinde Olanların Tedavisi</strong>: Uyuz hastalığı bulaşıcı olduğundan, yakın temas halinde olan diğer kişiler de tedavi edilmelidir. Aynı evde yaşayan, aile üyeleri, cinsel partnerler ve diğer yakın temas halinde olan kişilerin de uyuz ilacı kullanması önemlidir. Bu, uyuzun yayılmasını ve tekrar enfeksiyon riskini azaltır.</li>
<li><strong>Ortam Temizliği</strong>: Uyuz paraziti, dışarıda birkaç gün hayatta kalabilir, bu nedenle evin temizliği ve dezenfeksiyonu önemlidir. Giysiler, yatak çarşafları, havlular ve diğer tekstiller yıkanmalı veya temizlenmelidir. Kullanılmayan eşyaları hava alacak şekilde saklamak ve sık sık temizlik yapmak uyuzun tekrarlanmasını önlemeye yardımcı olabilir.</li>
</ol>
<p>Tedavi sürecinde doktorunuzun talimatlarını dikkatlice takip etmek önemlidir. Tedavi tamamlandıktan sonra semptomlar genellikle hızla hafifler, ancak kaşıntı bir süre daha devam edebilir. Eğer semptomlar sürekli devam ederse veya tekrarlar, doktora başvurmak önemlidir.</p>
<p>Uyuz hastalığının tedavi edilmediği durumlarda ciddi komplikasyonlar <em><strong><a href="https://www.ntv.com.tr/ne-demek/ortaya-koymak-ne-demek-47148" target="_blank" rel="noopener">ortaya</a></strong></em> çıkabilir. Bu nedenle, uyuz şüphesi durumunda bir sağlık uzmanına danışmak ve uygun tedavi almak önemlidir.</p>
<p>Uyuz hastalığı genellikle bir doktor tarafından teşhis edilir ve tedavi edilir. Tedavi aşağıdakileri içerebilir:</p>
<ul>
<li>Cilt üzerindeki parazitleri öldürmek için ilaçlar veya krem ​​kullanmak.</li>
<li>İlaçların uygulandığı tüm vücut bölgelerini kapsayan bir tedavi süreci.</li>
<li>Temizlik: Yatak çarşaflarını, giysileri ve diğer kişisel eşyaları yıkamak veya temizlemek.</li>
<li>Yakın temas halinde olan kişilerin de tedavi edilmesi.</li>
</ul>
<p>Uyuz hastalığı, bulaşıcı bir cilt enfeksiyonu olup, kaşıntı, kızarıklık ve kabarcıklara neden olur. Hastalığın belirtileri hafif veya şiddetli olabilir. Uyuz, cilt temasıyla kolayca yayıldığından, hastalığı tedavi etmek ve yayılmasını önlemek için uygun tedavi yöntemleri kullanılmalıdır. Uyuz hakkında bu makalede verilen bilgiler, hastalığı anlamanıza ve uygun tedavi yöntemlerini araştırmanıza <em><strong><a href="https://tr.wiktionary.org/wiki/yard%C4%B1mc%C4%B1" target="_blank" rel="noopener">yardımcı</a></strong></em> olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/uyuz-hastaligi-belirtileri-nedenleri-ve-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Migren Nedir?</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/migren-nedir/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/migren-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihat YİĞİT]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Apr 2023 21:10:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Migren]]></category>
		<category><![CDATA[Migren doğal tedavi yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Migren Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=4157</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Migren-Nedir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Migren Nedir migren tedavi yöntemleri" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Migren-Nedir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Migren-Nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Migren-Nedir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Migren-Nedir-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Migren Nedir migren tedavi yöntemleri" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Migren-Nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Migren-Nedir-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Migren-Nedir.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Migren Nedir? Migren Nedir? Migren ağrısı birçoğumuzun bildiği üzere başımızın sadece tek bir tarafında hissedilen şiddetli bir ağrı ya da zonklamadır. Sıklıkla kadınlarda görüldüğü saptanmış olan migren ağrısını herkesin hayatında en az bir kere yaşadığı söylenmektedir. Migren sadece halk arasında bir baş ağrısı ile bilinmemektedir. Aynı zamanda zihnimizin algıda hassasiyeti arttığı için ışık karşısında gözlerin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Migren-Nedir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Migren Nedir migren tedavi yöntemleri" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Migren-Nedir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Migren-Nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/Migren-Nedir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div>
<h1>Migren Nedir?</h1>
<p>Migren Nedir? Migren ağrısı birçoğumuzun bildiği üzere başımızın sadece tek bir tarafında hissedilen şiddetli bir ağrı ya da zonklamadır. Sıklıkla kadınlarda görüldüğü saptanmış olan migren ağrısını herkesin hayatında en az bir kere yaşadığı söylenmektedir.</p>
<p>Migren sadece halk arasında bir baş ağrısı ile bilinmemektedir. Aynı zamanda zihnimizin algıda hassasiyeti arttığı için ışık karşısında gözlerin acıması, sese karşı olumsuz etkilenme, biraz daha sessizlik ve dinlenme ihtiyacı ile de ortaya çıkabilmektedir. Zaman zaman ise migren ensede, gözde ağrılar da olabilmektedir. Örneğin; ağladıktan sonra başınızın sadece bir tarafının ağrıması ya da sadece tek bir gözünüz yerinden çıkacak gibi ağrıyorsa da bu migrene işarettir.</p>
<h4>Migren ağrısı</h4>
<p>Hemen hemen bu atağı yaşayan herkes için migren, bir hayat sancısı olarak da görülmektedir ve genellikle erişkin çağında başlamaktadır. Çocuklukta migren görülmesi çok seyrektir ve eğer böyle bir durum yaşanıyorsa sağlık ocağı ya da bir hastaneye götürülmesi tavsiye edilmektedir. Ayrıca migrenin erkeklere oranla kadınlarda dokuz katı daha fazla görülmesi de araştırmalar sonucu istatistik olarak kanıtlanmıştır.</p>
<p>Muhtemel olarak kadınların hayatının daha stresli olması, özellikle ev hanımlarının her gün aynı sorunlar için: çocukları okula gönderme, kahvaltıyı hazırlama, bulaşık yıkama, temizlik yapma, ütü yapma, yemek yapma gibi dertleri edindikleri için daha fazla migrenle karşı kaşıya kalma durumundadır. Yahut büyük iş adamlarının yürüttüğü koca bir şirket ve o şirket üzerindeki kaygıları da migreni tetiklemektedir. Genel olarak migreni tetikleyen en önemli etken, verildiği örneklerden de anlaşılacağı üzere stres, kaygı, üzüntü gibi sancılı duygulardır. Tabii bunlar harici sadece genetik geçişten de kaynaklanan bir rahatsızlık da olabilmektedir.</p>
<h4>Migren Belirtileri Nelerdir?</h4>
<p>Migren belirtileri birçoğu aslında günlük hayatımızda yaşadığımız sorunlardır ve bu yüzden migrenin yaklaştığı her durumda öne sunulamaz. Ancak bu konuda çok fazla cefasını çekmiş insanlar bazı olaylar yaşandığında “Migrenim yaklaşıyor yine…” diyerek bir sebebi öne sunarlar mesela.</p>
<p>Genel olarak migren dört aşamadan geçtiği bilinmektedir: prodrom, aura, postdrom. Prodrom: az evvel bahsedildiği gibi migrenin yaklaştığını haber eden işaret olarak da adlandırılabilir. Yani bir iki gün önceden bazı ince işaretlerden anlaşılması gibi. Örneğin; kabız olmak, yemek yemede düzen bozukluğu, anlık ve ciddi ruhsal değişimleri, alınganlık ve çevredeki olaylara karşı her zamankinden daha fazla hassas olmak gibi. Migren ile sürekli baş başa kalan insanlar bu önceden haberci belirtiler sayesinde migrene karşı tedbir de alabilmektedir.</p>
<p>Aura ise migrenin atağa geçtiği ve yaşandığı evredir. Yaşanılan bu migren kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Postdrom ise bu atakların bitmesi sonucu yaşanılanlardır. Migren geçiren hastanın bitkin düşmesi yahut rahatlaması, kendisini yorgun hissetmesi, hâlsiz hissetmesi gibi atak sonrası belirtileri de vardır.</p>
<p>Ancak herkes bu atakları sırasıyla yaşamaz. Çabuk atlatan da var, bu atakları tek tek yaşayanlar da vardır. Bu yüzden migren çok bilinen ancak teşhisi konulamayan, tedavi edilemeyen bir hastalıktır. Teşhisin konulabilmesi için sık atakların yaşanması gerekiyor ve bu atakları doktora bildirebilmek için bu ataklarını kayıt altında tutmanız gerekmektedir. Çünkü bahsedilen belirtiler genel olarak hayatımızda <a href="https://www.youtube.com/watch?v=7GsMzUgFKAI" target="_blank" rel="noopener">normal</a> olarak karşılaşabileceğimiz nitelikte belirtilerdir ve doktora gittiğinizde ilk şüphe edilen hastalık migren olmayacaktır. Eğer belirtileri sıklıkla yaşadığınızı düşünüyorsanız bu belirtileri bir kayıt altına alın ve doktorunuza bildirin. Gereken tetkikler yapıldıktan sonra migren üzerine yoğunlaşılacaktır. Size bu migren doğrultusunda tedavi olarak yardımcı olunacaktır.</p>
<h4>Migren Çeşitleri Nelerdir?</h4>
<p>En başta şunu belirtelim ki, migren sadece <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/ilacsiz-bas-agrisi-gecirme-yontemleri/">baş ağrısı</a> ile bilinen bir hastalık değildir. Nörolojik bir hastalıktır ve nörolojik bir hastalık olduğu için baş ağrısı harici yaşanan migren semptomları da vardır. Bu semptomlar:</p>
<ul>
<li>Komplike migren (Aura Migren)</li>
<li>Yaygın Migren (Aurasız Migren)</li>
<li>Baş Ağrısız Migren</li>
<li>Hemiplejik Migren</li>
</ul>
<p>Olmak üzere dört temel çeşide ayrılmaktadır.</p>
<p><strong>Komplike Migren nedir</strong>: migren gören kesimin %25 oranda karşılaştığı bir semptom çeşididir. En çok görme duyusu ve vücutta uyuşma ile bilinmektedir. Görmede bozukluk, siyah noktalar görmek yahut renkleri karıştırmak. Vücudun herhangi bir kısmında (baş, ense, göz, kol, bacak) ağrı ya da uyuşma hissetmek olarak da ortaya çıkmaktadır. Bilhassa gözde görme güçlüğü, başınızda ağrı hissediyorsanız başınızın dönmesi muhtemeldir. Bu sebepten bir yerde oturmanız, fazla hareket etmemeniz tavsiye olunur.</p>
<p><strong>Yaygın Migren nedir</strong>: teşhis edilmesi güç olan bir diğer migren çeşididir. Kusma isteği, mide bulantısı ve başın tek bir tarafında gerçekleşen ağrı, zonklama hissiyle meydana gelir. Aynı zamanda sizi algısal olarak çevrenize karşı daha hassas bir pozisyona getirme durumundadır. Işıktan, sesten, hatta renklerden bile rahatsızlık duyma gibi semptomlar da görülmektedir.</p>
<p><strong>Baş Ağrısız Migren nedir</strong>: adından da anlaşılacağı zere semptomlarında baş ağrısı görülmeyen bir migren türüdür. Geriye kalan mide bulantısı, kusma, görmede bozukluklar, çevreye karşı hassasiyet gibi semptomlar aynen görülmektedir. Hasta bu migren sancısında baş ağrısı çekmediği için bu migren türü “Baş Ağrısız Migren” olarak nitelenmiştir.</p>
<p><strong>Hemiplejik Migren nedir</strong>: bu tür baş ağrısız migren türü gibi genellikle baş ağrısı içermez ama bu tür migreni en sancılı yapan semptom felç hissidir. Zaman zaman günlerce bile sürebilen bu semptomda hasta vücudunun bir bölgesinde uyuşma, karıncalanma hisseder.</p>
<h4>Migren Tedavi Yöntemleri Nelerdir?</h4>
<p>Tedavi yöntemlerinden bahsedilmek için önce teşhis aşamasından bahsedilmesi gerekir. Sıklıkla yaşadığınızı düşündüğünüz migren sonucu uzman bir nöroloğa başvurduğunuzda sizden öncelikli olarak aile geçmişinizi, yani genetik geçmişinizi isteyecektir. Genetikten dolayı görülen bir migren ise tedavi yöntemi buna göre şekillenecektir. Aile geçmişinde migrene dair bir rastlantıya denk gelinmezse bu sefer hastanın beyin ve sinir hücreleri incelenmeye başlar. Bunun için MR ve CT makinelerinden yardım alınır. Bu makineler sayesinde beyindeki kanserli hücre, tümör ve daha farklı beyin sinir hastalıkları varsa bu tespit edilir. Yapılan tespit sonucu ise tedavi yöntemleri konuşulmaya başlanır.</p>
<p>İlk tedavi yöntemi uzman doktorun migren semptomlarını hafifletmek ve önlemek amaçlı yazdığı, migrene özel üretilen ilaçların kullanılmasıdır. Bu ilaçlar genellikle ağrı kesme konusunda da ciddi bir önleyici olabilmektedir. Migren yaşama durumunuz hemen hemen her gün sürüyorsa uman doktorunuz size buna göre her gün kullanmanız gereken bir ilaç yazacaktır. Onun harici semptomu hissettiğinizde önlemek amaçlı, belirli bir zaman çizelgesi olmayan ilaçlar verilmektedir.</p>
<p>Ancak bu ilaçlar bir baş ağrısı önleyici şeklinde verilmezler. Hastanın sıklıkla yaşadığı semptom çeşidine göre verilmektedir. Örneğin; anti-depresan ilaçlarının bile reçeteye sunulduğu görülmektedir. Bu yüzden doktora başvurmadan önce sadece kendi fikrinizle ilaç kullanmamanız tavsiye olunur.</p>
<h4>Migreni besinler ve bitki çayları aracılığıyla da tedavi edebilirsiniz</h4>
<p><strong>Örneğin; avokado, incir, somon, tatlı patates, karpuz, havuç, kinoa, kara lahana, yoğurt, limonlu su migreni önleyici ve sağlıklı besinlerdir</strong>. Bitki çaylarında ise <em>zencefil çayı, feverfew çayı, nane çayı, papatya çayı, yeşil çay ve söğüt çayı migreni önleyen bitki çaylarındandır.</em></p>
<p>Üstelik migrene gelebilecek en güzel tedavi kendinizi stres, üzüntü ve kaygıdan uzak tutmaktır. Çünkü bu duygular sizin beyin hücrelerinize daha fazla zarar vermektedir. <a href="https://g.co/kgs/4FQzkZ" target="_blank" rel="noopener">Genetik</a> dahil olsa kendinizi bu gibi kronik duygulardan uzak tuttuğunuzda daha az sıklıkta migrene yakalandığınızı göreceksinizdir.</p>
<p><em>Sağlıcakla kalın&#8230;..</em></p>
<h4><strong>Tuzla Gazetesi Sağlık Haberleri</strong></h4>
<p>Dikkatinizi çekebilir; <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/kolesterol-nedir/"><em>Kolestrol nedir?</em></a></p>
