DOLAR 13,7194
EURO 15,5684
ALTIN 786,58
BIST 1.910
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Sağanak Yağışlı
İstanbul
15°C
Sağanak Yağışlı
Paz 14°C
Pts 16°C
Sal 16°C
Çar 14°C

Uluslararası İlişkiler Teorileri Nelerdir?

30.12.2020
515
A+
A-

Uluslararası İlişkiler Teorileri Nelerdir?

Uluslararası İlişkiler Teorileri Nelerdir? Günümüz devletleri arasındaki ilişkileri anlayabilmek, analiz edebilmek ve bu analiz sonuçları üzerinden çeşitli yargılara varabilmemizi sağlayan Uluslararası İlişkiler disiplini, bir çok teoriyi bünyesinde barındırmaktadır. Bu teoriler sayesinde araştırmacılar ve devlet yöneticileri devletler sistemi ilişkilerini analiz edebilir ve teoriler yardımı ile ilişkilerini yürütebilmektedirler. Bu teorilerden ilki uluslararası ilişkilerin ilk teorilerinden olan “realizm” teorisidir.

Uluslararası ilişkilerde realizm

Realizm teorisine göre, devletler anarşik bir sistem içinde yer almaktadırlar. Bu anarşik sistemde en önemli unsur güç ve askeri kapasite olmakta olup devletler bu sert güç unsurlarına öncelik vermek zorundadırlar. Teorinin kurucu babası on yedinci yüzyıl Fransa’sında kardinallik ve devlet adamlığı yürütmekte olan Kardinal Richeliu olarak bilinmektedir. Realizme göre uluslararası düzende aktörler devletlerdir. Realizm sistemdeki uluslararası şirketleri veya sivil toplum kuruluşlarını birer aktör olarak kabul etmemektedir.

Teoriye göre devletler yalnızca kendi çıkarlarını takip etmektedirler ve bu ulusal çıkarlarını hayata geçirebilmek için bütün ahlak kurallarını yok sayabilmektedirler, yani devletin çıkarı en önemli unsurdur. Realistlere göre devletler doğası gereği çıkarcı ve bencildir, iyiliğe ve devletler sisteminde ortak çıkarlar çevresinde birleşme düşüncesine uygun değillerdir. Devletler rasyonel karar alma eğilimindedir ve bu kararlarını güç kapasiteleri ile orantılı düzeyde alabilmektedirler. Realizme göre bir devletin diğerlerinden daha güçlü bir konuma gelmesi ile daha az güçlü olan devletler bir uluslararası ittifak grubu oluşturur ve hegemon gücü dengelerler.

Uluslararası İlişkiler Teorileri Nelerdir?

Uluslararası sistem de böyle oluşmakta ve bu döngüde devam etmektedir. Realizm teorisi temel olarak saldırgan ve savunmacı realizm olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Saldırgan realizm, devletlerden birinin hegamon güç olma yönünde adımlar attığı teori türüdür. Bu devletler topraklarını genişletme amacı güdebilir ve bu yolla mevcut gücünü arttırma yoluna gidebilir. Savunmacı realizm de ise devletler mevcut sistemde daha temkinli dikkatli adım atmaktadırlar. Güvenlik kaygıları ön plandadır. Bu teoride devletler çeşitli ittifaklar üreterek denge politikası güder ve güvende kalmaya çalışırlar. Savunmacı realizm de devletler makul düzeyde gücün yeterli olacağını savunur ve fazlasını elde etmeye çalışmaz.

Uluslararası ilişkilerde Liberalizm

Bir diğer uluslararası ilişkiler teorisi “Liberalizm”dir. Liberalizme göre uluslararası sistemde devlet dışı aktörler de bulunmaktadır. Bu aktörler çok uluslu şirketler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları olabilmektedir. Bu aktörlerin en büyük özelliği ortak çıkarlar çerçevesinde birleşebilmeleridir. Bu özelliği bakımından liberalizm kazan – kazan mantığı çevresinde oluşmaktadır. Liberalizme göre devletler, realizmin aksine üniter aktörler olarak görülmezler. Bu varsayıma göre devlet onu oluşturan kurumlar, kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve liderlerin kişisel özelliklerinden oluşmaktadır. Liberalizm devletleri üniter kabul etmediği için aldıkları kararları da rasyonel olarak kabul etmez çünkü devleti yöneten kişiler kendi çıkarları doğrultusunda karar alabilmektedirler.

Uluslararası ilişkilerde güç kullanımını değil yumuşak güç adı verilen sosyal politikalar, kültürel unsurlar, ekonomik ilişkilerden oluşmaktadır. Realizmin iddia ettiği gibi uluslararası sistem anarşik değil, kurallar ve normlara bağlıdır. Bu teoriye göre sistemin ana unsuru devlet değil birey olmaktadır. Devletin, hukukun ve normların oluşma sebebi bireydir. Bireyler kendi seçimlerini yapmakta özgür ve devletin çıkarlarına göre hareket etmek zorunda değildir. Teori akıla ve inanca göre hareket etmeyi devlet çıkarlarına bağlı olmanın üzerinde konumlandırmaktadır.  Ekonomik düzen görünmez bir el tarafından kendiliğinden dengelenmekte ve bu dengeye devlet müdahalesi olmamalarıdır.

Uluslararası İlişkiler Disiplini Nedir?

