DOLAR 15,8769
EURO 16,8435
ALTIN 942,56
BIST 2.372,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Açık
İstanbul
22°C
Açık
Cts 22°C
Paz 23°C
Pts 22°C
Sal 23°C

Türk Birliği (TURAN) Düşüncesi

Türk Birliği (TURAN) Düşüncesi
20.04.2022
1.270
A+
A-

Türk Birliği (TURAN) Düşüncesi

Türk Birliği (TURAN) Düşüncesi; Türk Birliği Hareketi, Atatürk’ ün doğduğu dönemden başlayarak, Atatürk’ ün çocukluk ve gençlik dönemlerini de ele alan bir yapı içerisinde sunulmuştur. Bu süreçte Türk birliği kapsamı ile temel bir milli birlik ve beraberlik sürecini Osmanlı Devleti’nin yıkılış sürecinde yeniden hareketlendirme çabaları ile ortaya çıkarmışlardır. Türk Birliği hareketinin ve bu düşüncenin aynı zamanda milli birlik ve milli mücadeleye de yeni Türk devletinin kurulma zamanlarında çok büyük bir katkısı bulunmuştur.

Türk halkının bağımsızlık gücünü oluşturma konusunda, Türk birliği düşüncesi büyük önem taşımaktadır. Osmanlının yıkılma sürecinde ortaya çıkan ve bununla birlikte devletin yıkılma sürecinin uzatılmasına çare olarak ya da yıkılmakta olan devletin yeniden toparlanma çaresi olarak sunulmuştur. Birçok hareket ve akım da içerisinde bulundurmaktadır. Osmanlıcılık fikri ve İslamcılık fikri bunlardan yalnızca ikisidir. Müslümanların ayaklanmaları ya da gayrimüslimlerin ayaklanmaları ile bu iki düşünce de anlamsızlık kazanmıştır.

Bunun yerine de Türk temasına ve Türklüğe hitap edecek yeni bir düşünce akımının bulunması elzem olmuştur. Türk toplumunda yenileşme hareketi de bu Türk birliği düşüncesi ile ortaya çıkmış temel bir adım olmuştur. Türk birliğinin düşüncesinin ortaya çıkması İsmail Gaspıralı ile hayat bulmuştur. “Dilde, fikirde, işte birlik” sloganı ile Osmanlı Devleti’nin kötü gidişatına çare olmak amacı ile ortaya atılan Türk birliğinin temel prensibi olmuştur. Bu çalışmada da her insanın kendi dünyasına göre şekillenen Türk Birliği düşüncesi, İsmail Bey’in perspektifinden yorumlanmaya çalışılmıştır.

Cedit Hareketi

Cedit hareketi ya da ceditcilik adı verilen bu hareket ilk Türk aydınlanma hareketi olarak karşımıza çıkmaktadır. 19. Yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış olan bir hareket akımıdır. Bu hareket ilk etapta dini alanda yenileşme ile kendini göstermiştir. Eğitim ve öğretim alanındaki yenilikler ve dini yapı düşüncelerinde Türkçülüğün önemi de ortaya atılmıştır.

 

“Bu hareketin önde gelenlerinden Abdülnâsır Kursâvi (1770-1814), Şihâbeddin Mercâni (1815-1889), Abdulkayyum Nasır (1824-1907) ve Hüseyin Feyizhâni (1826-1866) sayılabilir. Bu hareket genelde Rusya’daki Türk halklarında meydana gelen iktisadi değişikliklerin sonucunda ve bunların etkisi ile canlanan bir uyanış, yenilik hareketidir. Daha sonra Usul-ü Cedit hareketi Türk dünyasının tümüne yayılma yolları aramıştır.” (Uzun, Turgay, İlk Türk Aydınlanma Hareketi: Ceditcilik ve İsmail Gaspıralı )

 

Ceditçilerin karşılığı olarak eski usul eğitim ve öğretim ile avunan kadimciler ortaya çıkmış ve bu hareket ilk alandan itibaren zorlu bir sürecin etkisi altına girmiştir. Usulü Cedit ismi ile yenilik kazandıran bir çalışmalar sonucunda Türk Birliği düşüncesinde yeni bir hareketlilik kazandırılmasına ön ayak olmuş bir durum ortaya çıkmıştır. Bu durumun ilk olarak Tatarlardan çıkması ve Tatarların da Osmanlı toplumu ile benzerliklerinin bulunması ile birlikte, Türkçülük akımı kendine ilerleyebilecek bir alan yaratmıştır. Bu düşünce, Türk milli bilincinin tam manası ile gelişimine katkı gösteren bir durum ortaya çıkarmıştır.