</div>
</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/migren-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tiroid Hastaları Nasıl Zayıflar?</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/tiroid-hastalari-nasil-zayiflar/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/tiroid-hastalari-nasil-zayiflar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2023 14:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[How Thyroid Patients Lose Weight]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Zayıflar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tiroid Hastaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=9489</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Tiroid-Hastalari-Nasil-Zayiflar.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Tiroid Hastaları Nasıl Zayıflar" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Tiroid-Hastalari-Nasil-Zayiflar.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Tiroid-Hastalari-Nasil-Zayiflar-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Tiroid-Hastalari-Nasil-Zayiflar-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Tiroid-Hastalari-Nasil-Zayiflar-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Tiroid Hastaları Nasıl Zayıflar" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Tiroid-Hastalari-Nasil-Zayiflar-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Tiroid-Hastalari-Nasil-Zayiflar-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Tiroid-Hastalari-Nasil-Zayiflar.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Tiroid Hastaları Nasıl Zayıflar? Tiroid Hastaları Nasıl Zayıflar? Bu hastalıkdan muzdarip olan kişilerin çokça sorduğu ve araştırdığı bir konu nasıl kilo verebilirimdir. Tiroid bezlerinin az çalışması veya hiç çalışmaması durumunda kilo alma durumu meydana gelebilir. Ayrıca alınan kiloların verilmesi de oldukça zordur. Tiroid hastalığının tedavisi sırasında veya tedavi sonrasında kilo vermek kolaylaşmayabilir. Tiroid hastaları için&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Tiroid-Hastalari-Nasil-Zayiflar.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Tiroid Hastaları Nasıl Zayıflar" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Tiroid-Hastalari-Nasil-Zayiflar.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Tiroid-Hastalari-Nasil-Zayiflar-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Tiroid-Hastalari-Nasil-Zayiflar-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1><strong>Tiroid Hastaları Nasıl Zayıflar?</strong></h1>
<p>Tiroid Hastaları Nasıl Zayıflar? Bu hastalıkdan muzdarip olan kişilerin çokça sorduğu ve araştırdığı bir konu nasıl kilo verebilirimdir. Tiroid bezlerinin az çalışması veya hiç çalışmaması durumunda kilo alma durumu meydana gelebilir. Ayrıca alınan kiloların verilmesi de oldukça zordur.</p>
<p>Tiroid hastalığının tedavisi sırasında veya tedavi sonrasında kilo vermek kolaylaşmayabilir. Tiroid hastaları için daha kolay nasıl kilo verebiliriz sorusuna karşı birkaç diyet önerisinde bulunalım. ilginizi çekebilir; <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/diyet-yaparken-dikkat-etmeniz-gerekenler/">Diyet Yaparken Dikkat Etmeniz Gerekenler nelerdir</a>?</p>
<h4><strong>Ketojenik Diyet Ve Aralıklı Oruç</strong></h4>
<p>Tiroid sorunu ile karşı karşıya olan kişiler ketojenik diyet yapmanın ve aralıklı orucun kilo vermeye yardımcı olduğunu bildirdi. Ketojenik diyetin kısa süreli bir diyet olması gerektiğini unutmayınız. Yani <a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/vucud--sifat" target="_blank" rel="noopener">vücud</a>a bazı zamanlarda <strong><em>şok diyet</em></strong> uygulayarak vücudun kendine gelmesini ve daha kolay kilo vermesini sağlayabilirsiniz.  Ketojenik diyette aralıklı oruçta aynı işlevi görmektedir.</p>
<h4><strong>Palio Diyeti</strong></h4>
<p>Bu diyet şeklinde yemekten kısıtlama durumu yok. Yani istediğiniz kadar yemek yiyebilirsiniz. Fakat bu yemekler protein veya sebze olması gerekiyor. Onun dışında süt şeker veya işlenmiş gıdaların neredeyse hiç tüketilmediği bir diyet şeklidir. Tiroid sorunu yaşayan hastalar bu diyet şekli ile daha kolay kilo verebilir.</p>
<h4><strong>Gluten Ve Karbonhidratı Azaltın</strong></h4>
<p>Gluten ve karbonhidrat vücudunuz tarafından sindirilmesi zor olan ve bu yüzden metabolizmayı yavaşlatan ürünlerdir. Tiroid bezi az çalışan veya çalışmayan kişiler <strong><em>karbonhidrat</em></strong> sindirimi sırasında daha zorlanırlar ve metabolizmaları yavaşlayarak kilo almaya sebep olur. Bu yüzden tiroid bezi az çalışan kişiler yapılan diyetlerde karbonhidrat ve protein miktarını azaltmaya gitmesi gerekir. Bu şekilde kilo vermeleri daha kolaylaşır.</p>
<h4><strong>Günde 10000 Adım Atın</strong></h4>
<p>Tiroid hastalarında metabolizmanın yavaş olmasından kaynaklı olarak metabolizmayı hızlandırma için çalışmalar yapılmalıdır. Bunlardan başlıcası <em>adım atmaktan</em> gelir. Yani <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Y%C3%BCr%C3%BCy%C3%BC%C5%9F_(spor)" target="_blank" rel="noopener">yürüyüş</a> yapmaktan gelir. Yürüyüş yapmak metabolizmanızın hızlanmasını hızlandırırken, kilo vermenize yardımcı olur. Ayrıca vücut sarkmalarını da önler. Daha dinç bir hayat yaşamanıza olanak sağlayacaktır.</p>
<h4><strong>Probiyotik Takviyesi Almak</strong></h4>
<p>Tiroid bezi çalışmayan kişilerle ya da az çalışan kişilerle metabolizma yavaşlaması durumu oluşacaktır. Asıl kilo almaya sebep olan da budur. Metabolizmayı hızlandırmak için yapılabilecek ikinci takviye ise probiyotik dir. Probiyotik takviyesi alarak bağırsaklarınızda azalan bakterilerin çoğalmasını sağlayabilirsiniz. Bu şekilde sindirim sisteminizi rahatlatmış olursunuz. Bu durumda metabolizmanız hızlanır ve kilo vermeniz daha kolaylaşır.</p>
<h4>Tuzla Gazetesi</h4>
</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/tiroid-hastalari-nasil-zayiflar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meniere Hastalığı Nedir?</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/meniere-hastaligi-nedir/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/meniere-hastaligi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Nov 2022 12:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Meniere]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tuzla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=10330</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/Meniere-Hastaligi-Nedir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Meniere Hastalığı Nedir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/Meniere-Hastaligi-Nedir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/Meniere-Hastaligi-Nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/Meniere-Hastaligi-Nedir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/Meniere-Hastaligi-Nedir-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Meniere Hastalığı Nedir" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/Meniere-Hastaligi-Nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/Meniere-Hastaligi-Nedir-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/Meniere-Hastaligi-Nedir.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Meniere Hastalığı Nedir? Tedavisi Nasıldır? Meniere Hastalığı Nedir? Meniere hastalığı ne zaman geçer? Meniere hastalığı iç kulak içerisinde aşırı basınç dolayısı meydana gelen ve tedavisi tam olarak mümkün olmayan bir kulak hastalığıdır. Tedavisi tam olarak olmasa bile bu hastalığın ilerlemesine önleyecek ilaçlar vardır. Bu hastalık aşırı derece şiddetli olmadığı müddetçe kullanılan ilaçlar, iç kulakta oluşan basıncın&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/Meniere-Hastaligi-Nedir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Meniere Hastalığı Nedir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/Meniere-Hastaligi-Nedir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/Meniere-Hastaligi-Nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/Meniere-Hastaligi-Nedir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1><strong>Meniere Hastalığı Nedir? Tedavisi Nasıldır?</strong></h1>
<p>Meniere Hastalığı Nedir? Meniere hastalığı ne zaman geçer? <strong>Meniere hastalığı</strong> <em>iç kulak içerisinde aşırı basınç dolayısı meydana gelen ve tedavisi tam olarak mümkün olmayan bir kulak hastalığıdır.</em> Tedavisi tam olarak olmasa bile bu hastalığın ilerlemesine önleyecek ilaçlar vardır. Bu hastalık aşırı derece şiddetli olmadığı müddetçe kullanılan ilaçlar, iç kulakta oluşan basıncın azalmasını sağlayacak ve kişinin kulak içerisinde ağrı duymamasını sağlayacaktır.</p>
<p>Bu kulak hastalığı kişinin hayat kalitesini ciddi olarak etkilemektedir. Erkeklere oranlar <strong>meniere</strong> hastalığı kadınlarda daha sık görülür. Yaşlı kadınlar ise bu hastalık, gençlere göre daha fazla olur. Yaş olarak görülme sıklığı ise 40-60 yaş arası kadınlarda görülür. Bu hastalık ismini ise Fransız doktor olan Prosper Meniere&#8217;den almıştır. Bu kişi 1861 yılında bu hastalığın teşhisini koymuş ve hastalığı da kendi ismi ile adlandırmıştır.</p>
<h4><strong>Meniere Hastalığı Nedenleri Nelerdir?</strong></h4>
<p><strong>Meniere hastalığı nedenleri</strong> kesin olarak bilinmemektedir. Bu kulak rahatsızlığı bazı belirtiler verir ve hekim tarafından verilen nedenlerden dolayı teşhis konur. Tedavisi <a href="https://tr.wiktionary.org/wiki/kesin" target="_blank" rel="noopener">kesin</a> olmamakla beraber, uzman hekimin vereceği ilaç tedavisi ile ilerlemesi ve kişinin hastalıktan dolayı ağrı duyması engellenir. Meniere hastalığının nedenleri ise bazı doktor hekimler arasında tartışma konusu olmuş ve kendileri birbirleri ile fikir ayrılığına düşmüştür.</p>
<p>Bazı hekimler bu hastalığın ortaya çıkmasının nedeninin kalıtımsal olarak belirlerken, bazı doktorlar ise bu fikrin tam zıddını söylemişlerdir. Bu fikre karşı çıkan hekimler ise, meniere hastalığının meydana gelmesinin iç kulakta oluşan hastalıklardan dolayı olduğunu söylemişlerdir. Uzman hekimlerin fikir ayrılığına düşmesi ise hastalığının nedenini tam olarak ortaya çıkmasında netlik kazanmamıştır. Meniere hastalığının kalıtımsal nedenlerde olmadığını ileri süren doktorlar ise bu hastalığın nedenlerini şu şekilde sıralamışlardır.</p>
<p>Bu nedenler arasında şunlar vardır.</p>
<ul>
<li>İç kulak içerisinde yer alan ve dengi görevini yapan organın, kulak içerisine basınç yapması.</li>
<li>Denge organı içerisinde yer alan perilenfatik sıvısının, fazla miktarda olması.</li>
<li>Perilenfatik sıvısının iç kulak içerisinde basınç meydana getirmesi.</li>
</ul>
<p>bazı uzman hekimlerin ortaya sürmüş olduğu meniere hastalığının <a href="https://www.seslisozluk.net/ortaya-%C3%A7%C4%B1kmak-nedir-ne-demek/" target="_blank" rel="noopener">ortaya çıkması</a>nın nedenleri arasında yer almaktadır.</p>
<h4><strong>Meniere Hastalığı Belirtileri Nelerdir?</strong></h4>
<p>Kişinin yaşam kalitesini olumsuz derecede etkileyen meniere hastalığı, bazı belirtiler ile kendini gösterir. <strong>Meniere hastalığı belirtileri</strong> arasında en çok görülen durum ise kulağın çınlamasıdır. Tıpta tinnitus ismi ile bilinen kulak çınlaması, meniere hastalığının ortaya çıkmasının belirtileri içerisindedir. Kulak çınlaması gibi baş dönmesi ve sersemlik ile kendini gösteren <strong><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/vertigo-nedir/">vertigo</a></strong> hastalığı da, meniere hastalığının yüksek belirtileri arasında yer alır. Vertigo rahatsızlığı olan kişiler özellikle etrafında olan olayların hızlı geliştiğini görürler.</p>
<p>Bu hastalığın hafif ve ağır durumları da bulunur. Yan etki olarak kusma ve kişide mide bulantısı yapar. Vertigo hastalığının belirtileri ile meniere hastalığı belirtileri birbirine yakındır. Her vertigo hastalığının belirtilerini taşıyan kişiler de meniere hastası olarak adlandırılmaz. Ancak bu teşhisi uzman doktor, gerekli kontroller ve tedavi sonrasında söyler. Meniere hastalığının diğer bir belirtisi de kişinin işitme kaybı yaşamasıdır.</p>
<p>Meniere hastalığı ne zaman geçer? Özellikle işitme problemi yaşayan kişiler, kalın olan sesleri de duymakta zorlanırlar. İşitme kaybını daha önceleri geçici olarak hisseden kişiler, meniere hastalığının ortaya çıkması ve ilerlemesi ile beraber, bu işitme problemi kendilerinde kalıcı hale gelir. Bu gibi belirtilerin dışında kişinin aşırı terlemesi de, yüksek oranlarda meniere hastalığı belirtileri olarak görülür.</p>
<p>Bu hastalığın diğer ortaya çıkan bir belirtisi ise, gözlerde nistagmus ismi ile bir titreme meydana gelmesidir. Gözlerde olan bu titreme bazen atak şeklinde olur ve aniden ortaya çıkar. Depresyonda olan kişilerde de bu hastalığın görülme olasılığı fazladır ve belirtileri ortaya çıkar. Meniere ataklarının fazla olması ve kişinin iç kulakta daha çok ağrı hissetmesi, kendisinin daha uzun süre depresyonda kalmasına neden olur. Bu durum ise zamanla kısır döngü oluşturur ve kişi bir çıkmaz içerisine girer.</p>
<h4><strong>Meniere Hastalığı Tanısı Nasıl Konur?</strong></h4>