Devletin yerine getirmesi gereken sorumluluk bireyleri dış tehlikelere karşı korumaktır. Bu teorinin temsilcileri John Locke, Adam Smith ve John Stuart Mill olmaktadır. Liberaliz teorisinde genel olarak devlet müdahalesi oldukça sınırlı tutulmaktadır. Bireylerin temel hak ve özgürlükleri teori için çok mühimdir ve devlet müdahalesine kapalıdır. Devletin ilk ve temel görevi bireylerin çıkarlarını ve haklarını korumak ve bireylere hizmet edebilecek kurumlar oluşturmak ve bireyleri diğer bireylerden gelebilecek baskı ve kötülüklere karşı koruyacak bir adalet sistemi oluşturmaktır.

Uluslararası İlişkilerde temel yaklaşımlar

Bir diğer uluslararası ilişkiler teorisi ise sosyal inşacılıktır. Bu teori genel olarak kimlik kavramı çerçevesinde gelişmektedir. Buna göre uluslararası sistemde ilişkiler devletlerin ya da aktörlerin kimliğine karşı gelişmektedir. Sosyal İnşacılık özellikle 1980 yılı sonrasında ortaya çıkmış yeni bir teoridir. Toplumsal yapı en önemli unsurlardan biridir. Teorinin çıkış noktası insanların ve dolayısı ile devletlerin sosyal birer varlık olduğu noktasıdır. İnşacılık bir bütünü oluşturan unsurların irdelenmesine değil unsurlar arası ilişkilerin incelenmesine önem vermektedir. Bu teoriye nesneler ve maddeler bizim onlara yüklediğimiz anlamlar ile varolurlar yani dünya bizim inşa ettiğimiz bir sistemden ibarettir. Teori kimlikleri anlama ve yorumlama üzerine çalışmaktadır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri açısından Rusya ve İsrail birer devlet olmakla birlikte, Amerika Rusya’dan tehdit alırken İsrail’den neden tehdit algılamamaktadır sorusuna cevap vermeye çalışmaktadır. Sosyal İnşacılık realizmin devlet çıkarlarının değişmezliği ilkesine karşı çıkar ve devlet çıkarlarının zamana ve olaylara göre değişebileceğini varsayar. Teoriye göre örneğin uluslararsı insan hakları konusunda anlaşmaya imza atan bir devlet lideri imza attığı anlaşma ile çelişecek şekilde kendi ülkesinin vatandaşlarının haklarını çiğneyebilmektedir. Fakat bu durumda uluslararası devletlerden baskı görecek ve davranışlarında değişime gidecektir. Sosyal İnşacı kuram devlet meydana getiren kültür, tarih, din ve dil gibi unsurları inceleyerek bir sonuca ulaşmaya çalışır.

Uluslararası ilişkilerde Feminizm

Diğer bir Uluslararası İlişkiler teorisi feminizm’dir. Feminizm toplumsal cinsiyet kavramı çerçevesine odaklanmaktadır. Bu toplumsal feminizm kavramı toplumdan topluma ve zamandan zamana değişmekte olup sadece kadım ve erkek cinsiyeti ile sınırlı değildir. Teori uluslararası ilişkilerin kurucu metinleri olan “Prince”, “Leviathan” ve “The State and War” gibi kitapları incelemiş olup bu metinlerde güçlü unsurların eril ve sorunlu unsurların dişil karakterler ile eşleştirilmiş olmasına eleştiri getirmektedir. Kadın rolünün sınırlı kaldığını, gelişmediğini ve geliştirilmediğini savunurlar. Teori 1980 ve 90 yıllarında ortaya çıkmaya başlamıştır. Teoriyi savunanlara eşitsiz güç ilişkileri çeşitli zamanda ve her toplumda görülebilmektedir. Feministler, en çok realizm teorisini eleştirirler bunun sebebi realistlerin güç odaklı inanışlarının erkek ögeleri temsil etmesidir.

Uluslararası İlişkiler Teorileri nelerdir?

Disiplinin bir diğer teorisi sosyalizm olmaktadır. Teorinin başlangıcı antik düşünce tarihine kadar gidebilse de tam bir teori olarak ortaya çıkışı on dokuzuncu yüzyıla dayanmaktadır. Sosyalizm kapitalizme karşıt bir teori olarak ortaya çıkmıştır. İşçilerin ve hakkı yenen esnaf ve sanatkârların şikâyetlerini dile getirmek amacı ile ortaya çıkmıştır. Teorinin odak noktası bireyleri bir araya getiren toplum kavramıdır. Bireysel kimlik sahip olunan toplum ilişkisi sonucu şekillenmektedir. Merkezi değerlerden bir diğeri de eşitliktir. Sosyalistler toplumsal sınıfları eşitsizlik yaratan bir sorun alanı olarak görmektedirler. Sosyal inşacılar bireyler arasında kollektifvizmi destekler çünkü onlara göre bireylerin rekabeti toplum için olumlu bir öge olmamaktadır. Sosyalizm toplumsal ve uluslararası devrim olabilmesi için işçi sınıfını bir numaralı aktör olarak görmektedir.

Sonuç olarak uluslararası ilişkiler disiplini içerinde yer alan bu teoriler ortaya çıkış tarihleri itibari ile devlet arası ilişkileri analiz etmede kullanıştır. Teorilerin analizleri devletten devlete ve toplumdan topluma değişmekte ve farklı sonuçlar vermektedir. Ek olarak günümüz şartlarında yeni mevcut teorilere ek olarak yeni teorilerin üretilmesi de gelecek yıllarda mümkün olabilmektedir.

Tuzla Gazetesi Ekonomi Köşesi

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.