 

Türk Birliği (TURAN) Düşüncesi; Türk milliyetçiliğinin düşüncesi aslında temel manası ile birlikte hem Osmanlı aydınları tarafından hem de Rusya’dan Osmanlı’ya gelmiş olan aydınlar tarafından Osmanlı Devleti içerisinde hızlı bir şekilde yayılma imkânı bulmuştur. 1908 devriminin ardından İstanbul’ da yeni aydın isimlerinin ortaya çıkması da bu fikir birliğinden ileri gelmektedir. Yusuf Akçura, Hüseyinzade Ali, Ayaz İshaki Halim Sabit, Ahmet Ağaoğlu, Abdürreşid İbrahimov da bu yeni nesil aydınları arasında o dönemde var olmuştur.

İsmail Gaspıralı Kimdir?

İsmail Gaspıralı 8 Mart 1851 yılında doğmuştur. Aslen Kırımlıdır. Medrese eğimi ile eğitim ve öğretim hayatına başlamıştır. Ancak sonrasında ise Rus okuluna gitmiştir. Moskova Askeri Okulunu kazanmış ancak bu okulu tamamlamamış ve okulu yarıda bırakmıştır. Bu dönemde Slav milliyetçiliği hareketinin en önde isimlerinden olan Katkov ile yolları kesişmiş ve onun fikirlerinden oldukça etkilenmiştir. Rus milliyetçiliğini yakından tanıma dönemin önde gelen isimlerinden esinlenerek meydana gelmiştir.

 

İsmail Gaspıralı, temel manası ile Türk Birliği düşüncesinin ve Türk hareketinin önde gelen isimlerinden olmuştur. Türkçülük akımının bir ideolojik fikir haline gelebilmesi adına oldukça önemli çalışmaları olmuştur. Türk birliği ulusal bilincinin gelişmesi adına birçok çalışmanın ortaya çıkardığı ulusal bir aydın olarak bilinmektedir.

 

İsmail Gaspıralı’ nın Eğitim Üzerine Çalışması

Gaspıralı, kendi görüşlerini yaymak üzere 1881-1882 yılları arasında “Tonguç”, “Şafak”, “Kamer”, “Ay”, “Yıldız”, “Güneş”, “Hakikat” ve “Latail” olmak üzere bir dizi broşür yayımlamıştır. Bu broşürlerde genel olarak dil sorunu incelenmiştir. Daha sonra bu dönemde ilk ikisi Türkçe olan ve Müslümanlara, coğrafya olaylarını, eğitim sistemlerini, basını, sağlık konularını anlatan, “Mirat-ı Cedid”(Yenilik Aynası) ve “Salname-i Türkî” ile Rusya’daki İslâm toplumunun durumunu ve modernleşme konusunu incelediği, Rusça “Russkoe Musulmanstvo” adlı üç eser yazmıştır. Gaspıralı, bu eserinde, Ruslar ve Türkler arasında eşitliği savunmuş ve Rusların asimilasyon politikasına açıkça karşı çıkmıştır.” (Uzun, Turgay, İlk Türk Aydınlanma Hareketi: Ceditcilik ve İsmail Gaspıralı )

Görüldüğü üzere Gaspıralı’nın eğitim üzerine oldukça önemli çalışmaları bulunmaktadır. Aslında bu çalışmaların altında yata temel sebep Gaspıralı’nın bir Tatar Türkü olmasından kaynaklıdır. Tatarların okuma ve yazmaya verdikleri önem ve eğitim ile öğretim alanında her zaman ileri görüşlülüğü, millet olarak Gaspıralı’ ya da sirayet etmiştir. Bu vesile ile eğitim ve öğretimin önemini en başından itibaren anlamıştır. Bir düşüncenin yayılmasının en temel özelliği de eğitim ve öğretimden geçmektedir. Eğitimin değişmesi, milletin değişilmesi anlamına gelir. Eğitim ve öğretim ile birtakım düşünceler halka yansıtılabilir ve onların da bu konuda eğitilmeleri sağlanabilir.