<p><strong>Meniere hastalığı tanısı</strong> konması ise bazı tetkiklerden geçmek ve uzman hekime muayene olmak ile belli olur. Kulak burun boğaz alanında uzman olan hekim kendisine gelen hastasına, bazı tetkikler uygular. Öncelikle hekim hastasının şikayetlerini dinler ve şikayetlerin durumuna göre bazı tetkikleri uygulamaya başlar. Meniere hastalığının tanısı tam anlamı ile konulmasa da, bu hastalığın yüksek belirti nedenleri ile uzman hekim, hastasının meniere hastası olduğuna karar verir ve kendisine tedavi yöntemi uygular.</p>
<p>Hekim hastalığın tanısını ise şu şekilde koyar.</p>
<ul>
<li>Uzman doktor hastasının şikayetlerini dinler ve daha sonra bu şikayetlerin, ne kadar zamandan beri olduğunu kendisine sorar.</li>
<li>Kendisi gibi ailesi içerisinde de bu gibi şikayetlere maruz kalan kişilerin olup olmadığını sorar.</li>
<li>Daha sonra hekim elektronik bazı aletler ile hastasının kulağının içini muayene eder.</li>
<li>Kişiye önce işitme testi, daha sonra denge ve mrg testleri uygulanır.</li>
</ul>
<p>Son olarak da hastasının beyin tomografi görüntüsünü inceler ve hastalığın tanısını bu işlemlerden sonra koyar. Gerekli olan tedaviyi ise ilaç ve benzeri tıbbı yöntemler ile kendisine uygular.</p>
<h4><strong>Menire Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir? Tedavi Yöntemleri Nelerdir?</strong></h4>
<p>Kendisine gelen hastasını muayene eden doktor hekim, hastasının meniere hastası olduğuna tanı koyduktan sonra bazı tedavi yöntemleri uygular. <strong>Meniere hastalığı tedavisi</strong> hastanın yaşamış olduğu şikayetlerin şiddetine göre olur. Uzman hekim farklı tedavi yöntemleri ile hastasının iyi olmasını sağlar. Bu tedavi yöntemleri ise kişinin bazı yan etkiler ile karşılaşmasına neden olur. Kusma ve mide bulantısı ise en çok görülen yan etkiler içerisinde yer almaktadır.</p>
<p>Kesin tedavi yöntemi olmayan bu hastalığa ilk olarak doktorlar, hastalarına ilaç tedavisi uygularlar. İlaç tedavisi uygulanan hastalar, bu tedavi yönteminden en fazla fayda gören kişilerdir.</p>
<p><strong>Meniere hastalığı tedavi yöntemleri</strong> arasında aynı zaman, psikolojik destek de gelir. Kişinin hayatını olumsuz etkileyen bu hastalık kendisinin, psikolojisinin bozulmasına neden olur. İlaçlar ile beraber kişiye, uzman bir psikolog yardımcı olur. <strong><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/kulak-agrisi-nedir/">Kulak Ağrısı Nedir</a>? Neden Olur? Nasıl Geçer? </strong></p>
<p><strong>Meniere hastalığının tedavisi</strong> için kullanılan ilaçların kullanılma süresi ise en az bir senedir. Bu süre sonunda hastalığın ilerleme ve azalma durumuna göre hekime kontrole gidilir. İç kulak bölgesinde meniere hastalığının belirtilerini taşıyan kişilerin ise, en yakın zamanda uzman bir doktora gitmeleri ve muayene olmaları oldukça önem arz etmektedir.</p>
<h4>Meniere Hastalığı: İç Kulakta Denge Bozukluğu</h4>
<p>Giriş: Meniere Hastalığı, iç kulaktaki denge organının (vestibüler sistemin) işlevlerinin bozulduğu bir durumdur. İlk kez 1861 yılında Fransız doktor Prosper Meniere tarafından tanımlanan bu hastalık, genellikle kulakta çınlama, baş dönmesi, işitme kaybı ve dolgunluk hissi gibi semptomlarla kendini gösterir. Meniere Hastalığı, yaşam kalitesini etkileyebilen kronik bir durumdur ve tedavi edilmediği takdirde günlük aktiviteler üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.</p>
<p>Nedenleri: Meniere Hastalığı&#8217;nın kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak uzmanlar, iç kulaktaki sıvı basıncında ve kimyasal bileşimindeki değişikliklerin rol oynayabileceğini düşünmektedir. Bu basınç ve kimyasal değişiklikler, iç kulaktaki denge organının normal işlevini etkileyerek semptomlara neden olabilir. Ayrıca genetik faktörler, bağışıklık sistemi problemleri, alerjik reaksiyonlar, viral enfeksiyonlar ve otoimmün hastalıklar da Meniere Hastalığı gelişiminde rol oynayabilecek diğer etkenler arasında yer alabilir.</p>
<h4>Meniere Hastalığı Semptomlar</h4>
<p>Meniere hastalığı ne zaman geçer? Meniere Hastalığı&#8217;nın semptomları genellikle atağa benzer bir şekilde ortaya çıkar. Tipik bir atak, birkaç saat ila birkaç gün sürebilir ve genellikle üç ana semptomla kendini gösterir: baş dönmesi (vertigo), işitme kaybı ve kulakta çınlama (tinnitus). Baş dönmesi, ani ve şiddetli bir şekilde ortaya çıkar ve kişinin denge kontrolünü kaybetmesine neden olabilir. İşitme kaybı genellikle bir kulakta başlar ve zamanla ilerleyebilir. Çınlama ise sürekli veya aralıklı olarak duyulabilir. Ayrıca hastalar sıklıkla kulakta dolgunluk hissi, mide bulantısı ve kusma gibi semptomlar da yaşayabilir.</p>
<p>Teşhis: Meniere Hastalığı teşhisi, semptomlara dayalı olarak bir doktor tarafından konulur. Hastanın semptomlarını anlatması ve fizik muayene sonrasında, doktor çeşitli testler isteyebilir. Bu testler arasında odyometri (işitme testi), denge testleri ve bazı görüntüleme testleri (MRI veya CT taraması) yer alabilir. Bu testler, hastalığın diğer olası nedenlerinin ekarte edilmesi ve Meniere Hastalığı teşhisinin doğrulanması için yapılır.</p>
<h4>Meniere Hastalığı Tedavi yöntemi</h4>
<p>Meniere hastalığı ne zaman geçer? Meniere Hastalığı için kesin bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır, ancak semptomların kontrol altına alınması ve atakların sıklığının azaltılması için çeşitli tedavi seçenekleri mevcuttur. Birinci basamak tedaviler arasında diyet değişiklikleri, tuz alımının azaltılması, sıvı alımının düzenlenmesi ve stres yönetimi yer alır. Bazı durumlarda, semptomları hafifletmek veya atakları önlemek için reçeteli ilaçlar kullanılabilir. Özellikle baş dönmesi semptomlarını kontrol altına almak için antiemetikler ve antivertigo ilaçları kullanılabilir. Ayrıca bazı vakalarda cerrahi müdahale (vestibüler sinir ablasyonu veya endolimfatik şant cerrahisi gibi) da düşünülebilir.</p>
<p>Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Meniere Hastalığı olan bireylerin semptomlarını kontrol altına almak için bazı yaşam tarzı değişiklikleri yapmaları önemlidir. Örneğin, tuz alımının sınırlanması, alkol ve kafein tüketiminin azaltılması, sigara ve stresin de önlenmesi semptomları azaltabilir. Ayrıca, egzersiz yapmak, iyi bir uyku düzeni sağlamak ve düşük tuzlu bir diyet uygulamak da hastaların semptomlarını yönetmelerine yardımcı olabilir.</p>
<p>Meniere Hastalığı, iç kulaktaki denge organının işlevlerinin bozulduğu bir durumdur ve semptomları yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Henüz kesin bir tedavi yöntemi bulunmasa da, semptomların kontrol altına alınması ve yaşam tarzı değişiklikleri ile hastaların yaşam kalitesi artırılabilir. Meniere Hastalığı olan bireylerin doktorlarıyla düzenli olarak iletişimde olmaları ve semptomları hakkında bilgilendirilmeleri önemlidir. Böylece, uygun tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri ile semptomları en aza indirgeyebilir ve günlük aktivitelerini daha rahat bir şekilde sürdürebilirler.</p>
<h4>Tuzla Gazetesi.</h4>
</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/meniere-hastaligi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bel Fıtığı Nedir</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/bel-fitigi-nedir/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/bel-fitigi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihat YİĞİT]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Oct 2022 14:36:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bel Fıtığı Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[hangi doktor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=11641</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/BEL-FITIGI-NEDIR.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Bel Fıtığı Nedir tedavisi NEDİR" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/BEL-FITIGI-NEDIR.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/BEL-FITIGI-NEDIR-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/BEL-FITIGI-NEDIR-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/BEL-FITIGI-NEDIR-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Bel Fıtığı Nedir tedavisi NEDİR" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/BEL-FITIGI-NEDIR-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/BEL-FITIGI-NEDIR-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/BEL-FITIGI-NEDIR.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Bel Fıtığı Nedir Bel Fıtığı Nedir? Bel fıtığı belirtileri nedir? Omurgaların arasında, amortisör görevi yapan diskler düşme, zorlama ve ağır bir şeylerin kaldırılması sonucu ortaya çıkan kaymalar ve yırtılmalar nedeniyle meydana gelen duruma bel fıtığı denir. Omurgaların arasında intervertebral disk denilen pedler yer alır. Omurgalar arasında bulunan bu pedlerin çekirdek adı verilen çok sert, lifli&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/BEL-FITIGI-NEDIR.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Bel Fıtığı Nedir tedavisi NEDİR" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/BEL-FITIGI-NEDIR.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/BEL-FITIGI-NEDIR-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/BEL-FITIGI-NEDIR-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1><strong>Bel Fıtığı Nedir</strong></h1>
<p><strong>Bel Fıtığı Nedir? Bel fıtığı belirtileri nedir? <em>Omurgaların arasında, amortisör görevi yapan diskler düşme, zorlama ve ağır bir şeylerin kaldırılması sonucu ortaya çıkan kaymalar ve yırtılmalar nedeniyle meydana gelen duruma bel fıtığı denir.</em></strong> Omurgaların arasında intervertebral disk denilen pedler yer alır. Omurgalar arasında bulunan bu pedlerin çekirdek adı verilen çok sert, lifli bir dış tabaka ile çevrilmiş yumuşak, jele benzeyen merkezi bulunur<strong>. </strong></p>
<p><strong>Bel fıtığı nedir?</strong> Denilince yırtılış ve kaymış disk olarak ismi olan bel fıtığı zayıflamış ve yırtılmış diskleri zorlama yaparak omurilik içerisinden çıkan sinirlerin üzerine basınç yaparak şiddetli ağrıların oluşumunu sağlar. Basınç alan sinirler bel bölgesinde olsa da ortaya çıkan ağrılar bacaklarda ve kalçalarda görülür.</p>
<p>İnsan vücudunda bulunan omurganın bel kısmında beş adet omur ve disk var. İnsan vücudunun bu bölgesi vücut ağırlığını taşıyan bölge olarak tanımlanır. İnsanlarda ortaya çıkan bel fıtığı omurgaların arasında bulunan disk eklemlerinin kenarlarında yırtık meydana gelmesi ve disk içinde bulunan omurilik kanalı içine girerek, bacaklara ve omuriliğe giden sinirlere baskı yapmasıyla ortaya çıkan bir hastalık adıdır. Omurgalar omuriliği sarar ve omuriliğin zarar görmesini engeller.</p>
<p>Omurgalar arasında bulunan kıkırdak aşırı zorlamalar, düşmeler, ağır kaldırmalar gibi durumlarda zorlamalara maruz kalma sonucunda yerinden kayar ve yırtılır ve omurilik içerisinden çıkan sinirler sıkışır ve bel fıtığı ortaya çıkar. Hastaların Ameliyat ile tedavi sonucu ağrılar hızlı bir şekilde ortadan kaldırılmaktadır.</p>
<h4><strong>Bel Fıtığı Nedir Nedenleri</strong></h4>
<p>İnsanlarda meydana gelen bel fıtığının oluşumu henüz bilinememektedir. Fakat ailede bulunan kalıtsal nedenler ve yapılan aktivitelere bağlı olarak ortaya çıktığı görüşü bulunmaktadır. Bel fıtığı genel olarak her yaşlarda meydana gelmektedir. Yaş ilerlemesinde bel fıtığı hastalığı daha fazla olmaktadır. Disklerin dış kısmında yer alan halkalarda zayıflamalar ve yırtılmalar meydana gelmesi ile fıtıklaşmalar oluşur. Disk zayıflamasına neden olan durumlar şunlardır;</p>
<ul>
<li>Aşırı kilolu olma</li>
<li>Yaşlanma</li>
<li>Ağır bir şeyler kaldırma durumunda ortaya çıkan ani gerilim</li>
</ul>
<h4><strong>Bel Fıtığı Belirtileri</strong></h4>
<p>Kişilerde ortaya çıkan bel fıtığı kendini özellikle bacaklarda, kalçalarda ve ayaklarda şiddetli ağrı ile belli eder. Bel fıtığının diğer belirtileri de şunlardır;</p>
<ul>
<li>İktidarsızlık</li>
<li>Ayaklarda karıncalanma veya uyuşukluk</li>
<li>Bacaklarda uyuşukluk ve karıncalanmalar</li>
<li>Kaslarda ortaya çıkan zayıflık</li>
<li>Bel ağrıları</li>
<li>Bacaklarda meydana gelen ağrılar</li>
<li>İdrar tutamama durumları</li>
<li>Çok çabuk yorulmalar</li>
<li>Hareketlerde zorlanmalar</li>
<li>Denge kaybı</li>
<li>Yürümelerde ve oturuşlarda zorluklar</li>
</ul>
<h4><strong>Bel Fıtığı Tanısı Yöntemi nedir</strong></h4>
<p>Hasta olan kişiye bel fıtığı teşhisi konulmadan önce doktor hastadan bazı bilgiler alır ve fiziki olarak muayenesini yapar. Nörolojik muayene yaparak hastanın kaslarının reflekslerini ve gücünü test eder. Fizik muayenesinden sonra doktor hastayı MR, Röntgen, CT ve BT taramasından geçirerek hastanın omurilik veya sinir basısı tespitini yapar. <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/bel-agrisi-icin-hangi-doktora-gidilir/">Bel Ağrısı İçin Hangi Doktora Gidilir</a>?</p>
<h4><strong>Tedavi Yöntemleri nedir</strong></h4>
<p>Tedavi bacaklarda ve ayaklarda meydana gelen aşırı ağrılar, kuvvet kaybı, idrarını tutamama gibi durumlar meydana gelmesi durumunda bel fıtığı tedavisi planlanır. Ameliyatı olan hastalar da ağrılar kesilmekte veya tamamen ortadan kalkmaktadır. Hastalık teşhisi konulan hasta doktor tarafından kısa süreli istirahat, ağrıya neden olan tahrişler için anti-inflamatuar ilaçları veya ağrı kesiciler vermekte, diğer yandan fizik tedavi, egzersizler ve epidural steroid enjeksiyonu uygulanır. <strong><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Doktor_(t%C4%B1p)" target="_blank" rel="noopener">Doktor</a></strong> tarafından fıtık olan hastaya önerilecek olan ilk tedavi ultrasonik ısıtma tedavi yöntemi, elektrik uyarısı, soğuk uygulama, sıcak uygulama ve elle yapılan masaj olur.</p>
