1. Haberler
  2. Genel
  3. Bir Garip Neşet Ertaş Kimdir

Bir Garip Neşet Ertaş Kimdir

Bir Garip Neşet Ertaş Kimdir
Bir Garip Neşet Ertaş Kimdir

Bir Garip Neşet Ertaş Kimdir?

Bir Garip Neşet Ertaş Kimdir nerelidir; Abdallık kültürün son ve büyük temsilcisi, bozlak tarzı ile yazmış ve söylemiş olduğu türkülerle gönülleri kazanan, halktan yani bizden biri, Bozkırın Tezenesi olan Neşet Ertaş’ın ölümünün üzerinden tam tamına 10 yıl geçti. Her ne kadar zaman geçerse geçmiş olsun hâla türküleriyle yaşayan ve yaşatılmaya devam edilen biridir Neşet Ertaş. Bu denli hâla çok sevilen bir üstat olmasının en büyük nedeni ise bizden biri olmasıdır. Bir Garip Neşet Ertaş Kimdir? Gerek konuşma tarzı gerek Anadolu halkına ithaf etmesi gerekse yaşantısı ile hâla çok sevilen ve bu özellikleri sayesinde gönüllerde taht kurmayı başarmış bir isimdir.

Türk halk edebiyatının da önemli isimlerinden bir olan Neşet Ertaş, Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesine bağlı olan Kırtıllar köyünde 1938 yılında dünyaya gözlerini açmıştır.  Kendisinin en büyük ustası, babası Muharrem Ertaş olmuş ve ondan almış olduğu eğitim sayesinde bu dünyadan bir Garip Neşet geçmiştir. Neşet Ertaş’ın babası olan Muharrem Ertaş, Kırşehir’de ünlü bir bozlak ustasıdır.

Bozlak kültürü ile yetişmiş ve bünyesinde birçok sanatçı yetiştirmiştir. Bunlardan bildiklerimizden biri Haçı Taşan bir diğeri ise oğlu Neşet Ertaş’tır. Muharrem Ertaş’ın yanında yetişmiş olan Neşet Ertaş hiçbir zaman okula gitme şansı olmamıştır. Yine babasının yanında yetişmiş olan Neşet Ertaş kendi kendine keman, cümbüş ve daha sonra saz çalmayı öğrenmiştir. Babası Muharrem Ertaş’ın yanında gitmiş olduğu düğünlerde hem çalmış hem de söylemiştir.

Neşet Ertaş Nerelidir?

Her usta çırak ilişkisi içerisinde olduğu gibi Neşet Ertaş da kendinden önce gelmiş olan ustalarının türkülerini söyleyerek başlamıştır bu işe. Öyle ki ilk kayıtlarını da babası Muharrem Ertaş’ın türkülerinden yapmıştır. Biz burada Neşet Ertaş ile Muharrem Ertaş arasında bir baba oğuldan daha farklı, daha derin ve daha güçlü bir bağ olduğunu görmekteyiz. Neşet Ertaş’ın şu sözleri “Sanatımın yüzde doksanını babama borçluyum.

Ertaş’ın müzik tarzı, geleneksel Türk halk müziği ve tasavvuf müziğinin etkisiyle oluşmuştur. Şarkıları genellikle aşk, doğa, insanlar ve toplumla ilgilidir. Duygusal ve samimi tarzı, dinleyicileri derinden etkilemiştir.

Neşet Ertaş’ın en ünlü şarkılarından biri “Gönül Dağı”dır. Bu şarkı, Türkiye’de ve dünya çapında tanınmıştır ve birçok sanatçı tarafından coverı yapılmıştır.

Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.”* aralarındaki derin bağı gözler önüne sermektedir.  Neşet Ertaş, kariyerine ilk kez TRT Ankara Radyosu’nda Yurttan Sesler adlı programda “Geleli Gülmedim Ben Bu Cihana” adlı türküsünü söyleyerek Türk halkına kendisini tanıtmış ve Türk halkının ilgisini çekmiştir. Usta bir elden çalıp söylemeyi öğrenen Bir Garip Neşet’in bu bozlak tarzı türküsünün ilk dörtlüğü şu şekildedir:

“Geleli gülmedim ben bu cihana

Çektiğim ah ile zardır yareden

Griftar olmuşum da (of.) bunca

Çektiğim ah ile zardır yareden.”