 

İsmail Gaspıralı ve Dilde Fikirde İşte Türk Birliği (TURAN) Düşüncesi

İsmail Gaspıralı’ nın bir hayali vardır. Bu hayali gerçekleştirmek adına da temel manada üç aşamalı birlikten söz eder. Bunların ilki dilde birlik, ikincisi fikirde birlik, üçüncüsü ise işte birliktir. Bu birlik kavramlarına açıklık getirmek gerekirse ilk etapta dilde birliği açıklamak önemlidir.

Dilde birlik, bütün Türk halkının temel prensipte Türkçe konuştuğunu kabul eder. Ancak belirli şive ve lehçeler bulunmaktadır. Bu şive ve lehçelerin ortadan kaldırılması ile birlikte özgün ve sade Türkçe konuşulması sağlanmış olabilir. Bunun dışında, okuma dili ve yazma dilinde de Türkçeye önem verilmesi ve bu alanda sadeleşmeye gidilerek tek bir dilaltında toplanmayı ifade etmektedir. Özellikle Osmanlı Türkçesi dönem bazında değerlendirilirse, Arapça ve Farsça dillerinin karışımı olarak ortaya çıkmış bir dildir.

Osmanlı Türkçesinin de öz Türkçeye çevrilmesi ve dilde bulunan Arapça sözcüklerden ya da Farsça sözcüklerde arındırılması gerekmektedir. Bu görüşlerini İstanbul Gazetesi’nde açıkça ifade ederek kendisine dilde sadeleşme ve dilde birlik alanında geniş bir kitle bulmuştur. Ona göre, tüm birlik dilde başlamaktadır. Dilde birlik olduktan sonra fikirde birlik de dilin etkisi ile birlikte gelişir. Aynı dili konuşan ve aynı dil ile yazma ve okuma yapan kişiler, aynı şekilde düşünmeye başlar. Bu da fikir birliğini beraberinde getirir. İşte birlik ise, ortak bir amaç uğruna ortak hareket etme eylemini barındırmaktadır. Bununla birlikte dilde, fikirde ve işte birlik temel anlamı ile İsmail Gaspıralı’ya ait bir ideoloji olarak Osmanlı Devletinde döneminde büyük yankı uyandırmıştır.

Bir süre sonra Yusuf Akçura ile tanışması ve onun da Türk Birliği fikir hareketine verdiği destek eğilimi ile birlikte yeni bir dinleyici ve okuyucu kitlesine ulaşmışlardır.

İsmail Gaspıralı’nın Türk Birliği Düşüncesi

Türk birliği düşüncesi kapsamında birçok ittifak kurulmuştur. Temel ittifakların başında da Gaspıralı ve Akçura’nın yapmış olduğu ittifak gelmektedir. Ancak bu arada bir fikir ayrılığı da yok değildir. Yusuf Akçura, ortaya atılan fikrin bir siyasi düşünce olmasını ve siyasi boyutta ilerlenmesi gerektiğini düşünmüştür. Ancak Gaspıralı; bu duruma karşı çıkmış ve dilde, fikirde, işte birlik sloganı ile siyasallıktan uzak halkı temel alan bir ideoloji üstlenmiştir. Bu hareketin bir dil hareketi, din hareketi ve kültür hareketi olarak kalmasının sınırlarını çizmiştir.

Gaspıralı, “Rusyadaki Müslümanlar” makalesi ile Türklerin geri kalma nedenlerini araştırmış ve dil birliğinin gelişme için gerekli olduğunu vurgulamıştır. Gaspıralı, Rusya dışında, Müslümanların ve Türklerin birliğini ve gelişmesini sağlamaya yönelik konferanslar vermiş, Müslümanların bulundukları ülkelerin ekonomik hayatına katılması yoluyla ancak gerilikten kurtulacaklarını ve güçlü birer topluluk olacaklarını söylemiştir. Rusya’da toplanan kongrelerden sonra, Gaspıralı’nın Mısır’da uluslararası bir Müslüman Kongresi düzenleme girişimleri ise sonuçsuz kalmıştır. Rusya’da 1905 devriminden sonra yaşanan gelişmeler Türkçü aydınların çalışmalarını yakından ilgilendirmektedir. Anayasanın ilanı ile başlayan kısmi özgürlük ortamı birçok Türkçü aydının rahat bir çalışma ortamı bulmasına ve siyasal görüşlerini yüksek sesle ifade etmelerini sağlamıştır. Bu doğrultuda, değişik Türk topluluklarında mitingler ve toplantılar düzenlenmiş, milliyetçi hareketin önderleri bu toplantılarda konuşmalar yapmışlardır.” Uzun, Turgay, İlk Türk Aydınlanma Hareketi: Ceditcilik ve İsmail Gaspıralı.