<p><strong>Bel Fıtığında Çekme, Germe Yöntemi</strong>: Bazı hastaların ağrılarının azalması için yapılan tedavi sistemidir. Fakat bu tedavi yöntemini doktor kontrolünde yapmak daha sağlıklı olur. Yoksa kötü sonuçlar meydana gelir.</p>
<p><strong>Bel Fıtığı Korse Tedavisi</strong>: Doktorlar bazı durumlarda tedavi başlangıcında ağrıyı azalymak için bel fıtığı korsesi kullanmayı tavsiye eder. Fakat bel fıtığı korsesi fıtıklaşma olan disklerin iyileşmesine katkı sağlamaz.</p>
<p><strong>Bel fıtığında İlaç Tedavisi:</strong> Ortaya çıkan ağrıları kontrol altına almak için ağrı kesiciler verilir. Fakat ağrılar bu ağrı kesiciler ile yok edilemiyorsa non-steroidal, anti-inflamatuar ilaçları verilmeye başlanır. Kas gevşetici ilaçlarda verilmekte fakat bu ilaçlar hastalarda kabızlık, bulantı, sersemlik bağımlılık ve dengesizlik yapmaktadır.</p>
<h4>Bel Fıtığı ameliyatı nasıl yapılır?</h4>
<p>Hastaya yapılacak ameliyatı amacı fıtıklaşmış olan disklerin sinirlere yaptığı baskı sonucu oluşan tahrişlerin ağrımalara, <strong><a href="https://www.hurriyet.com.tr/egitim/kuvvet-nedir-ve-nasil-olusur-kuvvet-ne-ile-olculur-kuvvet-cesitleri-ve-birimi-hakkinda-bilgi-41803182" target="_blank" rel="noopener">kuvvet</a></strong> kaybına benzer şikâyetleri ortadan kaldırmaktır. Bel fıtığı ameliyatında çok kullanılan veya yaygın olanı diskektomi yöntemidir. Bu yöntem ile fıtıklaşma olan disklerin bir kısmı çıkarılır. Diski tam görebilmek için diskin arka kısmında bulunan lamina adı verilen kemik oluşumunun küçük kısmı çıkarılır.</p>
<p>Daha sonra fıtıklaşmış olan disk dokusu çıkarılır. Çıkarılma işleminden sonra ortaya çıkan tahriş kısa sürede iyileşme gösterir. Ameliyatlar spinal veya genel anestezi yapılarak ameliyata alınır. Hasta olan kişi ameliyat masasına yüzüstü gelecek şekilde yatırılır ve çömelme pozisyonu yaptırılır. Fıtıklaşma olan yere küçük bir kesim yapılır. Daha sonra omurga üzerinde bulunan kaslar kemikten ayrılır ve bir kenara çekilir. Bu esnada küçük bir kemik parçası da alınabilir. Fıtıklaşma olan disk ve diğer kopan parçalar sinire baskı yapamayacak şekilde çıkarılır.</p>
<h4>Bel fıtığı nasıl tedavi edilir?</h4>
<p>Bel fıtığı, bel bölgesindeki disklerin hasar görmesi sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Bu durumda, omuriliğin koruyucu tabakası olan disklerin dış tabakası yırtılmış veya zayıflamıştır ve bu da sinirlerin sıkışmasına neden olabilir. Bel fıtığı bel ağrısı, bacak ağrısı ve hatta bacaklarda uyuşma veya güçsüzlük gibi belirtilere neden olabilir.</p>
<p>Bel fıtığı belirtileri nedir? Bel fıtığının ciddiyeti ve semptomlarına bağlı olarak değişebilir. Hafif vakalarda, dinlenme, ağrı kesici ilaçlar ve fizik tedavi yeterli olabilirken, daha şiddetli vakalarda cerrahi müdahale gerekebilir.</p>
<p>İlaçlar: Bel fıtığı tedavisinde kullanılan ilk yöntem, ağrı kesicilerdir. Ağrı kesicilerin yanı sıra, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAID&#8217;ler) ve kas gevşetici ilaçlar da reçete edilebilir.</p>
<p>Fizik tedavi: Fizik tedavi, bel fıtığı tedavisinde önemli bir rol oynar. Fizik tedavi, kasları güçlendirmek ve esnekliği artırmak için egzersizler, masajlar ve diğer teknikler kullanarak hastanın bel ağrısını hafifletir. Fizik tedavi ayrıca, postür düzeltme, eğitim ve omurga hareketliliği için öneriler de sağlayabilir.</p>
<p>İntraspinal enjeksiyonlar: Steroid enjeksiyonları, ağrıyı hafifletmek için doğrudan sinir köklerine veya omurilik kanalına uygulanabilir.</p>
<p>Cerrahi müdahale: Bel fıtığının cerrahi müdahale gerektirdiği durumlarda, ameliyatla disk materyalinin çıkarılması veya sinir köklerinin serbest bırakılması işlemi yapılabilir. Bu prosedür, genellikle diğer tedavilerin işe yaramadığı veya semptomların çok ciddi olduğu durumlarda yapılır.</p>
<p>Bel fıtığı tedavisi için yapabileceğiniz şeylerden biri de, sağlıklı bir yaşam tarzına sahip olmaktır. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapma, yeterli uyku ve sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklardan kaçınma, bel fıtığı riskini azaltabilir.</p>
<p>Bel fıtığı belirtileri nedir? Bu tür vakalara bağlı olarak farklılık gösterir. Tedavi yöntemleri, hastanın semptomlarına, rahatsızlığın ciddiyetine ve diğer faktörlere bağlı olarak belirlenir.</p>
<h4>Bel Fıtığı İyileşme Süreci</h4>
<ul>
<li>Hasta ameliyat yapıldıktan sonra 6 saat içerisinde hareket edebilir.</li>
<li>Ameliyatın yapılmasından sonra 1. Günden itibaren hasta eve gönderilir.</li>
<li>Hasta çalışıyorsa 3 gün veya 6 gün rapor verilir.</li>
<li>Ameliyatın 12. Haftasında spor yapabilir.</li>
<li>Ameliyatın 6. Haftasından sonra araba kullanabilir.</li>
</ul>
<h4>Tuzla Gazetesi.</h4>
</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/bel-fitigi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş lekesi nedir?</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/gunes-lekesi-nedir/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/gunes-lekesi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Oct 2022 02:38:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş lekesi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNEŞ LEKESİ (MALEZMA) TEDAVİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[SUNspot (MALESMA) TREATMENT]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tuzla]]></category>
		<category><![CDATA[ЛЕЧЕНИЕ солнечных пятен (МАЛЕСМА)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=9992</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/Gunes-lekesi-nedir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Güneş lekesi nedir tuzlada" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/Gunes-lekesi-nedir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/Gunes-lekesi-nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/Gunes-lekesi-nedir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/Gunes-lekesi-nedir-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Güneş lekesi nedir tuzlada" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/Gunes-lekesi-nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/Gunes-lekesi-nedir-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/Gunes-lekesi-nedir.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Güneş lekesi nedir? Güneş lekesi nedir? Tıp adıyla malezma, en yaygın cilt sorunlarından biridir. Tedavi süresi, kullanılan yönteme göre ve kişinin cilt yapısına göre farklılık gösterir. Tedavi edilmediği taktirde, giderek çoğalan bir yapısı vardır. Cildimizde gerekli olan melanin, hücreler tarafından aşırı üretimi sonucu oluşur. Cildin her bölgesinde renk üreten hücreler, güneşe maruz kalan yerlerde daha&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/Gunes-lekesi-nedir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Güneş lekesi nedir tuzlada" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/Gunes-lekesi-nedir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/Gunes-lekesi-nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/Gunes-lekesi-nedir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1><strong>Güneş lekesi nedir?</strong></h1>
<p>Güneş lekesi nedir? Tıp adıyla <strong>malezma</strong>, en yaygın cilt sorunlarından biridir. Tedavi süresi, kullanılan yönteme göre ve kişinin cilt yapısına göre farklılık gösterir. Tedavi edilmediği taktirde, giderek çoğalan bir yapısı vardır.</p>
<p>Cildimizde gerekli olan <strong>melanin</strong>, hücreler tarafından aşırı üretimi sonucu oluşur. Cildin her bölgesinde renk üreten hücreler, güneşe maruz kalan yerlerde daha etkili çalışır. Dolayısıyla, daha fazla <em><strong>melanin</strong></em> üretimi gerçekleşir. İşte o bölgelerde lekeler oluşmaya başlar. Dikkat edilmediği takdirde ise, leke oluşumu olan yerlerde, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCne%C5%9F" target="_blank" rel="noopener">güneş</a> ışınlarının da etkisiyle lekeler koyulaşmaya başlar.</p>
<p>Yüzde bulunan güneş lekelerinin, herhangi bir hastalığın habercisi ya da yan etkisi değildir. Sadece görsel rahatsızlığa sebep olur. Hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilen bu cilt sorunu, görünüşlerine daha fazla dikkat ettikleri için, kadınları daha fazla etkiler. <em><a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/gunes-yaniklarindan-korunmanin-yollari-nelerdir/">Güneş Yanıklarından Korunmanın Yolları nelerdir?</a></em></p>
<h4><strong>Güneş lekesi en çok hangi kısımlarda ortaya çıkar?</strong></h4>
<p>Alın, çene, yanak, bıyık bölgesinde görülür. Yaş ilerledikçe <em>melanin</em> üretimi, cilt kendini eskisi gibi yenileyip koruyamadığından, daha fazla salgılanır. Cilt kendini yenileyemez ise,  güneş lekeleri artmış olur.</p>
<h4><strong>Güneş lekesi oluşum nedenleri</strong></h4>
<ol>
<li><strong>Genetik: </strong>Ailenizde <em>malzema</em> geçmişi varsa, en büyük nedenlerinden biri budur.</li>
<li><strong>Hormon ilaçları ya da doğum kontrol hapları:</strong> Hayatınızın belli bir döneminde bunları kullanmış olmak, yüzde lekelerin oluşumuna sebep olabilir.</li>
<li><strong>Yanlış lazer, yanlış kozmetik ürünleri:</strong> Bazı lazerler, günümüz teknolojisiyle birleştiğinde güneş lekelerini tedavi edebilmektedir. Burada önemli olan doğru lazer yöntemi ve bilinçli kişiler tarafından yapılıyor olmasıdır. Lazer hakkında yapılan en büyük yanlış ise, yazın kullanımıdır. Yaz aylarında daha fazla güneşe maruz kalındığı için, görünen bölgelerimize lazer uygulanmamalıdır. Cilt korunmasız olduğu için, daha fazla tahribata neden olacaktır. Tarihi geçmiş kozmetik ürünler veya sizin cilt tipinize uymayan, sorununuzla alakası olmayan ürünler yine cildinizde iritasyona neden olacaktır. Bunlardan en kötüsü ise cilt kanseridir. Güzellik merkezlerinde <strong><em>malezma</em></strong> ile ilgili birçok tedavi yöntemi uygulanmaktadır. Bu tedavilerin tek ortak noktası, derinin alt tabakasına ulaşmaktır.</li>
</ol>
<h4>Güneş lekesi malezma nedir?</h4>
<ol>
<li><strong>Solaryum: </strong>Rahatsızlığınız güneş lekeleri ise, yüzünüzde oluşmaya başladığı andan itibaren, güneş en büyük düşmanınızdır. Solaryum verdiği zararlı ışınlardan dolayı cilt lekelerinin artmasını ciddi derecede hızlandırır.<strong> </strong>Böyle bir sorununuz varsa, solaryumu hayatınızdan çıkarmalısınız.</li>
<li><strong>Güneş kremi kullanmamak: </strong>En az 30 faktörlü güneş kremi kullanmalısınız. Özellikle yazın güneşin dik açıyla geldiği saatlerde, mümkün olduğu kadar dışarı çıkmamalısınız. Mümkünse, çeşitli aksesuarlarla yüzünüzü koruma altına almalısınız. Evde olduğunuzda bile, günlük rutinimizi uyguladıktan sonra, güneş kremini kullanmalı 3 saatte bir yenilemeliyiz. C vitaminleri cilt lekeleri için önemli rol oynar. C vitamininin, güneş kreminin etkisini ve koruyuculuğunu arttırdığı bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Güneş kreminden önce, C vitamini içeren bir serum uygularsanız daha fazla korunabilirsiniz.</li>
<li><strong>Doğum sonrası oluşan lekeler: </strong>Aşılama ya da tüp bebek tedavisi gördüyseniz, bu tedavi sırasında kullanılan ilaçlar yine cildinizde lekelenmelere sebep olabilir.</li>
</ol>
<h4><strong>Evde güneş lekesi tedavisi</strong></h4>
<p>Güneş lekesi Malezma nedir? Güzellik merkezleri, cildi soyarak ya da buna benzer şekildeki tedavileri uygular. Cilt rahatsızlıkları için cildiye bölümünden bir hekime danışabilir. Hassas bir cildiniz varsa, kesinlikle doktor kontrolünde tedavi olmanız çok daha faydalı olacaktır.</p>
<p>Günümüzde kadınlar hem maddi açıdan, hem de birçok yöntem ve ürün denemiş fakat sonuç alamadıysa, sorunlarını kendileri çözme yoluna gidebiliyor. Bununla ilgili birçok hata da yapılabiliyor. Piyasada satılan TCA peeling adı verilen kimyasal asitlerle, bilinçsizce kendinize onarılmayacak hasarlar verebilirsiniz. O yüzden özellikle cilt yapınız asite alışık değilse, hassas bir cilde sahipseniz, kesinlikle bu peelingleri kullanmamalısınız. Ayrıca, cildi yoran yıpratan peelingleri de bir süre hayatınızdan çıkarabilirsiniz.</p>
<h4>Güneş lekesinden korunma</h4>
<p>Evde doğal diyerek, birçok besini karıştırıp maskeler yapılabiliyor. Bunu deneyenlerde çok fazla. Limon en fazla ne yapabilir ki diye düşünebilirsiniz, ama limonun içerisinde yer alan asit güçlüdür. Sonrasında güneşe maruz kalırsanız, geçirmeye çalıştığınız lekelerden çok daha fazlasıyla uğraşmak zorunda kalabilirsiniz. Şunu unutmamak gerekir ki, evde ne çeşit bir tedavi uygulayacaksanız sabırlı olmak gerekir. En az 3 ay sonra, kullandığınız ürünlerin etkisini görebilirsiniz. Cildin kendini yenileme süresi yaklaşık 28 gündür. Bu sürede düzenli kullanımda cilt kendini yavaş yavaş yeniler. Tedavilerin asıl amacı deriyi soymak ve alttaki temiz cilde ulaşmaktır ve böylece çok daha parlak ve temiz bir cilt görünümü elde edilebilir. Bu cildi yormadan gerçekleştirilmelidir.</p>