Neşet Ertaş Türküleri

Neşet Ertaş’ın söylemiş olduğu bu türkü de bozlağın tanımı olan; acıyı, feryadı haykırdığını çok güzel bir şekilde görmekteyiz. Abdallık kültürünün önemli bir ismi olan Neşet Ertaş bozlak tarzı türkülerinin, Türk Halk Edebiyatına çok büyük katkılarının olduğunu söyleyebiliriz. Türk Halk edebiyatının bu türünü en güzel şekilde temsil ettiğini söylememiz mümkündür. Öyle ki Neşet Ertaş, UNESCO’nun ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ ne girmeye değer görülmüş bir isimdir. Türk Halk Edebiyatın önemli isimlerinden biri olan ve UNESCO Türkiye Milli Komisyon Başkanı olan Prof. Dr. M. Öcal Oğuz, Uluslararası Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş Sempozyumu açılışında şu sözleri kullanmıştır:

“O, gerek izlenebilen hayatı gerekse verdiği eserlerinde hiçbir şekilde insanlık âlemi olarak içimizden birini hedefleyerek barış ve diyalog kültürüne zarar kültürüne zarar verecek, birilerini ötekileştirecek bir iş ve eylemin içinde olmamıştır. Bir halkbilimi uzmanı veya bir UNESCO çalışanı olarak ben onun türkülerinde barışa ve diyaloga zarar veren bir ima veya mesaj görmedim. Dolayısıyla o, UNESCO’nun kuruluş ideali olan barış kültürünü, insanlığın diyalog içerisinde birbirlerini sevmesi kültürünü sanatı ile aşılamaya çalışan bir gönüllü ‘UNESCO Elçisi’ idi. Neşet Ertaş, UNESCO’nun barış ve diyalog değerlerini ve Anadolu’nun ulu ozanlarının hoşgörüye yönelik evrensel mesajlarını kendi sadeliği ve mütevaziliği ile ‘türkü sanatı’ içinde yorumladı, özleştirdi ve gelecek kuşaklara aktardı.”**

Bir Garip Neşet Ertaş Kimdir nerelidir?

Prof. Dr. M. Öcal Oğuz’un, sempozyumda yapmış olduğu bu konuşmadan da anlıyoruz ki Türk Halk Edebiyatı açısında da önemli bir isimdir Neşet Ertaş.

Bir Garip Neşet Ertaş Kimdir? Abdallık geleneğini, özünde göçebe yaşam tarzını benimsemiş insanlardan oluşmaktadır. Neşet Ertaş’ta 12 yaşındayken annesini kaybettikten sonra babası ve kardeşleri ile birlikte bir müddet göçebe bir hayat yaşamışlardır. Abdallık geleneğinin son büyük temsilcisi olan Neşet Ertaş da yaşamış olduğu göçebe yaşam tarzı ile, usta çırak ilişkisiyle yetişmiş olması, kendi kendine enstrüman çalmayı öğrenmesi ve bozlak tarzı türküler söylemesi ile abdal olduğunu bizlere kanıtlamaktadır.

Öyle ki mahlas olarak ‘Garip’ kelimesini kullanmasında bir abdal olmasının etkisi büyüktür. Neşet Ertaş, soyadı yokken kendilerine garip dendiğini yani ezilmiş hor görülmüş olduklarını abdal diye nitelendirilmiş ve aşağılanmış olduklarını bu garipliğin kendisinde kalmış olduğunu bu yüzden de Garip mahlasını kullandığını ifade etmiştir.

Neşet Ertaş öyle bir isimdir ki yaşayan bir efsane gibidir. Çekmiş olduğu her sıkıntıyı acıyı şarkılarında dile getirmiş ve bizlerin duygularına tercüme olmuş ve hâla olmaya devam etmektedir. Mahlası gibi ‘Garip’tir. Hayatta her acıdan tatmıştır ve türkülerine bunları yansıtıp feryadını, kederini, acısını haykırmıştır. Mütevazi kişiliği ile duruşu ile de bize bunu yansıtmıştır.

Neşet Ertaş, gerek Türk Halk Müziği gerek Türk Halk Edebiyatı gerekse Türk Halkı için önemli ve devleşen bir isim olmuştur. Neşet Ertaş’ı, Türk halkının özellikle Anadolu coğrafyasındaki insanların bu denli çok sevmelerinin en büyük sebebi ise yaşanmış olan sıkıntıların, acıların ortak olmasıdır. 12 Eylül 2012 tarihinde mesane kanserinden dolayı Bir Garip Neşet bu dünya artık gözlerini kapamıştır. Kendisinin de türküsünde söylediği gibi “Ah Yalan Dünya”*** artık dünya Neşet Ertaş’a gerçekten yalan olmuştur. Ölümünün 10. yıl dönümünde saygı, sevgi ve özlemle…

*Neşet Ertaş

**Prof. Dr. M. Öcal Oğuz

***Neşet Ertaş

Tuzla Gazetesi / Sümeyye Nur GÜNDÜZ.

Bir Garip Neşet Ertaş Kimdir

Yorumlar kapalı.

Bizi Takip Edin