Türk Birliği (TURAN) Düşüncesi GERÇEKLEŞİYOR mu?

Türk Birliği düşüncesi, bu fikirler doğrultuşunda ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti’nin kötü gidişatına uygun nitelikte ortaya çıkması ve bununla birlikte profesyonel bir düşünce ve ideoloji olma yolunda ilerlemesi ile devam etmiştir. Çıkmış olduğu dönem Osmanlı Devleti’nin yıkılma sürecini kapsadığı için hasta adam olarak adlandırılan Osmanlı Devleti’nin ardından kurulacak olan Türk devletinin hızlı ve ilerlemeci bir gidişat içerisinde olması ile büyük yol kat etmiş bir düşünce olarak varlığını korumuştur.

Türk Birliği ile birlikte Milli Mücadele ruhu da bu kapsamda ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Çünkü Kurtuluş Savaşında ve 1. Dünya Savaşı döneminde ortaya çıkan bu düşünce, milli mücadele ruhu ile birlikte büyük adımların atılmasına katkı sağlamıştır. Bütün Türkleri, Türkçülük altında toplamış ve bu birlik beraberlik ile birlikte Türkiye’ de yaşayan yani o dönemin Osmanlı Devleti’nde yaşayan, aynı dili konuşanı, aynı amaç uğruna çalışma gösteren kişilerin bir arada bulunmasına vesile olmuştur. Düşünce birliği ve fikir ve iş birliği de bundan ileri gelmektedir. Bütün milletin tek bir amaç için yani bağımsızlık uğruna savaşmalarından tek bir amaç doğrultusunda yani ülkesini kalkındırması amacı ile çalışma yürütmesine kadar birçok alana katkı sağlamıştır.

Türk Birliği Üye Ülkeler Hangileridir?

Türk Birliği düşüncesi Gaspıralı ile ortaya çıkmış olsa da birçok açıdan başta Jön Türklerin ve Osmanlı aydınlarının desteği ile birlikte vücut bulmuştur. Bu aydınların ülke geneline bu ideolojiyi yaymaları ve benimsetmeleri de büyük uğraşlar sonucunda olmuştur. Herklesin tek bir millet ve kültür çatısı altında toplanmasına yönelik akılcı bir ideoloji olmuştur.

20.yüzyılın başından itibaren güçlenerek devam eden İslamcılık Akımı, temel anlamda Türk Birliği düşüncesinin kazandığı ivmeye bir miktar darbe vurmuştur. Ekonomik anlamda daha üst düzeyde bulunan kişi ve kurumları kendi içinde toplayan İslamcılık, Türk Birliği düşüncesinin son yıllarda bir kenara itilmesini ve masonları ve liberalleri içeren Batıcıların da bu fikre karşı durmaları bu fikir açısından önde gelen engellerdendir. Yakı tarihte devlet yönetiminde daha söz sahibi olan Batıcılar ve İslamcılık anlayışına sahip kasaba halkın şehirli halkı kadar toplum üzerinde söz sahibi olamaması, Türk Birliği düşüncesi için en büyük sorun olmayı devam ettirecektir. Son Günlerde Rus Basını Duyurdu başlıklı haberimizde bu konu tartışılır hale geldi.

 

Kaynak:

AKAR, M. D. (1994). Türk Dünyası Çağdaş Edebiyatı. İstanbul: Yesevi Yayınları.

Mardin, Ş. (1985-1908). Jön Türklerin Siyasi Fikirleri. İstanbul: İLETİŞİM Yayınları.

OBA, A. E. (1994). Türk Milliyetçiliğinin Doğuşu. İstanbul: İmge Yayınları.

ORTAYLI, İ. (1968). Çarlık Rusyasında Türkçülük Hareketi ve Gaspıralı İsmail Bey. Ankara.

UZUN, T. (1984). İlk Türk Aydınlanma Hareketi. Ankara: Ulus Yayınları.

Tuzla Gazetesi Blog

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.