<p>Malezma, yani Güneş lekeleriyle savaşmak için etken bazı maddeler vardır. Bunlardan bazıları pirinç, meyan kökü, C vitamini, B3vitamini, A vitamini ve asit türleridir. Bunlar isim olarak kimyasal asit olarak geçse de aslında günlük tükettiğimiz besinlerden elde edilen adına meyve asitleri de denen ürünlerdir. En kullanılabilir olanı glikolik asittir.</p>
<h4><strong>Güneş lekesi tedavisinde kullanılan asitler ve faydaları;</strong></h4>
<ol>
<li><strong>Glikolik asit: </strong>Ciltte sivilce çıkmasını önler.<strong> </strong>Daha fazla kolajen üretimi sağlar. Cildi kuruluğa karşı korur. Hücre yenilenmesini en üst seviyeye çıkararak, kırışıklıkların önüne geçer.</li>
<li><strong>Salisilik asit: </strong>Ölü hücrelerden arındırır. Yağda ve suda çözülmesi kolaydır. Yağ dengesini sağlar. Düzenli kullanıldığında cilt lekelerine iyi geldiğini kanıtlanmıştır.</li>
<li><strong>Laktik asit: </strong>Leke giderici ve kırışıklık önleyici özelliği vardır. Cilde ışıltı verir. Cildi nemlendirip, ölü derilerden arındırır.</li>
<li><strong>Trikloroasetik asit: </strong>TCA peeling diye bahsettiğimiz kimyasal peeling bu grupta yer almaktadır. Kırışıklık, aktinik, keratoz, malezma ve aknelerde kullanılır. Bilirkişi olmadan kullanılması önerilmez.</li>
</ol>
<p>Güneş lekesi malezma nedir? Eğer cildinize daha önce hiç asit uygulamadıysanız, en düşük formuyla kullanmaya başlayarak, cildinizi asitlere alıştırabilirsiniz. Hatta kullanmadan önce elinizde bir alerji testi yapabilirsiniz. Asitler C vitaminleriyle aynı rutinde kullanılmaz. Geceleri yüzünüze asitli ürünler uygulamak için daha uygundur. Çünkü asit tehlikelidir ve sonrasında güneşe maruz kalmamanız gerekir.</p>
<h4><strong>Retinol</strong></h4>
<p>A vitamini ailesinden olduğu için, kolajen üretimini destekler ve cilt lekelerinin giderilmesinde önemli rol oynar. Daha esnek bir cilde sahip olursunuz.</p>
<p>Cilt hekimlerinin, reçete ile kullanmayı tavsiye ettiği bir üründür. Doktor tavsiyesi olmadan uygun fiyatlı retinoller kullanmak, doğru bir hareket değildir. Cildinizde daha fazla soruna neden olabilir. Fakat içerisinde retinol etkin madde olan kremler, serumlar yine gece rutinlerine eklenebilir. Eğer daha önce kullanmadıysanız, haftada 2 kez en düşük formuyla kullanılabilir.</p>
<h4><strong>Güneş lekesi tedavisinde sabah ve akşam rutinleri nasıl olmalı?</strong></h4>
<p>Öncelikle cilt sorunlarının giderilmesinde, en önemli etken cilt temizliğidir. Bu yüzden çift aşamalı temizlik dediğimiz, yağ ve su bazlı temizleyicilerle cilt temizlenmelidir. Bu temizlik cilt rutininin %70’ini oluşturur. Temiz olmayan bir cilde ne sürerseniz sürün, faydadan çok zararını görürsünüz. Özellikle cilt bariyerinin güçlenmesini sağlanmalı, sonrasında tedavi edilecek ürünler kullanılmalıdır.</p>
<p>Sabah ve akşam uygulanmak üzere, önce yağ bazlı temizleyici ardından su bazlı temizleyici kullanılmalıdır. Tonik, sonrasında sürülecek olan ürünlerin daha hızlı emilimi için zemin hazırlar. Bu yüzden tonik rutininizde kesinlikle olması gereken bir ürün. Gündüz bakımında asit içeren ürün kullanılması önerilmez. Asit ve güneş bir araya geldiğinde, cildiniz ileri düzeyde tahriş olabilir. Tonikten sonra, C vitamini ya da meyan kökü içeren bir ürün ve en az 30 faktörlü güneş kremi kullanılmalıdır. Evde olsanız dahi, güneş kremini sürmeli ve 3 saatte bir yenilemelisiniz.</p>
<p>Akşam rutininde ise, yine çift aşamalı temizlik asit içeren bir tonik, nemlendirici ve aydınlatıcı bir krem ya da aynı işlevi gören maskeler tercih edebilirsiniz. Asit içeren ya da içerisinde retinol olan ürünleri haftada 2 ya da 3 gün kullanımı önerilir. Dönüşümlü olarak haftanın belli günleri asit içerikli ürünler, belli günlerde de retinol kullanılabilir. Fakat iki etken madde aynı rutinde kullanılmamalıdır. En iyi rutini oluşturmak için cildinizi iyi tanımalısınız.</p>
<h4>Güneş Lekesinden nasıl korunuruz?</h4>
<p>Tuzla Gazetesi gündem.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/gunes-lekesi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyun Fıtığı Nedir</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/boyun-fitigi-nedir/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/boyun-fitigi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 14:32:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tuzla]]></category>
		<category><![CDATA[What is Neck Hernia]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=9014</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Boyun-Fitigi-Nedir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Boyun Fıtığı Nedir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Boyun-Fitigi-Nedir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Boyun-Fitigi-Nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Boyun-Fitigi-Nedir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Boyun-Fitigi-Nedir-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Boyun Fıtığı Nedir" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Boyun-Fitigi-Nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Boyun-Fitigi-Nedir-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Boyun-Fitigi-Nedir.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Boyun Fıtığı Nedir, Belirtileri ve Tedavisi Boyun Fıtığı Nedir belirtileri nelerdir? ilerlemiş boyun fıtığı belirtilerine gelmeden önce, boyun fıtığı nedir sorusunun cevabına bakalım.  Omurga bilindiği gibi (servikal) c1 ile c7 arasında numaralandırılan 7 diskten müteşekkildir. Boyun fıtığı ise, c5, c6 ve c7 diye adlandırılan disklerde oluşur. Bu disklerde ağırlık kaldırma, ters bir hareket, kaza ya da aynı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Boyun-Fitigi-Nedir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Boyun Fıtığı Nedir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Boyun-Fitigi-Nedir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Boyun-Fitigi-Nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/Boyun-Fitigi-Nedir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1>Boyun Fıtığı Nedir, Belirtileri ve Tedavisi</h1>
<p><strong>Boyun Fıtığı Nedir belirtileri nelerdir</strong>? ilerlemiş boyun fıtığı belirtilerine gelmeden önce, <strong>boyun fıtığı nedir</strong> sorusunun cevabına bakalım.  Omurga bilindiği gibi (servikal) c1 ile c7 arasında numaralandırılan 7 diskten müteşekkildir. Boyun fıtığı ise, c5, c6 ve c7 diye adlandırılan disklerde oluşur. Bu disklerde ağırlık kaldırma, ters bir hareket, kaza ya da aynı pozisyonda saatlerce kalma, kireçlenme gibi nedenlerle; şişme meydana gelerek sinirler üzerinde baskı oluşur. Sinirler sıkışınca şiddetli ağrılar meydana gelir.</p>
<h3>Boyun Fıtığı Belirtileri</h3>
<p><strong>Boyun fıtığı belirtileri</strong> arasında en sık <strong>boyun ağrısı</strong> görülmektedir. Saatlerce PC başında oturmak ve bunu alışkanlık haline getirmek, fıtığa yol açar. 40 <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Ya%C5%9F" target="_blank" rel="noopener">yaş</a>ından sonra her erkek ve kadın, boyun fıtığı olmamak için dikkat etmelidir. Fıtık, boyun ve baş ağrılarına yol açar. Boyun ve baş ağrılarının yüzde 80’i fıtık sebebiyledir. Boyun fıtığı belirtileri boyun ağrısı, kollarda uyuşmalar boyun bölgesinde ve kollarda karıncalanma ve ağrı, kollarda güçsüzlük ve boyun ve başın arkasında oluşan ağrı olarak kendini gösterir. <strong>Boyun fıtığının belirtileri </strong>ile <strong>ileri derecede boyun fıtığı belirtileri</strong> aynı değildir. Boyun fıtığının belirtileri boyunda ağrı baş ağrısı, kas ağrısı ve omuzdan kollara uzanan uyuşma-ağrı olarak kendini gösterse de bu ağrıları çekenlerin hemen hemen yarısı ciddi bir durum olmadan kendi kendine iyileşiyor.</p>
<p>Boyun fıtığı belirtileri baş ağrısı yapar mı sorusu da çok sorulan bir soru, ağrı boyunda olduğundan baş ağrısına da yol açıyor. İleri derecede boyun fıtığı belirtilerinin nedeni, sinir kök spazmlarıdır. Sinirler sıkıştığında, sıkışma kademesine bağlı olarak belirtiler de ağırlaşır. Kas zayıflığı hatta kas kaybı da mümkündür. <a href="https://www.cnnturk.com/haberleri/hasta" target="_blank" rel="noopener">Hasta</a> bu bölgede, sinirlerin yoğunlaştığı noktada kasların duyu kaybına maruz kalabilir. Boyun fıtığının belirtileri ileri derecede belirtiler ise doktorunuz hem nörolojik hem radyolojik çalışmalarla fıtığı teşhis edecektir. Bu kapsamlı çalışmalarla intervertebral bölgesi incelenebildiği gibi, buna ek olarak omuriliğin kırıkları ve varsa tümörleri de ortaya çıkarılabilir. Hastadan alınacak öykü, doktorlara yol gösterecektir. Hasta bu duruma nasıl geldiğini adım adım anlatırsa, bu bilgiler teşhiste çok yardımcı olabilir. Birinci adım, boynun röntgen filmini çektirmektir. MR ve tomografi çekilerek, kemik deformasyonları da ortaya çıkarılmaktadır.</p>
<h3>Fıtık Tedavisi</h3>
<p>Fıtık tedavisi, ilk etapta ağrı kesici ilaçlarla başlar. Kaslarda oluşan duyu kaybı ve kas zayıflaması kas gevşeticiler ve kas ağrısını giderici ilaçlarla tedavi devam eder. Nörolojik belirtiler yoksa hasta bu ilaçlarla tedavi edilir. Cerrahi operasyon ise, ağrının dayanılmaz olduğu durumlarda ve fıtığın sinirleri sıkıştırdığı durumlarda tercih edilir.</p>
<p>Boyun fıtığı belirtileri mide bulantısı ilişkisi var mı? Boyun fıtığının hem baş ağrısı, hem mide bulantısı ile ilişkisi vardır. Boyun fıtığı ilerleme belirtileri, ağrının artması ve kaslarda duyu kaybının azalması ile anlaşılabilir. Boyun fıtığı belirtileri arasında en sık görüleni kol ağrısı, bağ ağrısı, boyun ağrısı, kaslarda uyuşma, mide bulantısı olabilir.</p>
<h4>Boyun fıtığı belirtileri hangi doktora gidilir?</h4>
<p>Boyun fıtığı belirtileri için <strong>nöroşirurji </strong>uzmanına gitmek gerekir, bulunduğunuz şehirde bu poliklinik yoksa <strong>nöroloji </strong>uzmanına görünmenizde fayda vardır.</p>
<h4>Boyun fıtığı belirtileri arasında kulak çınlaması var mı?</h4>
<p>Boyun düzleşmesi sebebiyle kulak çınlaması oluşabilir. Boyun düzleşmesinin nedeni, omurganın tamamen oluşmamasına bağlı olarak gelişir. Aynı pozisyonda uzun süre kalmak, uzanarak saatlerce bilgisayar kullanmak, boyun düzleşmesine yol açabilir. Boyun düzleşmesi sık sık kulak çınlaması ile ve kollarda uyuşma, baş ağrıları ile kendini gösterir.</p>
<h4>Boyun fıtığı ve kireçlenme belirtileri</h4>
<p>Ağır egzersizle, ters bir düşüş veya hareketle bağ dokusunun yırtılması boyun fıtığına ve kireçlenmeye yol açar. Boyun fıtığı ve sinir sıkışması, boyun fıtığı yırtılması meydana gelir. Boyun fıtığının en önemli belirtileri arasında şiddetli baş ağrıları, omuz ve kollarda ağrı ve uyuşma, boyun ağrısıdır.</p>
<p><strong>Etiketler; <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/boyun-fitigi-nedir">boyun fıtığı nedir</a>, boyun fıtığı belirtileri, boyun fıtığı tedavisi, ilerlemiş boyun fıtığı belirtileri, ileri derece boyun fıtığı belirtileri</strong></p>
<h4>Tuzla Gazetesi</h4>
</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/boyun-fitigi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dil Yarası Neden Olur?</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/dil-yarasi-neden-olur/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/dil-yarasi-neden-olur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihat YİĞİT]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2022 12:35:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Yarası]]></category>
		<category><![CDATA[neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=13238</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Dil-Yarasi-Neden-Olur.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Dil Yarası Neden Olur" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Dil-Yarasi-Neden-Olur.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Dil-Yarasi-Neden-Olur-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Dil-Yarasi-Neden-Olur-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Dil-Yarasi-Neden-Olur-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Dil Yarası Neden Olur" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Dil-Yarasi-Neden-Olur-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Dil-Yarasi-Neden-Olur-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Dil-Yarasi-Neden-Olur.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Dil Yarası Neden Olur? Dil Yarası Neden Olur? Dil Yarası Tedavisi nedir? Konuşmamızı, yemek yememizi zorlaştıran sürekli acıyarak hayatı çekilmez hale getiren dil yarası neden olur tüm nedenlerine değinmek istiyoruz. Ağız Ülserleri Ağız içinde yuvarlak oval şekildeki ve genelde dil altında oluşan ağrılı yapılara aftöz ülserler denir. Ağız ülseri sıcak ve sert yiyeceklerden, ısırmalardan yada sert&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Dil-Yarasi-Neden-Olur.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Dil Yarası Neden Olur" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Dil-Yarasi-Neden-Olur.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Dil-Yarasi-Neden-Olur-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Dil-Yarasi-Neden-Olur-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1><strong>Dil Yarası Neden Olur?</strong></h1>
<p>Dil Yarası Neden Olur? Dil Yarası Tedavisi nedir? Konuşmamızı, yemek yememizi zorlaştıran sürekli acıyarak hayatı çekilmez hale getiren <strong>dil yarası neden olur </strong>tüm nedenlerine değinmek istiyoruz.</p>
<h3><strong>Ağız Ülserleri</strong></h3>
<p>Ağız içinde yuvarlak oval şekildeki ve genelde dil altında oluşan ağrılı yapılara aftöz <em><strong>ülser</strong></em>ler denir. Ağız <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/ulser-nedir/"><strong><em>ülser</em></strong></a>i sıcak ve sert yiyeceklerden, ısırmalardan yada sert yiyeceklerden dolayı oluşur. Bazı istisnai durumlarda aşırı stresten yada hormonal nedenlerden dolayı da oluşmaktadır. Ağız içi <em>ülser</em>ler herhangi bir tedavi uygulanmadan birkaç haftada kendiliğinden iyileşmektedir. Ağrının azalması için gargara yapabilir yada hafif ağrı kesiciler kullanabilirsiniz.</p>
<h3><strong>İltihaplanma</strong></h3>
<p>Dil Yarası Tedavisi nedir? Dil yüzeyindeki tat tomurcuklarında kırmızı, beyaz kabarcıklar şeklinde iltihaplı şişlikler oluşmaktadır. Bu iltihaplı yapılara neden olan ilk hastalık pamukçuk hastalığıdır. Pamukçuk dilde beyaz lekeler yapan bir mantar enfeksiyonudur. Bu mantar bebeklerde, ağız içi protez kullananlarda ve bağışıklığı güçsüzleşen kişilerde oluşmaktadır. Astım tedavisi amacıyla inhaler steroid tipi toz yada buhar ilaçları kullananlarda ve bazı antibiyotiklerin yan etkisi olarak pamukçuk meydana gelmektedir. Human papilloma virus denen hpv virüsü ağız içinde ve dil ucunda yara yapmaktadır.</p>
<h3><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Travma_(t%C4%B1p)" target="_blank" rel="noopener"><strong>Travma</strong></a></h3>
<p>Heyecanlandığımızda yada gece uyurken bazen dilimizi ısırırız ve <strong>dil yarası </strong>oluşur. Sıcak bir yiyecek, kaynar çay sonrası yanmaya bağlı travma oluşur. Nadiren darbe sonucunda da ağız içinde ve dilde yaralar oluşmaktadır.</p>
<h3><strong>Besin Alerjisi</strong></h3>
<p>Kuruyemişler, çiğ sebzeler ve çeşitli birçok besin insanlarda alerji yapabilmektedir. Her alerji ciddi ölümcül tehlike oluşturmasa da dilde ve ağızda şişlik yapmaktadır. Genelde çocukluk ve ergenlik döneminde kişiler ilk alerjik durumlarıyla karşılaşırlar. Besin alerjisi dil yarası dışında boğazda gıcıklık, kaşıntı ve öksürük yapabilir.</p>
<h4><strong>Mineral ve Vitamin Eksiklikleri</strong></h4>
<p>Demir, folat ve B12 eksikliğinde dil rengi kızarmaya başlar ve dilde yanma meydana gelir. Çinko eksikliğinde ise ağız içinde yaralara neden olabilir.</p>
<h3><strong>Liken Planus</strong></h3>
<p>Ciltte döküntülere sebep olan dermatolojik hastalıklardan biri olan liken planus dilde dantel görünümde beyaz lekelere neden olmaktadır. Bu hastalık aynı zamanda diş etlerinde ağrı ve kızarıklık yapmaktadır. Liken planusun ağız içinde oluşturduğu beyaz lekeler <strong>dil ağrısı </strong>ve lezyon oluşturmaktadır.</p>
<h3><strong>Behçet Hastalığı</strong></h3>
<p>Vücuttaki kan damarlarında iltihaplanma oluşturan behçet hastalığı ağız ve dilde aft denen yaralar yapmaktadır. Aft yaraları başlangıçta küçük boyutluyken zamanla büyümektedir. Behçet hastalığına bağlı oluşan aftlar birkaç hafta içerisinde kendiliğinden geçmektedir. Daha sonra tekrardan oluşma ihtimali bulunmaktadır.</p>
<h3><strong>Moeller Glossiti</strong></h3>
<p>Dildeki tat tomurcuklarının atrofi olma yani küçülüp büzüşmesi durumuna moeller glossiti denilmektedir. Moeller glossiti durumunda atrofik olan dil tomurcukları pürüzsüz bir hale gelmektedir. Tomurcuklu tırtıklı halini kaybeden dil iritasyon, ağrı ve yanma yapmaktadır.</p>
<h3><strong>Pemfigus Vulgaris</strong></h3>
<p>Kronik bir hastalık olan pemfigus vulgaris ağızda ve genital bölgede yaralara neden olmaktadır. Bu hastalıkta dilde içi su toplamış küçük veziküller oluşmaktadır. Bu veziküller daha sonra patlayıp ağız içinde enfeksiyona neden olmaktadır. Enfeksiyon erken dönemde tedavi edilmediğinde yutkunmayı ve yemek yemeyi zorlaştırmaktadır.</p>
<h3><strong>Sjögren Sendromu</strong></h3>
<p>Göz yaşı ve tükürük bezlerinde inflamasyon oluşturan otoimmün bir hastalık olan sjögren göz ve ağızda kuruluk oluşturmaktadır. Kronik bir hastalık olan sjögren sendromu ağız içinde kuruluk yapmaktadır. Dil kuruması ve çatlağa sebep olduğu için dilde ülser ve enfeksiyonal hastalıklar oluşmaktadır.</p>
<h3><strong>Ağız Kanseri</strong></h3>
<p>Ağız kanseri dil yarası, ağız içi kanamalar, ağrı vb. birçok belirtisi vardır. Dilde ve ağız içindeki yaralar ilaç kullanılmasına rağmen 2 hafta içinde geçmezse çok daha ciddi bir hastalık yada kanser varlığına işaret olabilir.</p>
<h4><strong>Dil Yarasına Ne İyi Gelir?</strong></h4>
<p>Yukarıda <strong>dil yarası nedenleri </strong>nelerdir ayrıntılı anlattık. Fakat dil yarasının tıbbi tedavisinden önce evde dil yarası için neler yapabileceğinize değinmek istiyoruz. Bu uygulamalar sayesinde geçici bir nedene bağlı olan genelde tahriş, yanma vb. sebeplerle oluşan dil yaraları daha çabuk geçer.</p>
<p><strong> </strong><strong>Buz Emmek: </strong>Soğuk uygulama amacıyla buz emmek şişkin ve kızarık yaraların daha çabuk sönmesine ve ağrısının azalmasına neden olmaktadır.</p>
<p><strong>Tuzlu Suyla Gargara: </strong>1 çay kaşığı tuzu 1 su bardağına ekledikten sonra çözünmesini sağlayın. Tuzlu suyla gargara yapmak diş etlerinin güçlenmesini sağlar ve ağız içi enfeksiyonları daha hızlı temizler.</p>
<p><strong>Ağız Hijyeni: </strong>Düzenli diş fırçalamak, ağız bakım solüsyonlarıyla ağzı yıkamak birçok dil ve ağız enfeksiyonlarına yakalanma riskini azaltacaktır. <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/agiz-kokusu-neden-olur/"><strong><em>Ağız Kokusu Neden olur?</em></strong></a></p>
<p><strong>Dikkatli Besin Seçimi: </strong>Alerjiniz olan gıdalardan tamamen uzak durmalısınız. Alerjik gıdalar dışında aşırı baharatlı, acı, ekşi, tuzlu cipsler ve gıdalardan uzak durmanız iyileşme sürecini hızlandıracaktır.</p>
<h4><strong>Dil Yarasında Doktora Ne Zaman Gidilmelidir?</strong></h4>
<p>Basit uygulamalarla 10 gün içinde geçmeyen dil yarasıyla karşılaştığınızda veya bazı farklı belirtilerle karşılaştığınızda dil yarası için geciktirmeden doktora görünmelisiniz. Ağız içi yaralar büyümeye ve çoğalmaya başladığında mutlaka hızlıca doktora görünmelisiniz. Dilden dudak kısmına sıçrayan yaralar enfeksiyon belirtisidir. Dil, ağız yarasıyla beraber yeme içme yutkunma zorluğu yaşarsanız yada ateş olursa mutlaka doktora görünün.</p>
<p>Dil ve ağız içi yaralarında 3 bölüme gidebilirsiniz. Kulak burun boğaz, dahiliye ve cildiye. Bu üç bölüm ağız ve dil yarasına bakar.</p>
<h4><strong>Dil Yarası Tedavisi</strong></h4>
<p>Dil Yarası Tedavisi nedir? Dil yarası için tıbbi tedavide ilk olarak ibuprofen etken maddeli non strerodial anti inflamatuar ilaçlar kullanılmaktadır. Daha kötü durumdaki yaralarda şişkinlik ve ağrının azalması için kortikosteroid ilaçlar kullanılmaktadır. Enfeksiyon kaynaklı yaralarda enfeksiyonun türüne göre çok farklı ilaçlar kullanılabilmektedir. Ağız yaralarına sürülerek tedavi eden topikal jeller bulunmaktadır.</p>
<p>Bu jeller yara bölgesiyle diğer ağız bölgeleri arasında bariyer oluşturup hem tahrişi engeller hem de iyileşme sürecini hızlandırır. Pamukçuk oluşumunda tükürük salgısını arttıran ilaçlar yazılarak boğaz kuruluğu engellenmeye çalışılır. Bakteriyel enfeksiyonlarda antibakteriyel ilaçlar kullanılır. Hiçbir tedaviyle geçmeyen ağız ve dil yaraları ağız kanseri belirtisi olabilmektedir. Ağız kanserinin tanı ve tedavisi ise çok farklı bir süreçtir.</p>
<p>Dil yarası, birçok kişinin hayatında deneyimlediği bir rahatsızlıktır. Dil yaraları, dildeki dokularda hasara neden olan çeşitli faktörler tarafından tetiklenebilir. Bu faktörler arasında ağız içi travma, enfeksiyon, alerjik reaksiyonlar, beslenme eksiklikleri ve stres gibi nedenler bulunur.</p>
<p>Dil yaralarının en yaygın nedenlerinden biri ağız içi travmadır. Yemek yeme sırasında kazara dişlere çarpma veya sıcak yiyeceklerin dil üzerinde yanıklara neden olması gibi durumlar dil yaralarına yol açabilir. Diğer bir neden de enfeksiyonlardır. Virüsler ve bakteriler dil yaralarına neden olabilirler.</p>
<h4><strong>Dil Yarasına Hangi Doktor Bakar?</strong></h4>
<p>Alerjik reaksiyonlar da dil yaralarının nedenleri arasında yer almaktadır. Bazı gıdalar veya ağız bakım ürünleri gibi maddeler, kişinin alerjik tepkime göstermesine neden olabilir ve dil yaralarına sebep olabilir. Beslenme eksiklikleri de dil yaralarına yol açabilir. Özellikle B vitamini, demir ve folik asit eksiklikleri dil yaralarının sıklığını artırabilir.</p>
<p>Stres de dil yaralarının nedenleri arasında sayılabilir. Stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak, dil yaralarının oluşumuna neden olabilir. Ayrıca stres, kişinin ağız içinde dişlerini sıkması veya çenelerini sıkmalarına neden olabilir, bu da dil yaralarına neden olabilir.</p>
<p>Dil yaraları genellikle ağız hijyeni ve beslenme değişiklikleri gibi evde tedavi edilebilirler. Ağrıyı hafifletmek için ağız yıkama solüsyonları veya ağrı kesiciler kullanılabilir. Ancak, dil yaraları ciddi bir enfeksiyonun belirtisi olabilir, bu nedenle uzun süren yaralar veya ağrılı yaralar durumunda bir doktora başvurmak önemlidir.</p>
<p>Dil yaraları birçok nedenle oluşabilen yaygın bir ağız rahatsızlığıdır. Ağız hijyenine ve beslenme değişikliklerine dikkat ederek, dil yaralarının önlenmesi mümkündür. Ancak, dil yaraları uzun sürer veya ağrılıdır, mutlaka bir doktora danışmak gerekir.</p>
<p>Tuzla Gazetesi</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/dil-yarasi-neden-olur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikosomatik Bozukluk nedir?</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/psikosomatik-bozukluk-nedir/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/psikosomatik-bozukluk-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yavuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 May 2022 22:07:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Psikosomatik]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=13129</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/Psikosomatik-Bozukluk-nedir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Psikosomatik Bozukluk nedir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/Psikosomatik-Bozukluk-nedir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/Psikosomatik-Bozukluk-nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/Psikosomatik-Bozukluk-nedir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/Psikosomatik-Bozukluk-nedir-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Psikosomatik Bozukluk nedir" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/Psikosomatik-Bozukluk-nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/Psikosomatik-Bozukluk-nedir-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/Psikosomatik-Bozukluk-nedir.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Psikosomatik Bozukluk nedir? Psikosomatik bozukluk nedir? Yunancada pscyche(ruh) ve soma(beden) kelimelerinden gelmektedir. En basit şekilde bu hastalığı ruhsal veya psikolojik  rahatsızlıkların vücut dışına yansıması olarak tanımlayabiliriz. Aslında zihnimizin bedenimizi nasıl etkilemiş olduğunu ifade eder. hastalık bedenimizde dışa vurulan fakat bir organizma bozukluğundan kaynaklanmaz. Somatizasyon (bedenselleştirme) anlamına gelmektedir. Yani şuan ki yaşantımızda veya iç dünyamızdaki duyguların&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/Psikosomatik-Bozukluk-nedir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Psikosomatik Bozukluk nedir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/Psikosomatik-Bozukluk-nedir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/Psikosomatik-Bozukluk-nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/Psikosomatik-Bozukluk-nedir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1>Psikosomatik Bozukluk nedir?</h1>
<p>Psikosomatik bozukluk nedir? <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Yunanca" target="_blank" rel="noopener">Yunanca</a>da pscyche(ruh) ve soma(beden) kelimelerinden gelmektedir. En basit şekilde bu hastalığı ruhsal veya psikolojik  rahatsızlıkların vücut dışına yansıması olarak tanımlayabiliriz. Aslında zihnimizin bedenimizi nasıl etkilemiş olduğunu ifade eder. hastalık bedenimizde dışa vurulan fakat bir organizma bozukluğundan kaynaklanmaz. Somatizasyon (bedenselleştirme) anlamına gelmektedir. Yani şuan ki yaşantımızda veya iç dünyamızdaki duyguların , düşüncelerin , iç çatışmaların vücudumuzda şikayet veya rahatsızlık olarak kendini gösterir. Psikosomatik bozukluk ruhumuz ve bedenimizle birlikte etkileşim içindedir. Ruhumuzda bedenimiz gibi yorulabilir, rahatsızlanabilir ve acıyıp hasar görebilir.</p>
<p>Bu ruhumuzda olan şeylerde zamanla kendi bedenimize vurmaya başlar. İçimize attığımız dışarıya vuramadığımız problemler, duygular ve birçok şey eninde sonunda dışarıya çıkmak isteyecek, kendini belli etmek isteyecek ve bunların hepsini dışa vurarak bir rahatsızlık yani hastalık olarak yapacak. Belli vücudumuzdaki yerleri, organları rahatsız edecek. Hiçbir duygumuz sonsuza kadar içimizde kalamaz sonuçta. Bir gün dışarı vurmak zorunda kalacak. Yeri gelecek karın ağrısıyla yeri gelecek <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/ilacsiz-bas-agrisi-nasil-gecer/">baş ağrısı</a>, baş dönmesi, kusma gibi daha birçok rahatsızlık şeklinde bu içimize attığımız şeyler dışarı vuracak.</p>
<h4><strong>Ağrıyan Aslında Bedenimiz mi Yoksa Ruhumuz mu ?  </strong></h4>
<p>Günlük yaşantımızda herkes stresli, zor, üzüntülü, kaygılı veya sıkıntılı zamanlardan geçmektedir. Fakat herkesin buna verdiği tepkiler aynı olmayabilir. İçimizdeki bu duygular bedenimizle farklı dışa vurabilir. Örneğin heyecanlı bir olay yaşadığımızda ya da kötü bir olay yaşadığımızda kalp hızımız artar, kimimizin elleri titrer, karnı ağrır, başı dönebilir, başı ağrıyabilir, olduğu yerde donup kalabilir. Stresli zamanlarda da endişe ettiğimizde de sivilcelenme, kızarıklık, kaşıntı gibi cildimiz tarafından farklı semptomlar görülebilir.</p>
<p>Kendimizi ifade edemediğimizde boğazımız düğümlenir, midemiz ağrıyabilir, göğsümüz sıkışabilir, öksürebiliriz, ateşimiz çıkabilir. Gördüğümüz gibi birden fazla tepki çeşitleri olabilir. En basitinden filmlerde dizilerde çok rastlıyoruz bu gibi durumlara. Mesela sevenler kavuşamayınca ya da bir ayrılık olunca bir taraf ya da her iki taraf yataklara düşüp hastalık durumları oluyor. Aslında görüyoruz ki ağrıyan vücudumuz değil ruhumuz. Vücudumuz buna sadece bir araç oluyor. Kalp kırıklığı gibi olaylarda veya başka şeylerde ruhum acıyor , kalbim sıkışıyor , nefes alamıyorum, kalbim ağrıyor, canım yanıyor demek yerine başım ağrıdı, mideme kramp girdi tarzı şeyler demek biz insanlara daha basit geliyor. İçimizde yaşadığımız şeyleri bedenimiz sembolik olarak dışa vuruyor vuruyor.</p>
<h4><strong>Psikosomatik Bozukluğun Nedenleri Nelerdir?</strong></h4>
<p>Psikosomatik hastalığın ortaya çıkmasındaki en önemli sebep kayıplar ve ayrılıklardır. Çaresizlik, güvensizlik, umutsuzluk ve bunlara eşlik eden kin, intikam, nefret, öfke, üzüntü, acı, hayal kırıklığı, kaygı ve korku gibi bastırmış olduğumuz çözümlenememiş duygular, zihinsel olarak bitirilmemiş işler, suçluluk duygusu, bazı şeyleri kabullenememe, affedememe  bu hastalığa neden olacak şeylerdir. Özellikle yoğun iş hayatındaki erkek ve kadınlarda büyük oranda bu rahatsızlıklar görülmektedir. Sınav kaygısı ve ders çalışan çocuklarda da bu rahatsızlıklar saptanabilir. Anksiyete bozukluğu yan etkisi olarak da bu hastalık ortaya çıkabilir.</p>
<p>Stresi, endişeyi, kaygıyı her zaman hisseden kişilerde de önce psikolojik sonra fiziksek olarak yapı değişebilmektedir. Sade okul iş hayatıyla değil özel hayatımızdaki duygular, krizler, depresyonlar, gel gitler psikoomatik rahatsızlığın başlıca nedenlerindendir. Ayrıca kendimi ifade ederken güçlük çektiğimizde, güçlü gözükmek için içimizdeki duyguları bastırdığımızda, insanlara hayır diyememeyi alışkanlık haline getirdiğimizde, yaşamımızdaki sınırları koyamadığımızda, sürekli endişe halinde olduğumuzda, her şeyi kontrol etmeye çalıştığımızda, bir kaybı veya yaşadığımız sorunu kabullenemediğimizde zihnimiz bunları bedenselleştirerek hastalık haline getirecektir.</p>
<h4><strong>Psikosomatik Hastalığın  Belirtileri Nelerdir? </strong></h4>
<p>-Sırt ağrıları</p>
<p>-Baş ağrısı, migren</p>
<p>-Egzama</p>
<p>-Saç dökülmesi</p>
<p>-Cilt sorunları ( akne gibi )</p>
<p>-Yorgunluk</p>
<p>-Kas eklem ağrıları</p>
<p>-Tansiyon</p>
<p>-Görme bozukluğu</p>
<p>-Bağırsak bozukluğu</p>
<p>-Mide sorunları</p>
<p>-Diyabet</p>
<p>-Astım</p>
<p>-Alerji</p>
<p>Bunların çoğu asıl nedenleri bilinmemekle beraber kanser için büyük risk taşırlar. Bastırılmış duygular kronik strese yol açıp beraberinde kansere yol açabilir. Bu stres bağışıklığımızı bozduğundan dolayı kanser hücrelerinin kolay üremesine yol açar. Kanser hastalarının geçmişlerine bakıldığında çoğunda stres, olumsuz duyguları dışa vuramadıkları görülmüştür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong>Psikosomatik Hastalık Kimlerde Daha Çok Rastlanır?</strong></h4>
<p>Psikosomatik Bozukluk nedir? Duygularını yansıtmakta ve ifade etmekte zorluk çeken, sınır koymakta güçlük çeken, endişeli, kaygılı, güvensiz kişilerde diğerlerine göre daha fazla rastlanır. Yani bu kişiler sözleriyle ve davranışlarıyla ifade edemediklerini bedeninde yarattığı hastalıklarla dışarıya rastlanır. Bu içimiz de yaşadıklarımızın vücudumuzda hastalık olarak dışarı vurması aslında tesadüf değildir. Neden bu hastalık çıktı, niye çıktı, ne zaman çıktı, nerede çıkı gibi soruların hiçbiri tesadüf değildir. Aslında hepsinin duygularımıza karşı anlamları vardır. Kelimelere dökemediğimiz şeyler bir uyuşma, tümör ya da bir ağrı olarak dışa vurabilir.</p>
<p>Somatizasyona geldiğimizde belirtilerde saydıklarımızdan dolayı hastaneye, acile, üroloji gibi farklı bölüm doktorlarına gitmektedirler. Sürekli tahliller yaptırmalarına rağmen bu rahatsızlıkların geçmediğini söylerler ve bunların sebepleri açıklanamaz. Genelde bu yüzden psikoloğa ya da psikiyatriste gönderilirler. Psikosomatik rahatsızlıklar aslında beraberinde birçok psikolojik problemi de beraberinde getirir. Bunlardan birkaçı cinsel işlev bozukluğu, panik atak gibi durumlardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong>Psikosomatik Hastalığa Tanı Konması İçin Gerekli Kriterler Nelerdir? </strong></h4>
<p>-En az 4 ay ağrıların olması</p>
<p>-Cinsel ya da genital sistem bozukluğu (adet düzensizliği gibi )</p>
<p>-Nörolojik belirtiler</p>
<p>-Sindirim sistemi sorunları</p>
<p>-Şikayetlerin açıklanacak organik bir sebebinin olmaması</p>
<p>-Madde bağımlılığı</p>
<p>-Psikiyatrik sonuçlara şüpheyle yaklaşım</p>
<p>-Stres</p>
<p>-Atlatılamayan kayıp ve ayrılıklar</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong>Psikosomatik Hastalıklar Beden Sağlığını Nasıl Etkiler? </strong></h4>
<p>Psikosomatik hastalığı daha iyi anlamak için beynimizin yapısını bilmek gerekir. Periferik sinir sistemi istemsiz hareketleri ve organların kontrolünü sağlayan bölüme otonom sistem denir.2 bölümden oluşur. Sempatik ve parasempatik sistem. Parasempatik sistem stabil durumlardır. Sempatik sistem tehlike durumlarında savaş ya da kaç emrini verir. Tehlikeli zamanlarda ve öyle sandığımız durumlarda parasempatik sistem devreye girer. (-mış) gibi yapmaya başlarız. Nefes alamıyormuş, <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/kalp-krizi-aninda/">kalp krizi</a> geçiriyormuş gibi… Bu hastalık insanın hayatını riskli şekilde bozduğu için kişi adapte olmakta zorlanır ve yaşam kalitesini düşürmüş olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong>Psikosomatik Bozukluğun Çeşitleri Nelerdir</strong> ?</h4>
<p><strong>1- Bedensel Belirti Bozukluğu: </strong></p>
<p>Hipokondriyazis; insanın ciddi rahatsızlığı olduğunu düşünüp vücudun verdiği belirtileri yanlış ve abartılı yorumlaması anlamına gelir. Doktor muayenesi ve sonuçlarına rağmen bu düşüncesi değişmez. Bunun sonucunda da kişi strese girip günlük hayatını ciddi bir şekilde etkilemektedir. Bedensel belirti bozukluğu (hipokondriyazis) genelde 20-30 yaş aralığında görülmeye başlar. <a href="https://www.sabah.com.tr/tdk-anlami/mesela-ne-demek-mesela-tdk-sozluk-anlami" target="_blank" rel="noopener">Mesela</a> bu hastalar karında olan bir sorunu karın ağrısı olarak yaşar. Yani bir organa ait durumu farklı algılayarak paniğe sebep olabilirler. Hastaların böyle düşünmesinin sebebi farklı çarpıtmalar veya farklı etkenlerdir.</p>
<p>Üstesinden gelinemez sorunlarla karşılaşan kişi otomatik olarak hasta rolüne girmektedir. Kişide mevcutta olan psikolojik rahatsızlık da bedensel belirti bozukluğu yapar. Anksiyete ve depresyonu buna örnek olarak gösterebiliriz. Bedensel belirti bozukluğu olan hastalar ciddi bir rahatsızlığı olduğunu düşünerek birçok doktora giderler. Sonuçlara inanmazlar ama düşünceleri de hiçbir zaman sabit değildir. Bu hastalığın tanısı konulması için en az 6 ay olması gerekir. Stresler arttıkça bedensel belirtilerde artar. Hastalar tedaviye direçlidir. Depresip ve kaygı bozukluğu varsa ilaç tedavisi uygulanır. Hipnoz, davranışsal, bilişsel terapiler en etkili yöntemdir.</p>
<h4><strong>2- Hastalık Kaygısı Bozukluğu:</strong></h4>
<p>Bu bozukluk aslında hipokondriyazisin bir çeşididir. Yaşanan hastalığın olduğuna veya olacağına dair zihinsel, ruhsal bir bozukluktur. Hipokondriyozis ile arasındaki fark bedensel belirtinin olup olmama durumudur. Bedensel belirti bozukluğunda bedensel belirti var , hastalık kaygısı bozukluğunda hasta olacağına dair endişe ve korku var. Genele bakıldığında nüfusun inde bu hastalığa rastlanabilir ve yaşlılarda biraz daha fazla rastlanabilir. Hastalık kaygısı bireyin yaşamını ciddi anlamda bozulmasına yol açabilir. En az 6 ay olduğu ve tıbbi bir rahatsızlık saptanmadığında buna hastalık kaygısı bozukluğu denebilir. Bu hastalar ciddi araştırmalar yapar ve çıkan araştırmaların en kötüsünü göz önüne alır. Korkularının genelde obsesif niteliği olur. Bu hastalar genelde tedaviye dirençlidir. Benzer hastalıktan olan kişilerle grup terapileri daha uygundur.</p>
<p><strong>3- Dönüştürme ( Konversiyon Bozukluk ): </strong></p>
<p>Konversiyon bozukluk işlevsel nörolojik belirti bozukluğudur. Motor ve duyusal işlevlerle alakalı tıbbi hastalık varmış gibi belirti verirler ancak psikolojik bir hastalıktır. Konversiyon bozukluk belirtileri; göz seğirmesi, istemsiz hareketler, gövdenin kasılması, boynun  bir yere eğilmesi, anormal yürüme, nöbet geçirme, düşmeler , ses çıkaramama, felç gibi motor belirtiler, körlük, sağırlık gibi duyusal eksiklikler ve ishal, bayılma, kusma gibi viseral belirtilerdir. Bu bozukluk 100.000 de 11 ile 300 arasındadır. Bu yüzden en sık görülen bozukluktur. Kadınlarda görülmesi daha fazladır. Bedenin sol tarafında görülmesi daha yüksektir. Bu bozukluk kırsal yerler de, eğitimin düşük, zeka seviyesini düşük olduğu yerlerde, çatışmaya maruz kalmış polis ve asker gibi mesleklerde daha fazla rastlanır. Konversiyin bozukluğun bağlı olduğu anksiyete, depresyon, şizofreniyi gözden kaçırmamalıyız . Düzgün bir şekilde tıbbi ve nörolojik muayene yapılmadan bu bozukluğun tanısı konulmamalıdır. Destekleyici ve davranışsal terapiler en etkili yöntemdir.</p>
<p><strong>4- Yapay Bozukluk:  </strong></p>
<p>Tıbbi ilgi görmek için taklit etmek yapay bozukluk olarak adlandırılır. Bunun amacı sorumluluklardan kaçmak , maddi kazanç almak değil sadece tıbbi yardım ve bakım almaktır. Buna örnek verecek olursak bir vakada kişi kendine defalarca mikrop enjekte etmiş. Bunun sonucunda hasta böbrek yetmezliğine girerek kişi hayatını kaybetmiştir. Ölüm sebebi olabilecek yapay bozukluğu her zaman ciddiye almalıyız. &#8220;Munchausen&#8220; bu sınıfa giren özel durumdur. Kişinin hayatını abartarak anlatması, hastanede yatmak için sürekli bir şeyler uydurması bu hastaların çoğu zaman yaptığı şeylerdir. Yapay bozukluk tanısı konan kişilerde kişilik bozukluğu, madde bağımlılığı gibi psikiyatrik bozukluklara rastlanır. Tedavisi için özel bir psikiyatrik tedavi yoktur .</p>
<p><strong>5- Ağrı Bozukluğu: </strong></p>
<p>Bedensel belirti bozukluğun bir türüdür. Bu bozukluğun yaşam boyu yaygın olması %5-12 arasındadır. Bu bozukluk için belirli bir yaş aralığı yoktur. Sürekli ağrılar depresif bozuklukta , akut ağrılar ise anksiyete bozukluğu ile bağlantılıdır. Ağrı bozukluğu olanların  %-50 si major depresif bozukluk, `-90 ı depresif ve distimiz bozukluktur. Tedavide antidepresanlar kullanılır. Aile ve bilişsel terapiler etkili tedavi yöntemidir .</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong>Profesyonel Psikolojik Desteğe Ne Zaman Başvurulmalı ?  </strong></h4>
<p>30 yaş altı, tekrarlayan, tıbbi değerlendirmelere rağmen fiziksel bir neden saptanmayan, saptanırsa da ilaç tedavisine yanıt vermeyen, kişinin günlük yaşamına, iş hayatını olumsuz etkileyen şikayetler bulunması durumunda psikaytik bir değerlendirme faydalı olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Psikosomatik Bozukluğun Tedavisi: </strong></p>
<p>Her hastalıkta olduğu gibi en önemli olan şey erken tanı ve tedavidir. Bu durum oldukça önemlidir. Fiziksel etkili durumları bedensel olarak aramak bizleri yanlış bir tedaviye götürecektir. Bununla birlikte yanlış tedavi ve yanlış sonuçlar olacaktır. Hasta ayrıntılı ve dikkatli dinlenmelidir. Obsesif bozukluk, anksiyete ve depresyon olduğunda tedavinin seyri değişir. 2 yöntem vardır. İlk yöntem psikoterapidir. Psikoterapi; hastaların zihinsel ve duygusal bozukluklarının tedavisinde kullanılan yöntemdir. Amaç danışanı rahatlatıp güven altına almaktır . Konuşmaya yönelik tedavidir. 2.yöntemiz ise ilaç tedavisidir. İlerleyen hastalıklı kişilerde daha çok tercih edilir. Genelde psikiyatrik tedavi daha çok tercih edilir. Esas amacımızın hastalığı değil hastayı tedavi etmek olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/psikosomatik-bozukluk-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lejyoner Hastalığı Nedir?</title>
		<link>https://tuzlagazetesi.com.tr/lejyoner-hastaligi-nedir/</link>
					<comments>https://tuzlagazetesi.com.tr/lejyoner-hastaligi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cihat YİĞİT]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Feb 2022 08:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[hangi dal]]></category>
		<category><![CDATA[Lejyoner Hastalığı Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[What is Legionnaires' Disease]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tuzlagazetesi.com.tr/?p=11058</guid>

					<description><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/02/Lejyoner-Hastaligi-Nedir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Lejyoner Hastalığı Nedir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/02/Lejyoner-Hastaligi-Nedir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/02/Lejyoner-Hastaligi-Nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/02/Lejyoner-Hastaligi-Nedir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><div><img width="300" height="180" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/02/Lejyoner-Hastaligi-Nedir-300x180.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Lejyoner Hastalığı Nedir" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/02/Lejyoner-Hastaligi-Nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/02/Lejyoner-Hastaligi-Nedir-400x240.jpg 400w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/02/Lejyoner-Hastaligi-Nedir.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div>Lejyoner Hastalığı Nedir? Lejyoner hastalığı nedir? Legionella pneumophila&#8217;nın neden olduğu nadir fakat ciddi bir akciğer enfeksiyonudur. Klima, jakuzi ve havalandırma sistemleri gibi sistemlerin solunum sistemi yoluyla yayılır. Bakteriler genellikle oteller, hastaneler veya ofisler gibi halka açık alanlarda bulunur. Aile ortamında Lejyoner hastalığı riski hemen hemen hiç yoktur. Lejyoner Hastalığı Nedenleri Nelerdir? Legionella bakterileri genellikle göller,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="700" height="420" src="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/02/Lejyoner-Hastaligi-Nedir.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Lejyoner Hastalığı Nedir" style="display: block; margin-bottom: 10px; clear: both; max-width: 100%;" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/02/Lejyoner-Hastaligi-Nedir.jpg 700w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/02/Lejyoner-Hastaligi-Nedir-300x180.jpg 300w, https://tuzlagazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2022/02/Lejyoner-Hastaligi-Nedir-400x240.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><h1><strong>Lejyoner Hastalığı Nedir?</strong></h1>
<p>Lejyoner hastalığı nedir? Legionella pneumophila&#8217;nın neden olduğu nadir fakat ciddi bir akciğer enfeksiyonudur. Klima, jakuzi ve havalandırma sistemleri gibi sistemlerin solunum sistemi yoluyla yayılır. Bakteriler genellikle oteller, hastaneler veya ofisler gibi halka açık alanlarda bulunur. Aile ortamında Lejyoner hastalığı <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Risk" target="_blank" rel="noopener">risk</a>i hemen hemen hiç yoktur.</p>
<h3><strong>Lejyoner Hastalığı Nedenleri Nelerdir?</strong></h3>
<p>Legionella bakterileri genellikle göller, nehirler ve akarsular gibi tatlı su ortamlarında bulunur. Lejyonella toprakta da yaşayabilir, ancak çoğu insan topraktan bakteri yakalayamaz. Lejyoner hastalığı yerel su tesisatı sistemiyle bulaşabilse de salgın hastalıkların çoğu oteller gibi kamusal yaşamı ilgilendiren büyük binalarda görülür. Çünkü karmaşık dağıtım sistemi, bakterilerin çoğalmasını ve yayılmasını kolaylaştırır.</p>
<p>Ilık suda üreme eğiliminde olan bakteriler genellikle binanın kanalizasyon dağıtım sistemi yoluyla yayılır. Ancak bu hastalık, havada asılı duran su damlacıklarının solunması ile insanlara bulaşır. Bakteriler o kadar küçüktür ki, su buharı gibi küçük su damlacıklarına yerleşip havaya karışırlar. Bakteriler, sauna, banyo veya kaplıcalardan kirli su buharını soluyarak akciğerlere ulaşır. Çok az bakteri bulaşmış su, içme sırasında trakeaya sızdığında yayılacaktır. Kişiden kişiye iletişim yoktur. Uygun olmayan bakım altındaki Legionella&#8217;nın ana üreme alanları şunlardır:</p>
<ul>
<li>Spa ve termal havuzları kullanmak</li>
<li>Havalandırma sistemlerini kullanmak</li>
<li>Manav reyonlarında olan sis püskürtme sistemleri altında bulunmak</li>
<li>Dekoratif fıskiyeler kullanmak</li>
<li>Otel, hastane ve bakım evlerinin su dağıtım sistemlerini kullanmak</li>
</ul>
<h3><strong>Lejyoner Hastalığı Belirtileri Nelerdir?</strong></h3>
<p>Lejyoner hastalığının semptomları genellikle Lejyonella bakterisine maruz kaldıktan 2 ila 10 gün sonra ortaya çıkar. Diğer pnömoni türlerine benzer semptomlar gösterir ve genellikle aşağıdaki belirti ve semptomlarla başlar:</p>
<ul>
<li>Baş ağrısı oluşması</li>
<li>Kas ağrıları oluşması</li>
<li>Halsizlik durumunun ortaya çıkması</li>
<li>Yorgunluk halinin var olması</li>
<li>Titreme belirtisi göstermek</li>
<li>40 santigrat derece ya da daha fazla olabilen ateş belirtisi göstermek</li>
</ul>
<p>Bazı hastalarda ilk başta sadece kas ağrısı ve hafif baş ağrısı olur. Diğer belirtiler 1-2 gün sonra ortaya çıkmaya başladı. Daha şiddetli semptomlar ortaya çıktığında, ateş kötüleşir, kas ağrısı genellikle kötüleşir ve hasta titrer. İlk semptomun ikinci veya üçüncü gününde aşağıdaki semptomlar eklenebilir:</p>
<ul>
<li>Balgamlı veya bazen kanlı öksürük çıkarmak</li>
<li>Nefes darlığı yaşamak</li>
<li>Göğüs ağrısı hissetmek</li>
<li>Mide bulantısı, kusma ve ishal benzeri sindirim sistemi ile alakalı semptomlar</li>
<li>Akılda meydana gelen karışıklık, bilinç bulanıklığı, ajitasyon benzeri nörolojik farklılıklar</li>
</ul>
<p>Lejyoner hastalığı esas olarak akciğerleri etkilese de diğer doku ve organlar belirti ve semptomlar gösterebilir. Bazen yara enfeksiyonları gelişir ve kalp gibi vücudun diğer organlarını etkileyebilir. Pontiac ateşi olarak adlandırılan hafif Lejyoner hastalığı, ateş, titreme, baş ağrısı ve kas ağrısı gibi hafif semptomlarla karakterizedir. Pontiac ateşi akciğerleri etkilemez ve semptomlar genellikle 2 ila 5 gün içinde kaybolur. Legionella&#8217;ya maruz kaldığını düşünen kişiler hemen tıbbi yardım almalıdır. Çünkü hastalığı erken teşhis etmek ve tedaviye başlamak, iyileşme sürecini kısaltmaya ve ciddi komplikasyonları önlemeye yardımcı olabilir.</p>
<h4><strong>Lejyoner Hastalığı İçin Risk Faktörleri Nelerdir?</strong></h4>
<p>Legionella&#8217;ya maruz kalan herkes bu hastalığa yakalanmaz. Aşağıdaki durumlarda enfeksiyona daha duyarlı olabilirsiniz:</p>
<ul>
<li>Sigara içiyor. Sigara içmek akciğerlere zarar verir ve insanları her türlü akciğer enfeksiyonuna karşı daha duyarlı hale getirir.</li>
<li> Bağışıklık sistemi zayıf. Nakil, kemoterapi ve diğer kanser tedavileri veya HIV ve diğer enfeksiyonlardan sonra reddi önlemek için kullanılan ilaçlar bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve insanları ikincil enfeksiyonlara duyarlı hale getirebilir.</li>
<li>Kronik hastalıkları olanlar. Amfizem gibi kronik akciğer hastalıkları veya diyabet, böbrek yetmezliği veya kanser gibi diğer ciddi hastalıkları olan kişiler.</li>
<li>50 yaş ve üstü bireyler.</li>
</ul>
<p>Hastanelerde ve bakım evlerinde Lejyoner hastalığı, bakterilerin yayılmasının kolay olduğu ve insanların kolayca enfekte olduğu daha yaygın bir enfeksiyon türüdür.</p>
<h5><strong>Lejyoner hastalığı komplikasyonları nelerdir?</strong></h5>
<p>Aşağıdakiler de dahil olmak üzere hayatı tehdit eden bazı komplikasyonlara neden olabilir:</p>
<ul>
<li>Solunum yetmezliği. Solunum yetmezliği, akciğerler vücut için yeterli oksijen sağlayamadığında veya kandaki karbondioksiti çıkaramadığında ortaya çıkar.</li>
<li>Septik şok. Bu, kan basıncında ani bir düşüş yaşamsal organlara (özellikle böbrekler ve beyin) kan akışına neden olduğunda gerçekleşir. Kalp, dışarı pompalanan kan miktarını artırarak bunu <a href="https://www.sabah.com.tr/tdk-anlami/telafi-ne-demek-telafi-tdk-sozluk-anlami" target="_blank" rel="noopener">telafi</a> etmeye çalışır, ancak fazladan iş yükü kalbi zayıflatır ve sonuçta kan akışını daha da azaltır. Şok tablosunun geliştirilmesiyle bitirin.</li>
<li>Akut böbrek yetmezliği. Bu ani bir böbrek fonksiyonu kaybıdır. Böbrekler kandaki maddeleri ve vücutta biriken zararlı sıvıları ve atıkları filtreleyemez: Hızlı ve etkili bir şekilde tedavi edilemezse, özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda ölümcül olabilir.</li>
</ul>
<h4><strong>Lejyoner Hastalığından Korunma Yolları</strong></h4>
<p>Bu hastalığının salgını, hastalığı etkili bir şekilde yayabilecek çevreyi (su tedarik sistemleri, havuzlar ve kaplıcalar gibi) dikkatlice temizleyerek ve dezenfekte ederek önlenebilir. Enfeksiyon riskini azaltmak için, bir bireyin yapabileceği en önemli şey sigara içmekten kaçınmaktır. Çünkü sigara içmek bakterileri hastalıklara maruz bırakır.</p>
<h3>Lejyoner hastalığı tanısı nasıl konulur?</h3>
<p>Lejyoner hastalığı, diğer pnömoni türlerine benzer şekilde teşhis edilir. Bir Legionella antijeninden şüphelenildiğinde, bakteri varlığını hızla belirlemek için idrar kontrol edilmelidir. Ayrıca teşhisi desteklemek için bazı testler ve görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Bu testlerden bazıları şunları içerir:</p>
<ul>
<li>Kan testi.</li>
<li>Bir kan testi enfeksiyonun varlığını gösterebilir.</li>
<li>Göğüs radyografisi.</li>
<li>Akciğer enfeksiyonunun derecesi göğüs radyografisi ile belirlenebilir:</li>
<li>Balgam örneği incelemesi veya kültürü.</li>
<li>Akciğer dokusu örneklerinin incelenmesi. Bilgisayarlı tomografi.</li>
<li>Sinir sistemi ile ilgili konfüzyon gibi bulgular varsa beyin tomografisi veya lomber ponksiyon yapılabilir.</li>
</ul>
<h4><strong>Lejyoner Hastalığı Tedavisi Nasıl Yapılır?</strong></h4>
<p>Lejyoner Hastalığı teşhisi konan hastalar genellikle takip ve tedavi için hastaneye kaldırılır. Hastane tedavisi şunları içerebilir:</p>
<ul>
<li>Damar içi antibiyotik tedavisi uygulamak</li>
<li>Oksijen desteği sağlamak</li>
</ul>
<p>Hasta iyileşmeye başladığında evde oral antibiyotik tedavisine devam edebilir. Antibiyotik tedavisi toplam 1 ila 3 hafta sürer. Çoğu insan tedaviyle tamamen iyileşebilir, ancak semptomların tamamen ortadan kalkması birkaç hafta alabilir. Peki; <a href="https://tuzlagazetesi.com.tr/akcigere-iyi-gelen-besinler/"><strong><em>Akciğere iyi Gelen Besinler</em></strong></a> nelerdir? Hastanın durumuna bağlı olarak, aşağıdaki üç farklı antibiyotik türünden birine başlayın:</p>
<ul>
<li>Florokinolonlar</li>
<li>Makrolidler</li>
<li>Tetrasiklinler</li>
</ul>
<p>Hasta halinin kötüye gitmemesi için aşağıdaki konulara dikkat etmelidir:</p>
<ul>
<li>Sigara içmeyin ve sigara ortamından uzak durun.</li>
<li>Alkol kullanılmamalıdır.</li>
<li>İşe veya okula gitmemeli ve mümkün olduğunca dinlenmemelidir.</li>
<li>Bolca su iç.</li>
</ul>
<p>Lejyoner hastalığı, Legionella bakterisi tarafından neden olan bir solunum yolu enfeksiyonudur. Bu hastalık, Legionella pneumophila adlı bakterinin neden olduğu, genellikle su kaynaklı bir enfeksiyondur. Bu bakteri özellikle sıcak suda, havalandırma sistemlerinde, su soğutma kulelerinde, jakuzilerde, yüzme havuzlarında, duşlarda ve fıskiye sistemlerinde bulunabilir.</p>
<p>Genellikle kuluçka süresi sonrası, ani bir şekilde başlayan grip benzeri semptomlarla ortaya çıkar. Bu semptomlar arasında yüksek ateş, titreme, öksürük, halsizlik, kas ağrıları ve baş ağrısı bulunur. Özellikle yaşlılar, sigara içenler ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler gibi risk altındaki insanlar için ciddi bir tehdit oluşturabilir.</p>
<h4>Lejyoner hastalığının teşhisi</h4>
<p>Bu hastalığının teşhisi, belirtilerin varlığına ve Legionella bakterisinin varlığının doğrulanmasına dayanır. Bu doğrulama genellikle solunum yolu örneklerinin kültür edilmesi yoluyla yapılır. Bu hastalığının tedavisi, antibiyotiklerin kullanımını içerir. Hastanın durumuna bağlı olarak, bu tedavi hastanede veya evde yapılabilir.</p>
<p>Bu hastalığı, önlemek için belirli adımların atılması gereken bir hastalıktır. Bu adımlar arasında su kaynaklarının ve havalandırma sistemlerinin düzenli olarak temizlenmesi, su sıcaklıklarının kontrol edilmesi ve kimyasal dezenfektanların kullanılması bulunur. Ayrıca, risk altındaki insanların su kaynaklarından uzak durmaları ve havalandırma sistemlerinin kurulum ve bakım işlemlerinin profesyonel kişiler tarafından yapılması önerilir.</p>
<p>Sonuç olarak, Lejyoner hastalığı ciddi bir solunum yolu enfeksiyonudur ve risk altındaki insanlar için ölümcül olabilir. Ancak, doğru önlemler alındığında, hastalığın önlenmesi mümkündür. Bu nedenle, su kaynaklarının ve havalandırma sistemlerinin düzenli olarak temizlenmesi, su sıcaklıklarının kontrol edilmesi ve kimyasal dezenfektanların kullanılması önemlidir. Ayrıca, belirtiler ortaya çıktığında hemen tıbbi yardım almak önemlidir.</p>
<h4>Tuzla Gazetesi Sağlık Köşesi.</h4>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="vs9PPG1qSv"><p><a href="http://tuzlagazetesi.com.tr/en-ucuz-klima-markalari/">En Ucuz Klima Markaları</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;En Ucuz Klima Markaları&#8221; &#8212; Tuzla Gazetesi" src="http://tuzlagazetesi.com.tr/en-ucuz-klima-markalari/embed/#?secret=7DSTF0c2ki#?secret=vs9PPG1qSv" data-secret="vs9PPG1qSv" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tuzlagazetesi.com.tr/lejyoner-hastaligi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
